Ne kadar az kazanırsan o kadar az kaybetmek zorundasın.The less you have, the less you have to lose.
Ne kadar kazanırsan o kadar kaybetmek zorundasın.The more you have, the more you have to lose.
Geçen yılki güzellik yarışmasında kazananın adının ne olduğunu biliyor musunuz?Do you know what the name of last year's beauty pageant winner is?
Küçük bir kazanım, büyük bir kayba yeğdir.Better a small gain than a great loss.
Biri birçok çatışmayı kazanabilir ama savaşı kaybedebilir.One can win several battles but lose the war.
Yarına kadar, seçimleri kimin kazandığını bileceksiniz.By tomorrow, we'll know who won the elections.
O, Tunus'a ücretsiz bir gezi kazandı.He won a free trip to Tunis.
Dün, halam görüşünü yeniden kazandı.Yesterday, my aunt regained her sight.
Amerika Birleşik Devletleri FIFA'nın Bayanlar Dünya Kupasını kazandı.The U.S. has won FIFA's Women's World Cup.
Bugün hala seçimi kimin kazandığını bilmiyoruz.Today we still don't know who won the election.
O yarışı bir kere daha kazandı.He won the race once again.
Fare yarışı ile ilgili sorun kazansan bile, hâlâ bir faresin.The trouble with the rat race is that even if you win, you're still a rat.
Sen kazanmayacaksın.You won't win.
Nasıl kazandık?How did we win?
Tom kolayca kazandı.Tom easily won.
Pokerden henüz 2 milyon kazandım.I've just won 2 million in Poker!
Bu kazandığımız anlamına mı geliyor?Does that mean that we won?
Kazanın nedeni, cihazın soğutma sistemindeki bir arızaydı.The accident was caused by a fault in the refrigeration system of the appliance.
Üniversiteyi kendi yolumla kazandım. Şimdi bir şampiyon gibi çalışma zamanı.I've won my way into University. Now it's time to study like a champ.
Bugün seçimleri kimin kazanacağını hâlâ bilmiyoruz.Today we still don't know who will win the elections.
Seçimi kimin kazanacağını düşünüyorsun?Who do you think will win the election?
Kazanan henüz açıklanmadı.The winner hasn't yet been announced.
Kazananlar ne zaman açıklanacak?When will the winners be announced?
Tom'un mahkumiyeti temyiz oldu ve kazandı.Tom appealed his conviction and won.
Tom tartışmayı kazandı.Tom won the argument.
Tom biraz daha çabalasaydı kazanabilirdi.Tom could've won if he'd tried a little harder.
Sanırım bu kazançlı bir anlaşma olabilir.I think that could be a lucrative deal.
Bu triatlonu kazanabilmemin herhangi bir yolu olduğunu sanmıyorum.I don't think there is any way I can win this triathlon.
Müzik çalarak para kazanmaya ne zaman başladın?When did you start making money playing music?
Tom'un kazanmadığına şaşırmıştım.I was surprised that Tom didn't win.
Onların kazanması bekleniyordu.They expected to win.
Biz kazanmayı bekliyorduk.We expected to win.
Onlar kazanmayı umuyor.They expect to win.
Kazanmayı umuyoruz.We expect to win.
Kazanan kendini oldukça iyi hissediyor.Winning feels pretty good.
Tom nihayet bir şey kazandı.Tom finally won something.
Üç pound kazandım.I've gained three pounds.
Tom kazanmamıza yardım etti.Tom helped us win.
Şampiyonluğu kazanmayı umut ediyoruz.We hope to win the championship.
Kazanacağımızı umuyorum.I hope we win.
Ben kazanmayı umuyorum.I hope I win.
Tom'un bu yarışı kazanması gerekir, sanırım.Tom should win this race, I think.
Birkaç turnuva kazandım.I have won several tournaments.
Giants kazandığı için heyecanlıyım.I'm thrilled the Giants won.
Eğer Tom kazanırsa mutlu olurum.If Tom wins, I'll be happy.
Ben burs kazandım.I won the scholarship.
Onların kazanacağını düşünüyorum.I think they'll win.
Tom ayak bileğini yaralamasaydı kazanırdı.Tom would've won if he hadn't injured his ankle.
Biz geçen sezon yalnızca bir maç kazandık.We only won one game last season.
Bu yıl daha fazla para kazanıyoruz.We're making more money this year.
Tom şimdi milyonlar kazanıyor.Tom now makes millions.
Biz para kazanıyoruz.We're making money.
Biz o maçı kazandık.We won that match.
Tom maçı kazandı.Tom won the match.
Biz bunun kazanmasına ihtiyaç duyduk.We needed this win.
Tom'un kazanması gerekiyor.Tom needs to win.
Kazanmak için oynadık.We played to win.
Tom takımımızın kazanacağını tahmin etti.Tom predicted that our team would win.
Tom, Mary'nin kazanacağını öngördü.Tom predicted that Mary would win.
Kaç tane yarış kazandın?How many races have you won?