kazançlı ile cümle

kazançlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ödünç para verme bu ülkede kazançlı bir iştir.Money lending is a profitable business in this country.
Köle ticareti kazançlı bir işti.Slavery was a lucrative business.
Sanırım bu kazançlı bir anlaşma olabilir.I think that could be a lucrative deal.
Boston'da bekleme masaları çok kazançlı olabilir.Waiting tables in Boston can be very lucrative.
Boston'da garsonluk yapmak çok kazançlı olabilir.Waiting tables in Boston can be very lucrative.
19. yüzyılda Kızıl Nehir, Çin'e giden kazançlı bir ticaret yolu olarak görülüyordu.In the 19th century, the Red River was thought to be a lucrative trade route to China.
Heras bundan kazançlı çıkıyordu ve etap zaferini kazanmak ve liderliği almak için atak yaptı.Heras profited from this and attacked to take the stage win and the lead.
1970'ler boyunca, korku filmi filmi kazançlı bir tür haline geldi.Throughout the 1970s, the horror film developed into a lucrative genre of film.
Erbiyum katkılı yükseltici ise yüksek kazançlı bir yükselticidir.But after the enjoyment of sensual pleasure is passed, the greatest sadness follows.
Banka kazançlıydı.The bank was profitable.
Bu günlerde jinseng ticareti çok kazançlıGinseng fetches good price these days
Ve bu, çift kazançlı bir A bonosu olur.So this bond becomes a Double A bond.
Haiti, köle ticareti açısından en kazançlı yerdi.Haiti was the most profitable slave colony in the world.
Üç katlı taban çizgisine sahip kazançlı yatırımları destekleyin.Support investments with a triple-bottom-line return.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Declare war on Austria seemed like a win-win for the King.
Ey inananlar! Sizi can yakıcı bir azabdan kurtaracak, kazançlı bir yolu size göstereyim mi?O you who believe, may I offer you a bargain which will save you from a painful punishment?
Sizi can yakıcı bir azabdan kurtaracak, kazançlı bir yolu size göstereyim mi?Shall I show you a trade that can save you from the painful punishment?
Stojiljkoviç, "Sırbistan, siyasi ve mali açıdan, daha az sayıda siyasi partiyle kazançlı çıkardı."Serbia would profit in a political and financial way with fewer parties.
Anlaşmadan Türkiye de kazançlı çıkıyor.Turkey is also gaining from the deal.
Romanya'da düşük riskli, yüksek kazançlı bir iş: insan kaçakçılığıHuman trafficking in Romania -- low risk, high income business
Bizim ülkemizde insan kaçakçılığı az riskli, bol kazançlı bir iş.In Romania, human trafficking occurs at low risk, with high profit.
Hırvatistan'ın turizm sanayii ülkenin en kazançlı sektörü olmaya devam ediyor.Croatia's tourist industry remains the country's most lucrative sector.
Yetkililer geri dönüşümün kazançlı bir iş olabileceğini vurguluyor.Officials are stressing that recycling can be a lucrative business.
Teoride, özelleştirmeden tüketiciler kazançlı çıkar.In theory, privatisation benefits consumers.
İlgili tüm tarafların kazançlı çıktığı çok sayıda alış veriş gerçekleşiyor.The exchanges are numerous and win-win for all concerned.
BH'li dört balık üreticisi kazançlı AB balık ihracat pazarına girmey hazırlanıyor.Four fish producers from BiH are preparing to enter the lucrative EU fish-export market.
Çalıntı havai fişekler Spero'nun en kazançlı işlerinden birisiydi.One of Spero's most lucrative enterprises was selling stolen fireworks.
1750'de Pedro Terreros bu kazançlı damarın kontrolünü ele geçirdi.By 1750, Pedro Terreros had control of this lucrative vein.
O yıl, Ulm'deki lisede öğretmenlik yapmak daha kazançlı olduğu için Ulm'a taşındı.In that year, he moved to Ulm where he had a better-paid job as a teacher at the Gymnasium in Ulm.
Her iki ülke de kazançlı çıkmıştır.Beide Länder profitieren wirtschaftlich voneinander.
