Ana içeriğe geç
Sözlük

kayboldu ile cümle

kayboldu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O kayboldu.Вона зникла.
O kayboldu.Він зник.
Küçük çocuk ormanda kayboldu.Маленький хлопчик заблукав в лісі.
Onlar kayboldular.Вони зникли.
Tom kayıktan düştü ve gözlerden kayboldu.Том випав із човна та пропав.
Onlar kayboldu.Вони зникли.
Bunun yanında çok sayıda kişi kayboldu.Kromě toho je několik lidí pohřešováno.
Artık kaybolduklarının farkında olan grup, sadece güneye doğru gitmeye karar verir.Tentokrát jsou už opravdu ztraceni, a tak se rozhodnou jít jednoduše na jih.
Donna, Dünya'daki arıların ortadan kaybolduğunu söyler.Wanda doufá, že na ni okolní svět zapomněl.
Saltanatın kaldırılması ile birlikte Abdülmecid'in veliaht sıfatı kayboldu.Když se nic nezdařilo, abdikoval.
Böylece kültür kayboldu.Tím také celá kultura zanikla.
Tek Yüzük, Anduin'de kayboldu.Vládnoucí prsten se tehdy ztratil v bahně řeky Anduiny.
Negatifler kayboldu ve bugüne kadar bulunamadı.Všichni tři se však ztratili a nikdy nebyli nalezeni.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.Před třemi lety se vydal do světa a zmizel beze stopy.
Daha sonra kayboldu ve tekrar parladı.Člověk se vynořil a zase odešel.
Kurbanlar ise marjinal veya ortadan kaybolduğunu kimseye bildirmek zorunda olmayan kişilerdir.Zavraždit museli každého, kdo přišel na to, že nejsou blázni.
(Gelecek zaman kipi) Gözlüğüm sanırım kayboldu.Původně se oko ponechávalo bez čočky.
Bir nehrin içinde kayboldu.Přestěhoval se do Rijeky.
Yaklaşık 200 askeri bu çatışmalarda kayboldu.Dvě jednotky byly v bojích ztraceny.
1848'de gizemli bir şekilde kayboldu ve sonunda ölü olduğu tahmin edildi.Ten v roce 1089 zemřel za záhadných okolnosti, zřejmě však byl otráven.
Akrabaları Salih'in kaybolduğunu ilan ettiler.Organizátoři výprav si Zenovi stěžovali, že nepochodili.
Oradan kaçıp, San Francisco Körfezi’nde kayboldular.Podíleli se na britském vylodění v zátoce San Carlos.
Bunu diğerleri takip etti ama hepsi savaş sırasında kayboldu.Tři byly ve válce ztraceny a ostatní po válce vyřazeny.
Bella Nereye Kayboldu?Kam zmizely tetičky?
Hikayelerin iç değeri de aynı şekilde kayboldu.A tak i ty pohádky se nám ztrácely.
Üç yıl sonra, 25 Temmuz 1841'de bir kez daha ortadan kayboldu.Trei ani mai târziu, la 25 iulie 1841, ea a dispărut din nou.
Bu son açık gösterimden sonra Blutfahne kayboldu.După această ultimă apariție publică, Blutfahne a dispărut.
Mesh-ki-ang-gasher denize yürüdü ve gözden kayboldu.Mesh-ki-ang-gasher a intrat în mare și a dispărut.
Cadı Kral, bunun üzerine gecenin karanlığında gözden kayboldu.Regele-vrăjitor a fugit în întuneric.
Osmanlı idaresinde Makedonya adı kullanımdan kayboldu.În timpul stăpânirii otomane numele „Macedonia” a dispărut din uzul public.
Hikayelerin iç değeri de aynı şekilde kayboldu.În mod asemănător s-a pierdut și semnificația profundă a poveștii.
Yedi kişi kayboldu.Au decedat șapte oameni.
Daha sonra kayboldu ve tekrar parladı.Deci o să iasă aici și o să plângă iar.
Ardından bir patlama olmaksızın ortadan kayboldu.A fost distrusă însă mai târziu, în urma unei explozii.
Polonya kuvvetlerinde ise 4.500 kişi öldü, 10,000 kişi kayboldu ve 22.000 kişi yaralandı.Prin comparație, polonezii au pierdut 4.500 de soldați morți, 10.000 dispăruți și 22.000 răniți.
6 kişi ise kayboldu.Au murit șase persoane.
Echols ve Forssi de eroin bağımlılığı yaşadılar ve müzik piyasasından kayboldular.Ariel și surorile cresc, uitând muzica.
Sekiz küçük zenci Devon'da geziye çıktı, Biri kayboldu, kaldı yedi.Opt negri mititei trec prin Devon într-o noapte; Unul zice: “Eu rămân” — şi-au rămas doar şapte.
Kısa bir süre boyunca Çekoslovakya'nın Alman azınlığı ortadan kayboldu.Până la această dată au fost eliminate toate punctele izolate de rezistență din Cehoslovacia.
Ancak görünen o ki kameralar açık değilken ortadan kayboldu." dedi.Dar atunci probabil că videoclipul nu ar fi putut fi difuzat.”
Son zamanlarda ekiple iletişim kayboldu.În ultimul timp comunicarea cu echipa s-a pierdut.
Yöreye yerleşen bu kuşlar daha sonra 1902 yılında ortadan kayboldular.E madarak megtelepedtek, ám 1902-ben nyomuk veszett.
Filmin kopyasının kaybolduğu düşünülmektedir.A film kópiái elvesztek.
Bunun yanında çok sayıda kişi kayboldu.Sokan egyszerűen csak eltűntek.
1999'daki isyanla 70'ten fazla öğrenci kayboldu.A tüntetések után több mint 70 diák tűnt el.
Çığlık Geçidi'nde kayboldu.Súlylökésben a selejtezőben kiesett.
Bir nehrin içinde kayboldu.Egy folyó került az útjába.
Botlardan biri yolda kayboldu.Az egyik járata el van falazva.
Film büyük ihtimalle kayboldu.Sajnos a film mára már elveszett.
Sekiz küçük zenci Devon'da geziye çıktı, Biri kayboldu, kaldı yedi.Nyolc kicsi néger sétára ment egy szép kis szigeten, Egy ott is maradt örökre, s így lettek heten.
Oradan kaçıp, San Francisco Körfezi’nde kayboldular.Kubából indultak, és a Hondurasi-öbölbe hajóztak.
On Sekiz cildin kaybolduğu ya da saklı tutuldukları varsayılmaktadır.31.nap A lányok közül valaki vagy kiesik vagy védett lesz.
Bundan dolayı filmin daha o vakit kaybolduğu sonucuna varılabilir.Ennek oka az lehet, hogy ilyenkor már a szöveg továbbfejlesztése is lehetővé válik.
Donna, Dünya'daki arıların ortadan kaybolduğunu söyler.Ebből tudta meg Noé, hogy a víz leapadt a földről.
O şehirde kayboldu.Eltévedt a városban.
(2.600 kişilik mürettebattan 346'sı öldü, 43'ü kayboldu ve 264'ü yaralandı.)Aluksella sai surmansa 346, 43 katosi ja 264 haavoittui.
Havalimanında bazılarının valizleri kayboldu bunlara tahammül edemem.Kaikkien matkalaukkujen omistajat eivät olleet lennolla mukana.
Bunun yanında çok sayıda kişi kayboldu.Lisäksi runsaat sata ihmistä oli kateissa.
Böylece kültür kayboldu.Art on poissa.
Botlardan biri yolda kayboldu.Yksi paasista on kadonnut.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod