kazın ile cümle

kazın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Olay onun hafızasına kazınmıştı.The incident was etched in his memory.
Derin bir çukur kazın.Dig a deep hole.
Diller taşa kazınmamıştır. Diller hepimizin sayesinde yaşar.Languages are not carved in stone. Languages live through all of us.
Onun kazını daha fazla zarar vermeden önce pişirmeliyiz.We must cook his goose before he can do any more harm.
Burada bir çukur kazın ve içine altın parçaları koyun.Dig a hole here and put the gold pieces into it.
Kazın ayağı öyle değil.It's not like that at all.
Andronikos neredeyse bütün aristokrasinin kökünden kazınmasını savunuyordu.Andronikos seemed almost to seek the extermination of the aristocracy as a whole.
Görünüşü kar kazına benzer ama yaklaşık %40 kadar daha küçüktür.It is similar in appearance to a white-phase snow goose, but about 40% smaller.
Ve bazı bölgelerden tamamen de kökü kazınmıştır."And he has been almost blotted out already from some areas."
Bu maçı kaçırmamalıyım cümlesi hafızalara kazınmıştır.Entering this code into the game unlocks the song "Memories".
Supikçede Kanada kazına lagiq adı verilir.It assigned them land in the Canadian addition.
Çok sayıda karmaşık ve çok ince bir şekilde kazınmış mühürleri günümüze ulaşmıştır.Many long, straight or gently curved canyons has been found by Dawn.
Film en çok da müziği ile hafızalara kazınmıştır.The music has been mostly forgotten.
Bence bu an hafızalara kazınacak."It resounds with memories."
Dedim, "Gelin, kazın."I said, "Come dig."
Ama bu kısacık ömrüne rağmen Nizipli Halim hafızalara kazınır.Although the series short-lived, Nizipli Halim left his mark.
Kuzey Amerika'daki yatakları kazınca çıkan dinozorlardan çok farklı.It looks nothing like what we would find if we dug in contemporary beds in North America.
Bunlar orada sonsuza dek kazınmıştır --And they're inscribed in there forever --
En beğenilenlerden biriside... ...açıkçası hemen kazınanlar.And the ones that are the most sought after are the ones that are only barely scratched off.
Kafama kazınan şeylerden biriydi bu.(Music) (Video) Narrator:
Bir kazın DNA'sı onun güneye göç etmesini sağlar, değil mi?It's like the DNA of a goose is to fly south in the winter, right?
Çiçek hastalığının nasıl kökünün kazındığını hepimiz gördük.We've seen the eradication of smallpox.
Bu sene de çocuk felcinin kökünün kazındığını görebiliriz.We may see the eradication of polio this year.
Midem kazınıyor.I feel empty.
Ve batıya bakan duvarlar, New York'un akıllara kazınan görüntüsünü yansıtmıyordu.And West-facing didn't have what I think is iconic of New York.
İletişim kurma isteği gibi kafamıza kazınmış bazı sosyal ihtiyaçlar vardır.There's just some basic hard wired social need or I want to communicate with my friends.
Easter Adasındaki arkeolojik kazının öncüsü.She's the leading archaeologist working Easter Island today.
Elişa şöyle dedi: ‹‹RAB diyor ki, ‹Bu vadinin başından sonuna kadar hendekler kazın.He said, "Thus says Yahweh, 'Make this valley full of trenches.'
Çünkü kötülerin kökü kazınacak, Ama RABbe umut bağlayanlar ülkeyi miras alacak.For evildoers shall be cut off, but those who wait for Yahweh shall inherit the land.
RABbin kutsadığı insanlar ülkeyi miras alacak, Lanetlediği insanların kökü kazınacak.For such as are blessed by him shall inherit the land. Those who are cursed by him shall be cut off.
Ama başkaldıranların hepsi yok olacak, Kötülerin kökü kazınacak.As for transgressors, they shall be destroyed together. The future of the wicked shall be cut off.
Sorunu tamamen ortadan kaldırmak için gri ekonominin kökünün kazınması gerekiyor.To fully address the problem, the grey economy must be cut off at the root.
SETimes'a konuşan Klara, ""Hücrede, duvara çiviyle kazınmış bir cümle vardı."There was a sentence written in the cell, carved in the wall with a nail.
