kaygılanma ile cümle
kaygılanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Lâmede. Não tem medo da neve pela sua família; pois todos os da sua casa estão vestidos de escarlate.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Nàng không sợ người nhà mình bị giá tuyết, Vì cả nhà đều mặc áo bằng lông chiên đỏ sặm.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Nàng không sợ người_nhà mình bị giá tuyết , Vì cả nhà đều mặc áo bằng lông chiên đỏ sặm .
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Nebojí sa za svoju čeľaď snehu, lebo všetka jej čeľaď je zaodiata v purpure, dvakrát farbenom.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Ne boji se snega za družino svojo, kajti vsa družina njena se oblači s karmezinasto volno.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Nebojí se za čeled svou v čas sněhu; nebo všecka čeled její obláčí se v roucho dvojnásobní.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Nem félti az õ házanépét a hótól; mert egész házanépe karmazsinba öltözött.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Nie boi się o czeladź swoję czasu śniegu; albowiem wszystka czeladź jej obłoczy się w szatę dwoistą.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Non teme la neve per la sua famiglia, perché tutti i suoi di casa hanno doppia veste
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.No teme por su familia a causa de la nieve, porque toda su familia está vestida de ropa doble
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Nu se teme de zăpadă pentru casa ei, căci toată casa ei este îmbrăcată cu cărmiziu.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Sie fürchtet für ihr Haus nicht den Schnee; denn ihr ganzes Haus hat zwiefache Kleider.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Δεν φοβειται την χιονα δια τον οικον αυτης διοτι πας ο οικος αυτης ειναι ενδεδυμενοι διπλα.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Не боится стужи для семьи своей, потому что вся семья ее одета в двойные одежды.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.Не се бои от снега за дома си; Защото всичките й домашни са облечени с двойни дрехи.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.לא תירא לביתה משלג כי כל ביתה לבש שנים׃
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.لا تخشى على بيتها من الثلج لان كل اهل بيتها لابسون حللا.
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.他 不 因 下 雪 為 家 裡 的 人 擔 心 、 因 為 全 家 都 穿 著 朱 紅 衣 服
Kar yağınca ev halkı için kaygılanmaz, Çünkü hepsinin iki katfü giysisi vardır.他 不因 下雪 為家裡 的 人 擔心 、 因 為 全 家 都 穿著 朱 紅 衣服
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››그러므로 내일 일을 위하여 염려하지 말라 내일 일은 내일 염려할 것이요 한 날 괴로움은 그 날에 족하니라
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Ne skrbite torej za jutri; kajti jutrišnji dan bo skrbel sam zase. Dosti ima vsak dan svojega zla.
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Nu vă îngrijoraţi dar de ziua de mîne; căci ziua de mîne se va îngrijora de ea însăş. Ajunge zilei necazul ei.
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Protož nepečujte o zítřejší den, nebo zítřejší den pečovati bude o své věci. Dostiť má den na svém trápení.
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Vậy , chớ lo_lắng chi về ngày_mai ; vì ngày_mai sẽ lo về việc ngày_mai . Sự khó_nhọc ngày nào đủ cho ngày ấy .
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Vậy, chớ lo lắng chi về ngày mai; vì ngày mai sẽ lo về việc ngày mai. Sự khó nhọc ngày nào đủ cho ngày ấy.
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››Оце ж не журіть ся про завтра; бо завтра журити меть ся само про своє. Доволї в кожного дня лиха свого.
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››לכן אל תדאגו ליום מחר כי יום מחר הוא ידאג לעצמו ודיו ליום צרתו׃
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››فلا تهتموا للغد. لان الغد يهتم بما لنفسه. يكفي اليوم شره
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››所 以 不 要 為 明 天 憂 慮 . 因 為 明 天 自 有 明 天 的 憂 慮 . 一 天 的 難 處 一 天 當 就 彀 了
O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.››所以 不 要 為 明天 憂慮 . 因為 明天 自 有 明天 的 憂慮 . 一 天 的 難處 一 天 當 就 彀了
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Älkää siis murehtiko sanoen: `Mitä me syömme?` tahi: `Mitä me juomme?` tahi: `Millä me itsemme vaatetamme?`
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Ấy vậy , các ngươi chớ lo_lắng mà nói rằng : Chúng_ta sẽ ăn gì ? uống gì ? mặc gì ?
