Tom'un para kazanmak için başka bir yol bulması gerekiyor.Tom needs to find another way to make money.
Tom, kazanmak için ne gerekiyorsa yapacaktır.Tom is going to do whatever it takes to win.
Tom muhtemelen kazanmaya çalışmayacak.Tom is likely not even going to try to win.
Tom eğer kazanmazsa üzgün olacak.Tom is going to be upset if he doesn't win.
Tom asla bir daha kazanmana izin vermeyecek.Tom is never going to let you win again.
Tom muhtemelen bugün kazanmayacak.Tom is probably not going to win today.
Tom, Mary'nin kazanmadığını söyledi.Tom said that Mary didn't win.
Tom'un biraz para kazanması gerekiyor.Tom needs to make some money.
Tom, Mary'nin kazanmasına izin verecek.Tom is going to let Mary win.
Tom, badminton oynarken hiç kazanmadığını söyledi.Tom said he didn't ever win when he played badminton.
Tom, satranç oynarken sık sık kazanmadığını söyledi.Tom said he didn't often win when he played chess.
Tom, badminton oynadığında hiç kazanmaz.Tom doesn't ever win when he plays badminton.
Tom satranç oynarken sık sık kazanmaz.Tom doesn't often win when he plays chess.
Tom para kazanmanın başka bir yolunu buldu.Tom has found another way to make money.
Tom muhtemelen Mary'nin kazanmasına izin verecek.Tom is likely to let Mary win.
Tom asla kazanmayacağını söylüyor.Tom says he won't ever win.
Tom, kazanmamı istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want me to win.
Yarışı kazanmamı bekliyordum, ama kaybettim.I expected to win the race, but I lost.
Kazanma şansım yok.I don't stand a chance of winning.
Satrançta neredeyse hiç kazanmam.I almost never win at chess.
Bir kazanma şansım var.I have a chance of winning.
Kazanmak için bir şansım var.I have a chance of winning.
Neredeyse kazanmadım.I almost didn't win.
Daha fazla para kazanmak istiyorum.I want to earn more money.
Daha fazla para kazanmam lazım.I need to earn more money.
Sami kazanmak istedi.Sami wanted to win.
Sami bu maçı kazanmayacak.Sami won't win this game.
Sami bu oyunu kazanmayacak.Sami won't win this game.
Sami bilincini geri kazanmadı.Sami didn't regain consciousness.
Sami bilincini hiç geri kazanmadı.Sami didn't regain consciousness at all.
Sami velayet davasını kazanmak üzereydi.Sami was about to win the custody case.
Sami, Leyla'yı öldürdü, çünkü Leyla velayet davasını kazanmak üzereydi.Sami killed Layla because she was about to win the custody case.
Sami, babasının saygısını kazanmak için çok çalıştı.Sami worked very hard to earn his father's respect.
Sami, Leyla'nın güvenini kazanmayı denemeye devam etti.Sami kept trying to earn Layla's trust.
Sami piyangoyu kazanmak istedi.Sami wanted to win the lottery.
Tom'un güvenini kazanmalısın.You need to earn Tom's trust.
Tom'un kazanmasına izin vermem gerekirdi.I should've let Tom win.
Gerçekten kazanmayı mı bekliyorsun?Do you really expect to win?
Tom'un kazanmasını gerçekten umuyor musun?Do you really expect Tom to win?
Herkes Tom'un kazanmayacağını biliyor.Everyone knows that Tom won't win.
Tom'un kazanması muhtemel değil, değil mi?Tom isn't likely to win, is he?
Muhtemelen kazanmayacaksın, değil mi?You aren't likely to win, are you?
Çok para kazanman ne kadar önemli?How important is it for you to make a lot of money?
Tom, Mary'nin kazanmayacağını düşündüğünü söylüyor.Tom says he thinks Mary isn't going to win.
Tom çabucak çok para kazanmak istedi.Tom wanted to make a lot of money quickly.
Bir kupa kazanmak Tom'u mutlu etti.Winning a trophy made Tom happy.
Tom kazanmakta kararlı, değil mi?Tom is determined to win, isn't he?
Tom'un yarışı kazanması tamamen şans eseriydi.It was pure chance Tom won the race.
Hiç bir şey kazanmadım.I've never won anything.
Tom'un kazanma şansı ne kadar?What are Tom's chances of winning?
Kazanmayı hak ettin.You deserved to win.
Sen kazanmayı hak ettin.You deserved to win.
Kazanmayı hak ettin sen.You deserved to win.
İran hiç savaş kazanmadı, ama hiç müzakere de kaybetmedi.Iran never won a war, but never lost a negotiation.
Seçimi kazanma şansı yok denecek kadar az.There is little, if any, hope that he will win the election.
Seçimi kazanma ihtimali çok ama çok zayıf.There is little, if any, hope that he will win the election.
Daha çok para kazanmak için iş değiştirdi.He changed jobs to earn more money.
Tom'un erkekliğini geri kazanmasına yardım etmeye çalışıyoruz.We're trying to help Tom reclaim his masculinity.
Yarışı kazanmasının ardından çok sevinçli olmalı.He must be very happy after winning the race.
Kazanma şansım zayıf.My chances of winning are slim.