kaynıyor ile cümle
kaynıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Venedik'teki San Marco meydanı yazın hep turist kaynıyor.St Mark's Square in Venice is always swarming with tourists in the summer.
Şehir her zaman turistlerle kaynıyor.The town is always crawling with tourists.
Bu göl alabalık kaynıyor.This lake abounds in trout.
Kahve demliği kaynıyor.The coffeepot is boiling.
Su kaynıyor.The water is boiling away.
O kulübe kertenkeleler ve böceklerle kaynıyor.That hut is crawling with lizards and insects.
Eriyen dondurmanın etrafındaki alan karıncalarla kaynıyordu.The area around the melting ice cream was crawling with ants.
Dükkânı sürekli müşteri kaynıyor.His store is always crowded with customers.
Onun kanı kaynıyor.His blood is boiling.
Çaydanlık kaynıyor.The kettle is boiling.
Çaydanlık kaynıyor olmalı.The kettle must be boiling.
Çay sıcak kaynıyor.The tea is boiling hot.
Bu yer karınca kaynıyor.This place is crawling with ants.
Kek karıncalarla kaynıyordu.The cake was crawling with ants.
Kanım kaynıyordu.My blood boiled.
Yastığın toz akarı kaynıyor.The pillow is crawling with dust mites.
Yatağın toz akarı kaynıyor.Your bed is crawling with dust mites.
Bir keresinde, nihayet Froasted Flakes kutusunu geri aldığında kutu hamamböceği kaynıyormuş.And one time, when he finally got his box of Frosted Flakes back, it was crawling with roaches.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.They put it on fire. It was boiling hot, getting ready to give to the kids.
Gezegenin yüzeyi göktaşları tarafından bombalanıyor, volkan patlamalarıyla kaynıyordu.The planet's surface was bombarded by comets, and ravaged by volcanic eruptions.
Hayat kaynıyor.It's bursting with life.
Etraf muhabir kaynıyor, bu yüzden kapıyı bile açamıyorum.The reporters have all come here, so I can't even open the door.
Hala ortalık kaynıyor.It is still boiling.
İçim kaynıyor, rahatım yok, Önümde acı günler var.My heart is troubled, and doesn't rest. Days of affliction have come on me.
Oraya atıldıkları zaman onun öfkeli homurtusunu işitirler, kaynıyor:When they are cast into it, they will hear it roar and raging
Oraya atıldılar mı duyarlar ki cehennem, kesikkesik nefes almada ve coşup kaynıyor o.When they are cast into it, they will hear it roar and raging
Karadağ'da elektrik anlaşmazlığı kaynıyorElectricity dispute sizzles in Montenegro
Şehir her zaman turistlerle kaynıyor.Die Stadt wimmelt von Touristen.
Dünya deli kaynıyor.Le monde est une cage à fous.
Semaverde su çoktan kaynıyor.In de samowaar kookt het water al.
Bir öç uygulanan bu yerde bir ölüm kazanı kaynıyor.Żyje pełen poczucia winy w cieniu tej śmierci.
Bir öç uygulanan bu yerde bir ölüm kazanı kaynıyor.Ilyen hiba után egy kupadöntőben kivégeznek minket.
Şehir kaynıyordu zira herkes Şehsüvar'ın geçişini görmek istiyordu.Žmonės, išėję į lauką, žiūrėdavo, koks Kalėdų oras.
Ama neyse, halk bunu hala yemiyor. Hala ortalık kaynıyor.Kakorkoli, javnost še vedno ni zadovoljna, v njej še vedno vre.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.Chúng đặt nó lên bếp. Nó được đun sôi, sẵn sàng để đưa cho những đứa trẻ.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.De satte ild til det. Det var kogende varmt, gjorde klar til at give det til børnene.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.Ils l'ont mise sur le feu, ça bouillait beaucoup, ils se préparaient à donner ça aux enfants.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.불에 올려 뜨겁게 끓이며, 아이에게 먹일 준비를 하고 있었습니다.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.L-au pus pe foc, fierbea şi era aproape gata de băut.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.L'hanno messa sul fuoco. Era bollente e pronta per darla ai bambini.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.Lo pusieron al fuego. Estaba hirviendo, preparándose para dárselo a los niños.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.Pamiętam z jaka powagą warzyli miksturę na ogniu, szykując ją do podania dziecku.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.Puseram-na ao lume. Estava a ferver. Estavam a preparar-se para a dar às crianças.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.Sie setzten es aufs Feuer. Es war kochend heiß, fast fertig für die Kinder.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.Ze verhitten het. Het was gloeiend heet, klaar om het aan de kinderen te geven.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.Они варили его на огне. Довели его до кипения, готовясь дать его детям.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.Поставили на вогонь. Він кипів, і вже був готовий, щоб дати дитині.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.הם שמו אותה על האש, זה רתח, והם התכוננו לתת את זה לילדים.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.وضعوها على النار. كانت ساخنة لدرجة الغليات، تُجهز لإعطائها للأطفال.
Ateşe koyuyorlar, kaynıyor, çocuklara vermek için hazır oluyor.子どもに飲ませる準備ができていきます この準備が進む傍ら 僕が協力を要請した-
Bir keresinde, nihayet Froasted Flakes kutusunu geri aldığında kutu hamamböceği kaynıyormuş.A jednou, když dostal svoji krabici cereálií Frosted Flakes zpět, hemžila se žábami.
Bir keresinde, nihayet Froasted Flakes kutusunu geri aldığında kutu hamamböceği kaynıyormuş.Einmal bekam er seine Cornflakes zurück, aber die Schachtel war voller Kakerlaken.
Bir keresinde, nihayet Froasted Flakes kutusunu geri aldığında kutu hamamböceği kaynıyormuş.En gång när han slutligen fick tillbaka sitt paket med flingor var det fullt av kackerlackor.
Bir keresinde, nihayet Froasted Flakes kutusunu geri aldığında kutu hamamböceği kaynıyormuş.E quando ele conseguia de volta a sua embalagem de flocos, ela estava cheia de baratas.
Bir keresinde, nihayet Froasted Flakes kutusunu geri aldığında kutu hamamböceği kaynıyormuş.És egyszer, mire végre visszakapta a Frosted Flakes dobozát, tele volt csótányokkal.
Bir keresinde, nihayet Froasted Flakes kutusunu geri aldığında kutu hamamböceği kaynıyormuş.한번은 브라이언이 저당잡혔던 프로스티(Frosted Flakes) 시리얼을 되찾고 보니 시리얼 상자 안에 바퀴 벌레들이 우글거리고 있었대요.
Bir keresinde, nihayet Froasted Flakes kutusunu geri aldığında kutu hamamböceği kaynıyormuş.Kun hän sai vihdoin takaisin muropakettinsa, se oli täynnä torakoita.
Bir keresinde, nihayet Froasted Flakes kutusunu geri aldığında kutu hamamböceği kaynıyormuş.Một lần, khi ông cuối cùng được nhận lại hộp bánh ngũ cốc, bên trong toàn là gián bò lúc nhúc.
Bir keresinde, nihayet Froasted Flakes kutusunu geri aldığında kutu hamamböceği kaynıyormuş.Og engang, da han endelig fik sin pakke med cornflakes tilbage, var den fyldt med kakerlakker.
Bir keresinde, nihayet Froasted Flakes kutusunu geri aldığında kutu hamamböceği kaynıyormuş.Raz, kiedy dostał z powrotem płatki śniadaniowe, w pudełku roiło się od karaluchów.