Erbiyum katkılı yükseltici ise yüksek kazançlı bir yükselticidir.Un jour, elle vous fera une très bonne supérieure."
Eğer bir kimse Tanrı'nın varlığına inanıyorsa, bundan sonsuz kazançlı çıkacaktır ve çok az kaybı olacaktır.Si vous pariez sur l'existence de Dieu et que Dieu existe, votre gain est infini.
Her iki ülke de kazançlı çıkmıştır.Ambos obtuvieron un triunfo sobre ellos.
Ekonomik boyutta bu kazançlıdır.Questa è solo una parte dei guadagni.
Her iki ülke de kazançlı çıkmıştır.Het verdrag bood beide landen voordelen.
19. yüzyılda Kızıl Nehir, Çin'e giden kazançlı bir ticaret yolu olarak görülüyordu.W XIX wieku rzeka była wykorzystywana jako wodny szlak handlowy.
1970'ler boyunca, korku filmi filmi kazançlı bir tür haline geldi.W 1970 rozgłos zdobył film Był sobie drozd.
19. yüzyılda Kızıl Nehir, Çin'e giden kazançlı bir ticaret yolu olarak görülüyordu.På 1800-talet sågs Röda floden som en möjlig väg till den lukrativa marknaden i Kina.
Her iki ülke de kazançlı çıkmıştır.Oba chtějí samozřejmě vyhrát.
Her iki ülke de kazançlı çıkmıştır.Totusi, cei doi câștigă.
Her iki ülke de kazançlı çıkmıştır.Molemmat maat hyötyvät alueesta.
Her iki ülke de kazançlı çıkmıştır.Ωστόσο, έγινε χρυσό και στις δύο χώρες.
1970'ler boyunca, korku filmi filmi kazançlı bir tür haline geldi.Το 1970 έκανε διεθνή επιτυχία με την ταινία Κατάχρησις Εξουσίας.
Her iki ülke de kazançlı çıkmıştır.Budsjettet skulle også være likt for begge land.
Heras bundan kazançlı çıkıyordu ve etap zaferini kazanmak ve liderliği almak için atak yaptı.Diado utnyttet denne fordelen og gikk til angrep på dem og det harde slaget vedvarte.
Erbiyum katkılı yükseltici ise yüksek kazançlı bir yükselticidir.Memang ibadah itu kalau disertai rasa cukup, memberi keuntungan besar.
Açıkça görüldüğü üzere A ticaretten daha kazançlı çıktı fakat iki taraf da büyüdü.她上台時由前田敦子贈送花束,兩人更在台上熱烈相擁。
19. yüzyılda Kızıl Nehir, Çin'e giden kazançlı bir ticaret yolu olarak görülüyordu.През 19 век Хонгха е изгоден търговски път към Китай.
Geceden üçer ödülle ayrılan Taylor Swift, Justin Bieber ve One Direction törenin en kazançlı isimleri oldular.Taylor Swift, Justin Bieber ir One Direction laimėjo daugiausiai apdovanojimų – po 3.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Declare guerra à Áustria parecia uma win-win para o rei.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Dichiarare guerra all'Austria sembrava un vantaggio per il re.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.오스트리아에게 선포한 전쟁은 왕에게 윈-윈 인 것처럼 보였습니다
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Öserreich den Krieg zu erklären schien eine win-win Situation zu sein für den König.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Sa declare razboi Austriei parea avantajos in orice situatie pentru rege
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Wypowiedzenie wojny Austrii, wyglądało jak korzystna sytuacja dla króla, bez względu na wynik.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.На краля му се струва, че да обяви война на Австрия е абсолютно печеливш ход.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.Оголошення війни Австрії здавалась безпрограшним варінтом для Короля.
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.أعلن الحرب على النمسا بدى قرار ناجح في كل الأحوال بالنسبة للملك
Avusturya'ya savaş açmak kralın gözünden kazançlı duruyordu.革命家たちも、革命の拡大と
Banka kazançlıydı.Банк оказался рентабельным.

İlgili Sayfalar