kazanı ile cümle
kazanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom şehirde yaşamak için yeterli para kazanıyor mu?Does Tom earn enough money to live in the city?
Üniversiteye gidersen harcadığından daha fazlasını kazanırsın.You gain more than you spend when you go to college.
İyi bir antrenörle, yüzücü mutlaka kazanır.With a good trainer, the swimmer is bound to win.
Önce bu biradan hoşlanmayabilirsin. Bu sonradan kazanılan bir tat.You might not like this beer at first. It's an acquired taste.
Ben günde 100 Euros kazanırım.I earn 100 Euros a day.
Günahla kazanılırsa, onda herhangi bir kazanç olmaz.Acquired by sin - there's no profit within.
Helal yoldan kazanılmayan kazanç, kazanç değildir.Acquired by sin - there's no profit within.
İngiliz kuvvetleri bu sırada zaferler kazanıyorlardı.British forces at this time were winning victories.
Müttefikler denizde kazanıyorlardı.The Allies were winning at sea.
Savaşın ilk birkaç saati içinde, Birlik güçleri kazanıyorlardı.In the first few hours of the battle, Union forces were winning.
Hükümet, gerekli olandan daha fazla para kazanıyordu.The government was earning more money than it needed.
Almanya savaş alanında kazanıyordu.Germany was winning on the battlefield.
Sarışınlar diğer saç rengine sahip kadınlardan % 7 daha fazla kazanırlar.Blondes earn 7% more than women with any other hair color.
Kriz zamanında nasıl para kazanıldığını bilen biri var mı?Does someone know how to earn money in time of crisis?
Futbolcular çok para kazanır .Football players make a lot of money.
Gazetemizi alın ve Hmelnitski'ye gezi kazanın!Buy our newspaper and win a trip to Khmelnytsky!
Akıllı insanlar hiçlikten nasıl para kazanılacağını bilirler.Clever people know how to make money out of nothing.
Marcel çok sıkı çalışsa da yılda yalnızca 30.000 Kanada doları kazanıyor.Even though Marcel works hard, he only earns 30 000 Canadian dollars per year.
Sizce iyi para kazanıyor muyum?Do you think I'm made of money?
Tom nadiren tartışmaları kazanır.Tom seldom wins arguments.
Tom geçinmek için güçlükle yeterince kazanıyor.Tom just barely earns enough to live on.
Tom kazanın onun dikkatsizliğinden dolayı olduğunu itiraf etti.Tom admitted that it was due to his carelessness that the accident had happened.
Tom Mary'nin iki katı kadar çok kazanır.Tom earns twice as much as Mary.
Tom, Mary'nin kazandığının iki katı kadar çok kazanır.Tom earns twice as much as Mary.
O işte, ayda 500 doların üzerinde kazanıyor.He earns over 500 dollars a month at that job.
O, benim kazandığımın üç katı kadar çok kazanıyor.He earns three times as much as I do.
Tom restoranlar için menüleri çevirerek çok para kazanır.Tom makes a lot of money translating menus for restaurants.
Tom saatte üç yüz dolar kazanır.Tom earns three hundred dollars an hour.
Tom kesinlikle Mary'nin kazandığından daha çok para kazanır.Tom definitely earns more money than Mary does.
O henüz kazanılmadı.It hasn't been won yet.
İyi kötü karşısında her zaman kazanır.Good always wins over evil.
Kötülük her zaman kazanır.Evil always wins.
En fazla, haftada 50 dolar kazanır.At the most, he earns 50 dollars a week.
Tom eğer Mary birkaç pound kazanırsa kafaya takmaz.Tom wouldn't mind if Mary gained a few pounds.
O benim kazandığımdan üç kat daha fazla kazanır.He earns three times more than I do.
O benden üç kat daha fazla kazanır.He earns three times more than me.
O, benim kazandığımdan üç katı daha fazla para kazanır.He makes three times more money than I do.
Onun hangi oyunu oynadığı önemli değil, o her zaman kazanır.It doesn't matter what game he plays, he always wins.
Hangi oyunu oynarsa oynasın, o her zaman kazanır.No matter what game he plays, he always wins.
Kazanın olduğu kavşak buraya yakın.The intersection where the accident happened is near here.
Genellikle büyük adam kazanır.The bigger man often wins.
Umarım takımımız kazanır.I hope our team will win.
Herkes kazanır.Everyone wins.
O bir ayda ne kadar kazanır?How much does he earn in a month?
O zaman kazanıyor.He's gaining time.
Sen benim sempatimi kazanıyorsun.You have my sympathy.
Böyle bir kazanın yeniden olmasını önlemek zorundayız.We have to prevent such an accident from happening again.
Ne kadar kazanırsın?How much do you earn?
Bu şimdiye kadar ilk kez bir ödül kazanışım.This is the first time I've ever won a prize.
İki yarışı da kazanıp kazanmayacağını merak ediyorum.I wonder if he will win both races.
O sadece zaman kazanıyor.He's just buying time.
Para kolay kazanılmıyor.Money doesn't grow on trees.
Birisi bundan ne kazanır?What does one profit from this?
"Tom ne kadar para kazanıyor?" "Nasıl bilebilirim?""How much money does Tom make?" "How would I know?"
Sen iyi para kazanıyorsun, değil mi?You make good money, don't you?
Her ikimizinde rahat bir şekilde yaşaması için yeterli para kazanıyorum.I make enough money for the both of us to live comfortably.
Güven kazanılır.Trust is earned.
Biz kazanıyoruz.We're winning.
Tom kazanıyor.Tom's winning.
Gazino her zaman kazanır.The house always wins.
İlgili Sayfalar