Ana içeriğe geç
Sözlük

kazan ile cümle

kazan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Biz sadece biraz zaman kazanmaya çalışıyoruz.We're just trying to buy some time.
Size biraz zaman kazandıracağız.We'll buy you some time.
Biraz zaman kazanmamız gerekiyor.We need to buy some time.
Kendimiz daha çok zaman kazanmalıyız.We need to buy ourselves more time.
Burada biraz zaman kazanmalıyız.We need to buy a little time here.
Tom zaman kazanmak zorunda olduğunu biliyor.Tom knows he has to buy time.
Tom bize biraz zaman kazandırdı.Tom has bought us some time.
Tom'un size biraz zaman kazandırdığını duydum.Tom bought you some time, I hear.
Onlar zaman kazanıyordu.They were buying time.
Bu bize biraz zaman kazandıracak.That'll buy us a little time.
O bana biraz zaman kazandıracak.That'll buy me some time.
Bu bize zaman kazandıracak.That will buy us time.
Bu bize biraz zaman kazandırabilir.That could buy us some time.
Sadece biraz zaman kazanmaya çalışıyorum.I'm just trying to buy some time.
Sadece biraz zaman kazanmam gerekiyordu.I just needed to buy some time.
Ben senin bize biraz daha zaman kazandırabileceğini umuyorum.I hope you can buy us some more time.
Kendi arabanı satın almak için yeterli para kazanıncaya kadar arabamı ödünç alabilirsin.You can borrow my car until you make enough money to buy your own car.
Kazançlarımızla güzel bir ev alabiliriz.We could buy a nice house with our winnings.
Tom, piyangoyu kazanırsa, yeni bir ev satın alacağını söyledi.Tom said that if he won the lottery, he'd buy a new house.
Tom piyangoda kazandığı parayla yeni bir araba satın aldı.Tom bought a new car with the money he won in the lottery.
Bu bize çok zaman kazandırmaz.That doesn't give us a lot of time.
Aslına bakarsanız Hawaii gezisini bir ödül olarak kazandım.As a matter of fact, I won the trip to Hawaii as a prize.
Beklendiği gibi ilk sırayı kazandı.As expected, he won first place.
Sence kim kazanacak?Who do you think will win?
Sanırım kazanacak kişi Tom.I think Tom is the one who'll win.
İçimizden biri kazanabilir.One of us could win.
Bizden biri kazanan olabilir.One of us could be the winner.
Tom oyunu kazandı.Tom won the game.
Tom kazanın nasıl olduğunu açıkladı.Tom explained how the accident happened.
Tom benden üç kat daha fazla kazanıyor.Tom earns three times more than me.
Tom benden üç kat fazla kazanıyor.Tom earns three times more than I do.
Tom sokak müzisyeni olarak hayatını kazanıyor.Tom earns his living as a street musician.
Tom yarı zamanlı çalışarak yaklaşık ayda 300 dolar kazanır.Tom earns about $300 a month working part time.
Yeni bir gitar almak için yeterli para kazanmaya çalışıyorum.I'm trying to get enough money to buy a new guitar.
Tom çikolatalı barın yarısını kaybetti ama bir arkadaş kazandı.Tom lost half of his chocolate bar, but he gained one friend.
Bana kimin kazandığını söyle.Tell me who won.
Kazan hakkında Tom'a söyledin mi?Did you tell Tom about your accident?
Belki kazan hakkında Tom'a söylemenin vakti geldi de geçiyor bile.Perhaps it's time you told Tom about your accident.
Nadal zorlu bir tenis maçını kazandı. Maç beş set sürdü.Nadal won a grueling tennis match. It lasted five sets.
Tom çalışanlarının saygı ve bağlılığını kazandı.Tom gained the respect and loyalty of his employees.
Sadece iyimser mi davranıyorsun yoksa gerçekten kazanacağımızı mı düşünüyorsun?Are you just being optimistic or do you really think we're going to win?
Tom yarışı kazanmadı, mükemmel rekorunu mahvetti.Tom didn't win the race, ruining his perfect record.
Tom yarışı kazanamayarak mükemmel sicilini bozdu.Tom didn't win the race, ruining his perfect record.
O bize biraz para kazandırmalı.That should save us some money.
Sadece bana çok zaman kazandırdın.You just saved me a lot of time.
Sana biraz zaman kazandırabileceğimi düşünüyorum.I think I can save you some time.
Tom'un planı bize çok para kazandırdı.Tom's plan saved us a lot of money.
Bu makine zaman kazandırmaya yardım etmeli.This machine should help save time.
Tom kazandığının %80'i tasarruf eder.Tom saves over 80% of what he earns.
Park Street'ten kaçınırsak bu zaman kazandırır.It'll save time if we avoid Park Street.
Sana biraz zaman kazandırmak için bir yolum olduğunu düşünüyorum.I think I have a way to save you some time.
Park Street'ten geçersek zaman kazanırız.We'd save time if we drove down Park Street.
Tom'un tasarımı şirkete milyonlarca dolar kazandırdı.Tom's design saved the company millions of dollars.
Tom'un önerdiği şey hepimize biraz zaman kazandırmalı.What Tom suggested should save us all a little time.
Benim talimatlarımı dikkatli dinlerseniz, size biraz zaman kazandırır.If you listen carefully to my instructions, it'll save you some time.
O şanslıydı ve yarışmayı kazandı.He was lucky and won the competition.
Şanslıydı ve yarışı kazandı.He was lucky and won the race.
Tom, Eurovision Şarkı Yarışmasını kazandı.Tom won the Eurovision Song Contest.
Balık avı yarışmasını Tom kazandı.Tom won the fishing tournament.
Öğrenci konseyi sınıf seçimlerini kazandım.I won the student council class elections.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod