Mina, Tahran sokaklarında kaybolmuş birinci sınıf öğrencisi bir kızdır.Тара е първа година ученичка в Националната танцова академия в Сидни.
Tom cüzdanının kaybolduğunu fark etti.Том забеляза, че си е изгубил портфейла.
Çoğu yılanın sadece sağ akciğeri gelişmiş, diğeri adeta kaybolmuştur.Kod većine drugih zmija se lijevo plućno krilo snažno odgradilo, a desno se izdužilo.
Ama o zaman eski şevki kayboluverdi.Tada je propala starohrvatska župa Otuča.
Bu yan etkilerin çoğu geçicidir ve tedavi süresince kaybolur.Ove nuspojave većinom nestaju tijekom liječenja.
Yani, kırmızılık; parmakla veya su bardağı gibi bir cisimle bastırıldığında kaybolmaz.Osip uglavnom ne izbijeli; crvenilo ne nestane kad se na osip pritisne prstom ili čašom.
Bir nehrin içinde kayboldu.Umro je u Rijeci.
Cadılar ortadan kaybolurlar.Žavera zatekne vještice.
Mesh-ki-ang-gasher denize yürüdü ve gözden kayboldu.Njegov otac Mesh-ki-ag-gasher je "ušao u more i nestao".
Aniden ortadan kaybolmuştur.No Gospa je odjednom nestala.
Negatifler kayboldu ve bugüne kadar bulunamadı.Tamo su nestale, i do danas nisu nađene.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.Izgubljen je 1945. godine i od tada mu se gubi svaki trag.
Kitabesi kaybolmuştur.Njegovi tekstovi su izgubljeni.
Ed'den parayı alan Tolliver ortadan kaybolur ve Ed dolandırıldığını düşünmeye başlar.Ed odnosi novac Tolliveru, koji nakon toga nestaje, ostavivši Eda u uvjerenju da je prevaren.
Bir kısmı ise tamamen kaybolmuştur.Ova je u cijelosti izgubljena.
Kutuyu açmak için daireye döndüklerinde Betty aniden ortadan kaybolur.Nakon povratka u stan, Rita pronalazi ključ, a Betty misteriozno nestaje.
Mezarının yeri kaybolmuştur.Nažalost, njena grobnica je uništena.
Bu tablolardan biri bugün mevcut iken diğer kaybolmuştur.Dok su jedni nastajali, drugi su nestajali.
Ortadan kaybolur.Vjerojatno su nestali.
Diğer adam kavgadan sonra kaybolur.Posvađaju se, nakon čega čovjek ode.
May'in kaybolduğu yasak ormanda pokemonların lideri bir Venusaur'dı.U epizodi Grass Hysteria, May se izgubila u Zabranjenoj šumi kojom vlada Venusaur.
1958'de COSATAN'ın ortadan kaybolmasıyla birlikte her iki maden de 1960'ta terk edildi.Obje rafinerije su napuštene 1960-ih nakon propasti tvrtke COSATAN 1958. godine.
Senaryo değişim geçirdikçe bazı unsurlar kayboldu.Tijekom pisanja epizode, scenarij je prošao nekoliko promjena.
Bu olaydan sonra kaynaklardan kaybolmuştur.Oni postoje i nakon što se ukloni njihov izvor.
Bu sözü söyleyerek kayboluyor.Gutanjem taj osjećaj nestaje.
1848'de gizemli bir şekilde kayboldu ve sonunda ölü olduğu tahmin edildi.Ljeta 1894. opet je promatračima nestao pa su ga smatrali izgubljenim.
Alt katmanlarındaki yüksek basınç 3–4 km'den sonra hızla kaybolur.Brzine u trenutku sraza su visoke i kreću se u rasponu od 3 do 8 m/s.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.Odvija se u mračnom dvorcu kasno u noć.
Beş genç "Hip-Hop Cadısı"nı ararken kaybolurlar.Mučki su ubili pet mladih hrvatskih vojnika.
İşçi sınıfının radikal önderleri de tamamen ortalıktan kaybolmamıştı.Optužbe protiv cjelokupnog vodstva radikala svakako su bile neosnovane.
Böylece Claudius'un politikalarıyla ilgili kendi ağzından çıkmış olan sözleri kayboldu.Njegove je rezultate Klaudije Ptolemej uvrstio u svoja djela.
Bunların birçoğu tarihte kaybolmuştur.Mnogi podaci o njoj još nedostaju.
Bunu diğerleri takip etti ama hepsi savaş sırasında kayboldu.Na iste dane, prisjećaju se i svih svojih poginulih i nestalih u posljednjem ratu.
Olayda 1 kişi yaşamını yitirdi, 4 kişi denizde kayboldu.Tri od četiri člana su izgubljena u moru.
Enerjinin %35'i, ısı olarak kaybolmaktadır.Ima iskoristivost energije vjetra do 35 %.
Aynı zamanda gerçekten yoldan çıkmış ve kaybolmuştur.A zneužívaný aj skutočne bol.
Ancak, foton kaybolduğunda ve dalga fonksiyonunda onunla kaybolur.Napriek tomu fotón zmizol a s ním aj jeho vlnová funkcia.
Streste artabilir ve uykuda kaybolabilir.Provokuje ich stres a strácajú sa v spánku.
Q metni eğer var olduysa, oldukça erken dönemde kaybolmuş olmalıdır.Namiesto toho, W by mal začať čo najskôr.
Kuyrukları körelmiş ya da kaybolmuştur.Chvost je zakrpatený alebo chýba.
May'in kaybolduğu yasak ormanda pokemonların lideri bir Venusaur'dı.Venusaur! – Venusaur panoval zakázanému lesu trávnatých pokémonov, kam May bola unesená.
Ancak modern kıyafet geleneksel giysilerin kaybolmasına sebep olmuştur.Nový život nabudzovalo len tradičné indické oblečenie.
Ölümünden sonra eserlerinin birçoğu gizlenmiş veya kaybolmuştur.Veľa jeho návrhov bolo dokončených alebo realizovaných až po jeho smrti.
Bir nehrin içinde kayboldu.Nachádza sa na rovnomennej rieke.
Ertesi gün ödül kaybolur ve herkes birbirinden şüphelenmeye başlar.V dôsledku toho sa väzni začali vzájomne upodozrievať a prestali si dôverovať.
Fakat bu istek yerine getirilmediğinde kız kardeşleri kaybolur.V prípade jeho neuhradenia ich pridružené členstvo zaniká.
Fakat günümüzde bu gelenekler kaybolmuştur.V súčasnosti sa tieto tradície porušujú.
Kişi aynı rakımda kalırsa belirtiler 1-2 gün içerisinde kaybolabilir.Ak nedôjde k bakteriálnej kontaminácii afta, príznaky zmiznú do 1 – 2 týždňov.
Mezarın zamanla kaybolduğu düşünülür.Na presnú polohu hrobu sa časom zabudlo.
Bu çalışmanın 2003'te tekrar bulunana kadar kaybolduğu sanılıyordu.Do prevádzky bola znovu uvedená až v roku 2003.
Doğal ortamnın kaybolması bu türü tehdit etmektedir.Ohrozuje ju strata prirodzeného prostredia.
Alison kaybolduktan sonra okulun en popüler kızı oluyor.Pred údajnou smrťou bola najpopulárnejším dievčaťom v škole.
Yürüyüş patikasını bulamayan Trisha kaybolmuştur.Lizzie si myslí, že prechádzka sa neuskutoční.
Buna rağmen topraklar ve kalıntılar, henüz kontrol edilemeden ortadan kayboldu.Hniezdenie v jaskyniach a priepastiach zatiaľ nebolo preukázané, ale nemožno ho vylúčiť.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Vedci však začínajú jeden po druhom záhadne miznúť.
Ama deniz yarlamamış Kutsal Toprakların yakınlarına bile varamadan ortadan kaybolmuşlardır.Presídlením by navyše stratili svoje posvätné miesta.
Ama bu bin yıl süren savaş onların kaybolması sonu ile bitti.Tisíckrát pretrpel smrť svoju, kým koniec žitia ráčil prísť.
Kitap kaybolmuştur ve içeriği de bilinmemektedir.Ako sa knihy stratili, nie je známe.
Hasta hayatta kalırsa belirtiler birkaç saat içerisinde kaybolur.Lézie zmiznú bez zjazvenia do dvoch týždňov.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.Z vozňa bolo odstránené stanovisko vodiča a elektrická výzbroj.