Genç kız kaygısızca kahkaha attı.The young girl laughed carelessly.
Birkaç kişi kaygısız.Few people are free from cares.
O kaygısızdır.She is carefree.
Onun hayatı kaygısızdır.Her life is free from care.
Annem, kaygısız, neşeli ve iyi huyludur.My mother is carefree, cheerful and good-natured.
Tom mutlu ve kaygısızdı.Tom was happy and carefree.
O eğlenceli, kaygısız, akıllı, sürprizlerle dolu.She's fun, carefree, smart, full of surprises.
Tom kaygısız göründüğümü düşündüğünü söyledi.Tom said he thought I seemed unconcerned.
Tom tanıdığım en kaygısız insan.Tom is the most laid back person I know.
Aang genellikle şen ve kaygısız davranmasına rağmen kriz ve tehlike zamanlarında ciddileşir.Though Aang is often frivolous and enthusiastic, he becomes serious during a crisis.
Fikret Kızılok Kaygısızlar'da. s:5. ^ DiskografisiFizģeogrāfiskais raksturojums". apkaimes.lv.
London bir tür kaygısız romantizm ve komedi rahatlığı içindeydi," diye anlatır.London's had comedy relief in it and a sort of easy-going romance."
"2 dost, sevgileri gerçek, neşeleri kaygısız ...."A pair of friends, their love is real and they frolic carefree
"Topping!" Motty, kaygısız ve terk ile cevap verdi."Topping!" replied Motty, blithely and with abandon.
O daha iyi olabilir ve sadece kaygısız.Either that or he does know better and he just doesn't care.
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.One dies in his full strength, being wholly at ease and quiet.
Bön adamlar dönekliklerinin kurbanı olacak. Akılsızlar kaygısızlıklarının içinde yok olup gidecek.For the backsliding of the simple will kill them. The careless ease of fools will destroy them.
Ey tasasızca yaşayan kadınlar, Kalkın, sesimi işitin; Ey kaygısız kızlar, sözüme kulak verin!Rise up, you women who are at ease! Hear my voice! You careless daughters, give ear to my speech!
Kaygısızlar felaketi küçümser, Ayağı kayanı umursamaz.He that is ready to slip with his feet is as a lamp despised in the thought of him that is at ease.
Çocuklar, dikkatsiz ve kaygısızca oynuyor ve köyün etrafında dolaşıyorlar.The young ones, careless and carefree, play and roam around the village.
Sevgi dolu veya kaygısız ebeveyn tutumları sosyalleşmeyi destekler.Loving or non-anxiety parental attitudes favor socialization.
Mantineus ve kardeşleri, tüm insanların en hain ve kaygısızlarıydı.Mantineus and his siblings were the most nefarious and carefree of all people.
Bu oğullar tüm insanların en haini ve kaygısızlarıydı.These sons were the most nefarious and carefree of all people.
Oldukça kaygısızdır ve her zaman gülümser.He is fairly carefree and always smiling.
Rydet, çocukları kaygısız bir klişe olarak değil, insan olarak göstermek istedi.[1]Rydet did not want to show children as a carefree stereotype, but rather as human.[4]
Roman, kendisinden önceki ve sonraki romanlardan daha az kaygısızdır.The novel is less light-hearted than the ones that preceded and followed it.
O ve erkek kardeşleri, tüm insanların en hain ve en kaygısızlarıydı.He and his brothers were the most nefarious and carefree of all people.
Bu plakta da Kaygısızlar'ın adı geçmiyordu.Die Platte erhielt den Namen Unbehagen.
Fikret Kızılok Kaygısızlar'da. s:5. ^ DiskografisiBand 5: Lustige Geschichten. (enthält noch: Eine schreckliche Nacht.
İlk dizi oyunculuğunu 1994 yılında Kaygısızlar dizisinde Hacı Gaffur rolüyle yaptı.A principios de 1999 actuó en Con el nudo en la garganta.
Asıl tanınması, Kaygısızlar dizisindeki "eleman" karakteriyle oldu.Одной из причин своего решения они называли опасение в «цепной реакции».
Gemici fukunun eski öğrenciler için nostaljik bir önemi vardır ve genellikle kaygısız gençlikle bağdaştırılır.لبعض الطلاب السابقين يوحي زي البحار بنوع من الحنين إلى الماضي، وهو عادة ما يربط مع الشباب المتهور.
Genç kız kaygısızca kahkaha attı.Het jonge meisje lachte zorgeloos.
Gemici fukunun eski öğrenciler için nostaljik bir önemi vardır ve genellikle kaygısız gençlikle bağdaştırılır.Mundurki mogą wywoływać nostalgię u byłych uczniów i często wiązane są z beztroską młodością.
Fikret Kızılok Kaygısızlar'da. s:5. ^ DiskografisiDlaczego możemy wątpić o rzeczach zmysłowych? 5.
Gemici fukunun eski öğrenciler için nostaljik bir önemi vardır ve genellikle kaygısız gençlikle bağdaştırılır.Sérá fuku má pro bývalé studentky nádech nostalgie a často jim připomíná poměrně bezstarostné mládí.
Manço ve Kaygısızlar, 1968 yılının ortalarında beraber konser vermeye başladılar.Z kapely odešel kvůli tvůrčím neshodám v roce 1968.
Bu yüzden Pizarro İnkalar’ca kaygısızca ağırlandı.Apoi, valetul Figaro se crede înșelat.
Gemici fukunun eski öğrenciler için nostaljik bir önemi vardır ve genellikle kaygısız gençlikle bağdaştırılır.Sailor fuku har nostalgisk betydning for tidligere elever og forbindes ofte med den sorgløse ungdom.
Kaygısızlar (müzik grubu)Wali (grup musik)
Rol aldığı ilk televizyon dizisi "Kaygısızlar"'dır.テレビシリーズでの初監督作品は『うたわれるもの』。
Zoraki bir kahraman, genelde hayattan zevk alma peşinde ve kaygısız.אדם עצוב בדרך כלל לא ירצה לעשות כלום מרוב ייאוש ועצב.
Kaygısız tavrına karşın konuşması her zaman kibardır, yine de bazen alaycı davranır.За разлика от сестра си е добродушен, мил, но понякога говори глупаво.
Kaygısızlar 1960'larda müzik yapan bir Türk rock grubudur.Pan buvo turkų muzikos grupė, gyvavusi 9-ajame dešimtmetyje.
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.De een sterft wanneer hij nog gezond is en weldoorvoed een rustig en vredig leven leidt.
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Den ene dør midt i sin velmakt, helt trygg og rolig;
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Dieser stirbt frisch und gesund in allem Reichtum und voller Genüge,
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.En dør jo på Lykkens Tinde, helt tryg og så helt uden Sorger:
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Ez meghal az õ teljes boldogságában, egészen megelégedetten és nyugodtan;
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Ja, den ene får dö i sin välmaktstid, där han sitter i allsköns frid och ro;
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Jeden zomiera v plnom svojom blahobyte, cele bezpečný a pokojný;
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Kẻ nầy thác giữa chừng mạnh mẽ, Ðược thanh nhàn và bình an mọi bề;
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Kẻ nầy thác giữa_chừng mạnh_mẽ , Ðược thanh_nhàn và bình_an mọi bề ;
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.어떤 사람은 죽도록 기운이 충실하여 평강하며 안일하고
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.L`un meurt au sein du bien-être, De la paix et du bonheur,
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Tale umrje v obili moči svoji, ko je popolnoma brez skrbi in v miru;
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Tento umírá v síle dokonalosti své, všelijak bezpečný a pokojný.
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Ten umiera w doskonałej sile swojej, gdy zewsząd bezpieczny i spokojny jest;
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Toinen kuolee täydessä onnessansa, kaikessa rauhassa ja levossa;
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.Um morre em plena prosperidade, inteiramente sossegado e tranqüilo;