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Ấy vậy, các ngươi chớ lo lắng mà nói rằng: Chúng ta sẽ ăn gì? uống gì? mặc gì?
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.그러므로 염려하여 이르기를 무엇을 먹을까 무엇을 마실까 무엇을 입을까 하지 말라
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Maak u dus geen zorgen over wat u zult eten of aantrekken.
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Ne aggodalmaskodjatok tehát, és ne mondjátok: Mit együnk? vagy: Mit igyunk? vagy: Mivel ruházkodjunk?
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Nepečujtež tedy, říkajíce: Co budeme jísti? anebo: Co budeme píti? anebo: Čím se budeme odívati?
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Ne skrbite torej in ne govorite: Kaj bomo jedli? ali kaj bomo pili? ali kaj bomo oblekli?
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Nestarajte sa tedy a nehovorte: Čo budeme jesť? alebo: Čo budeme piť? alebo: Čím sa zaodejeme?
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Nie troszczcie się tedy, mówiąc: Cóż będziemy jeść? albo co będziemy pić? albo czem się będziemy przyodziewać?
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Non affannatevi dunque dicendo: Che cosa mangeremo? Che cosa berremo? Che cosa indosseremo
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Nu vă îngrijoraţi dar, zicînd: ,,Ce vom mînca?`` Sau: ,,Ce vom bea?`` Sau: ,,Cu ce ne vom îmbrăca?``
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın."Por tanto, no os afanéis diciendo: '¿Qué comeremos?' o '¿Qué beberemos?' o '¿Con qué nos cubriremos?
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Μη μεριμνησητε λοιπον λεγοντες, Τι να φαγωμεν η τι να πιωμεν η τι να ενδυθωμεν;
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Итак не заботьтесь и не говорите: что нам есть? или что пить? или во что одеться?
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.И тъй не се безпокойте, и не думайте: Какво ще ядем? или: Какво ще пием? или: Какво ще облечем?
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.Тим же то не журіть ся, кажучи: Що їсти мем? або: Що пити мем? або: Чим зодягнемось?
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.לכן אל תדאגו לאמר מה נאכל ומה נשתה ומה נלבש׃
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.فلا تهتموا قائلين ماذا نأكل او ماذا نشرب او ماذا نلبس.
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.所 以 不 要 憂 慮 、 說 、 喫 甚 麼 、 喝 甚 麼 、 穿 甚 麼
‹‹Öyleyse, ‹Ne yiyeceğiz?› ‹Ne içeceğiz?› ya da ‹Ne giyeceğiz?› diyerek kaygılanmayın.所以 不 要 憂慮 、 說 、 喫甚麼 、 喝 甚 麼 、 穿 甚麼
Ve elbette bireyler için kaygılanmamız gerekiyor.Dan tentu saja kita perlu mengkhawatirkan masing-masing orang.
Ve elbette bireyler için kaygılanmamız gerekiyor.En natuurlijk moeten we denken aan de individuen.
Ve elbette bireyler için kaygılanmamız gerekiyor.E ovviamente dobbiamo preoccuparci degli individui.
Ve elbette bireyler için kaygılanmamız gerekiyor.Et bien sûr nous devons nous inquiéter des individus.
Ve elbette bireyler için kaygılanmamız gerekiyor.물론 우리는 모든 사람들의 복지를 고려해야 합니다.
Ve elbette bireyler için kaygılanmamız gerekiyor.Meidän täytyy ottaa huomioon yksittäiset ihmiset.
Ve elbette bireyler için kaygılanmamız gerekiyor.Musimy przejmować się jednostkami.
Ve elbette bireyler için kaygılanmamız gerekiyor.Şi bineînţeles trebuie să avem grijă de persoane.
Ve elbette bireyler için kaygılanmamız gerekiyor.Und natürlich müssen wir uns um den Einzelnen sorgen.