Oyunun sonunda, oyundan önce kazın başka çanları da çaldığı ortaya çıkar.In the game’s ending, it is revealed the goose had stolen bells prior to the game.
Yüzeyin altındaki kaya duvarlarındaki kazıntılar, en az üç yeni bakteri filumu ortaya çıkardı.[1]Scrapings from the rock walls beneath the surface yielded at least three new phyla of bacteria.[5]
Beraberindeki yazıtın da yüzü ve bir kısmı kazınmıştı.The face and part of the accompanying inscription were scratched out.
Patras devrimcilerine ait, kentte bir dikilitaş üzerine kazınmış beyanDeclaration by the revolutionaries of Patras, engraved on a stele in the city
Taylor ayrıca alıcı tarafından kazınabilecek genel madalyalar üretti.Taylor also produced general medals, which could be engraved by the purchaser.
John Burnet tarafından kazınmış Waterloo Savaşı da dahil olmak üzere birçok savaş sahnesi çizdi.He painted many battle scenes including a Battle of Waterloo, which was engraved by John Burnet.
Çoğu zaman karın üzerine ya da karın kazındığı çıplak zemine yatmak zorunda kalıyorlardı.Often they had to lie on the bare snow, or on ground scraped bare of snow with a foot.
Bu lezyonlar kazındığı zaman noktasal kanamalar olabilir.Pinpoint bleeding may occur when these are scratched.
Paranın arka yüzünde FELIX (REG) VL (A) harfleri kazınmıştır.Auf der Rückseite sind die Buchstaben FELIX (REG) VL (A) eingraviert.
Kazının son senesi sadece geç devir mezarlık alanında çalışılmıştır.Danach wird es so vorkommen, als seien sie nur kurz in ihren Gräbern gewesen.
Bence bu an hafızalara kazınacak."Vielleicht ist es Zeit für eine Verjüngung“.
Ve bazı bölgelerden tamamen de kökü kazınmıştır."Zudem wurde die Grenze in einigen Bereichen begradigt.
Bu sahne hafızama kazındı.Cette scène est restée gravée dans ma mémoire.
O gün kazınan yaraları ömür boyu taşıdığını ifade etmiştir.Jusqu'au jour où ils (re)découvrirent l'Art interdit : la Nécromancie.
Kapların üzerine ilk süsler kazınarak yapılmıştır.Les pattes antérieures sont denticulées pour faciliter le creusement.
Çok sayıda karmaşık ve çok ince bir şekilde kazınmış mühürleri günümüze ulaşmıştır.Plusieurs d’entre eux ont été couverts de reliures précieuses ou macabres, assez recherchées de nos jours.
Bence bu an hafızalara kazınacak."C'est quelque chose qui restera gravé dans ma mémoire ».
Kazının detayları büyüleyiciydi.Sa bibliothèque était fascinante.
La donna è mobile, Verdi'nin Rigoletto operasının en çok sevilen ve hafızalara kazınan arya'sıdır.Questa o Quella est un air célèbre de l'opéra de Verdi, Rigoletto.
Bu sahne hafızama kazındı.Esa escena quedó grabada en mi memoria.
Eğer renk koyu değilse kazındığında hiç iz kalmayacaktır.Si no tiene olor a sal la nube no serás tú.
Hint kazının Dünya’nın en yüksekten uçan kuşlarından biri olduğu düşünülmektedir.El cóndor californiano es una de las aves voladoras más grandes del planeta.
Bence bu an hafızalara kazınacak."Los recuerdo todos de memoria'".
Görünüşü kar kazına benzer ama yaklaşık %40 kadar daha küçüktür.È simile nell'aspetto all'oca delle nevi di fase bianca, ma è più piccola all'incirca del 40%.
Kar kazının mavi versiyonunun aksine beyaz renk boynunun önüne kadar uzanmaz.Diversamente dal tipo blu dell'oca delle nevi, il bianco non si estende sul davanti del collo.
Hint kazının Dünya’nın en yüksekten uçan kuşlarından biri olduğu düşünülmektedir.L'oca indiana è ritenuta l'uccello che vola più in alto.
Pompei kentindeki buluntularda da duvara kazınmış benzer ilanlara rastlanmıştır.Dall'impasto si ricavano poi degli gnocchi (come se fossero quelli con patate).
İlgili Sayfalar