Kaynama Sıcaklığı [K]Temperatura wrzenia [K]
Kaynama Sıcaklığı [K]Température de vaporisation [K]
Kaynama Sıcaklığı [K]Teplota varu [K]
Kaynama Sıcaklığı [K]Vrelišče [K]
Kaynama Sıcaklığı [K]Σημείο βρασμού [K]
Kaynama Sıcaklığı [K]Температура кипения, K
Kaynama Sıcaklığı [K]Точка кипіння [K]
Kaynama Sıcaklığı [K]Точка на кипене [K]
Kaynama Sıcaklığı [K]טמפ 'רתיחה [K]
Kaynama Sıcaklığı [K]الغليان نقطة K
Kaynama Sıcaklığı [K]沸点 [K]
Molekülün gücü aynı zamanda kaynama noktası ile bağlantılıdır. .Damit die Stärke, und ich zu diesem berührt habe, geht es auch in den Siedepunkt.
Molekülün gücü aynı zamanda kaynama noktası ile bağlantılıdır. .그래서 그 견고성은 끓는점과도 관련있습니다.
Molekülün gücü aynı zamanda kaynama noktası ile bağlantılıdır. .Portanto, porque esses laços são muito fortes, tem uma maior ponto de ebulição.
Ne kadar su varsa kaynamalıydı!Allt vatten borde ha kokat.
Ne kadar su varsa kaynamalıydı!Alt vandet burde have kogt.
Ne kadar su varsa kaynamalıydı!¡El agua debería haber hervido!
Ne kadar su varsa kaynamalıydı!L'acqua lì dentro avrebbe dovuto bollire!
Ne kadar su varsa kaynamalıydı!Qualquer água que houvesse deveria ter fervido!
Ne kadar su varsa kaynamalıydı!Veden olisi pitänyt kiehua.
Ne kadar su varsa kaynamalıydı!Woda powinna już wrzeć!
Ne kadar su varsa kaynamalıydı!Το νερό εκεί μέσα έπρεπε να είχε βράσει!
Ne kadar su varsa kaynamalıydı!Находящаяся здесь вода должна была закипеть!
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.1.5마일 정도 되는 깊이의 깊은 해양에서 거의 끓는 물의 온도에 삽니다.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.A mély óceánban él, körülbelül másfél mérföld mélységben, majdnem forrási hőmérsékleten.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Dia hidup di laut dalam, pada kedalaman sekitar 2.4 km, hampir mendekati suhu air mendidih.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Er lebt in der Tiefsee, ungefähr ein-einhalb Meilen tief, bei nahezu kochenden Wassertemperaturen.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Het leeft in de diepzee, ongeveer 2,5 kilometer diep, bij kokend hete temperaturen.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Il vit au fond des océans, vers 2500m de profondeur, dans des températures de près de 100°C.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Se on syvänmeren eläjä, esiintyy noin 2,5 km syvyydessä, lähes kiehuvan veden lämpötilassa.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Vive nell'oceano profondo, a circa 2500 metri di profondità alla temperatura di ebollizione dell'acqua.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Vive no oceano profundo, a cerca de 3 km de profundidade, a temperaturas perto da ebulição da água.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Żyje w głębi oceanu, ponad 2 kilometry pod powierzchnią, w temperaturze bliskiej wrzenia.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Ζει στον βαθύ ωκεανό, σε περίπου ενάμιση μίλι βάθος, σε σχεδόν θερμοκρασία βρασμού.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.Той живее в дълбоката част на океана, на почти 2,4 километра дълбочина, при почти вряща температура на водата.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.הוא גר באוקיינוס העמוק בעומק שני ק"מ וחצי בערך בטמפרטורה של כמעט רתיחת מים
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.إنه يعيش في أعماق البحار، على عمق حوالي ميل ونصف تقريباً في درجة حرارة غليان الماء.
Okyanusların, yaklaşık bir buçuk mil kadar derinlerinde, neredeyse kaynama sıcaklığında suda yaşıyor.熱湯に近い水温の中で 生息しています この生物種は二酸化炭素を
Sanırım suyun kaynama noktası Fahrenhayt biriminde 212 F idi.אני חושב שטמפרטורת רתיחת המים בפרנהייט היא 212 מעלות.
Şimdi şıp diye görebilirsiniz, tüm Celsius ölçeği suyun donma ve kaynama noktası üzerine kurulmuş.A můžete okamžitě vidět, že celá Celsiova stupnice byla založena na bodu mrazu a bodu varu. A teď, Kelvin.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."A ak Moje zásady by sa dopustil, tak by som upokojiť sa kvôli vám.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."A jeśli moje zasady nie pozwalają na to, bym gotować w dół dla was.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."A pokud Moje zásady by se dopustil, tak bych uklidnit se kvůli vám.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."Dan, jika prinsip saya akan mengizinkan, saya akan redalah demi Anda.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."En als mijn principes zou toelaten, zou ik naar beneden zachtjes koken voor jou.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."E, se i miei principi avrebbe permesso, vorrei calmarsi per il tuo bene.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."És, ha én alapelvek lehetővé tenné azt, azt főzzük meg a te kedvedért.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."Et, si mes principes ne serait-il permis, je serais calmer pour toi.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."In, če bi moja načela, ki ga dovoli, bi jaz kuhamo navzdol za vaše dobro.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."Ja jos minun periaatteiden avulla se, olisin rauhoittua sinun tähtesi.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."그리고, 내 원칙이 그것을 허용면, 난 당신을 위해 싸워라 것입니다.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."Och om mina principer skulle göra det, skulle jag puttra ner för din skull.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."Og hvis mine principper ville tillade det, ville jeg hidse sig ned for din skyld.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."Şi, dacă principiile mele ar permite, aş fierbeti jos pentru binele tău.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."Und wenn meine Prinzipien würde es erlauben, würde ich Simmer Down für Ihr Interesse.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."Và, nếu các nguyên tắc của tôi sẽ cho phép nó, tôi sẽ hầm vì lợi ích của bạn.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."Και, αν τις αρχές μου, θα το επιτρέπουν, θα ήθελα να σιγοβράζει κάτω για χάρη σας.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."И ако моите принципи ще го позволяват, бих къкри заради вас.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."И, если мои принципы позволят, я бы варить вниз ради вас.
"Ve benim prensipleri buna izin olsaydı, ben senin uğruna aşağı kaynamaya olur."І, якщо мої принципи дозволять, я б варити вниз заради вас.