Polonya kuvvetlerinde ise 4.500 kişi öldü, 10,000 kişi kayboldu ve 22.000 kişi yaralandı.4,5 tys. zabitych, 22 tys. rannych i 10 tys. zaginionych.
Tümeni bizzat yöneten Lord Longford harekat sırasında kayboldu ve cesedi bulunamadı.W drodze na bagnach Piotr zmarł, a jego ciała nigdy nie znaleziono.
Yıldırım topunun kaybolması genllikle anidir ve sessiz ya da patlayarak olabilir.Lampka powinna palić się bez przerwy, nawet wtedy, gdy synagoga jest pusta lub zamknięta.
Van der Waals kuvvetleri, etkileşen moleküller arasında daha uzun mesafelerde hızla kaybolurlar.Van der Waals-krafterna minskar snabbt vid längre avstånd mellan interaktiva molekyler.
Normalde doğumdan 3 ila 5 sene sonra ve en geç ergenlik çağı sırasında kaybolur.Den försvinner normalt tre till fem år efter födseln och är i de allra flesta fall borta vid puberteten.
Eğer yumurta ya da yavru kaybolur ya da ölürse yerine başka bir yumurta yumurtlanır.Om ungen eller ägget förloras, läggs ett nytt ägg.
Semptomlar genellikle yedi ila on gün içinde ortadan kaybolur.Symtomen försvinner vanligtvis inom sju till tio dagar.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Även fadern försvinner senare spårlöst.
Kısaltılırken, onu üreten demircinin imzası (meyi) kaybolabilir.När tillgången till föda är lågt kan de falla i ett kortvarigt stelt tillstånd (torpor).
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Hon försvinner sedan på ett mystiskt sätt.
Yaklaşık 200 askeri bu çatışmalarda kayboldu.Omkring 200 soldater föll i striderna.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.Infektionen löses vanligen helt och utan fortgående leversjukdom.
Karakoldaki üç polis memuru kayboldu.Tre poliser från Berkutpolisen har gripits.
Bundan sonra kent tamamen kaynaklardan kayboldu.Den lokala förvaltningen sköts sedan dess helt och hållet av städerna.
1 Şubat 1995'te grubun gitaristi Richey Edwards kayboldu.Den 1 februari 1995 försvann Richey James Edwards spårlöst.
Gök ve yer kaybolup gidecek, fakat benim sözlerim asla kaybolup gitmeyecek."Jag lovar att himmel och jord kommer att försvinna, men du gör det inte.
Kaybolan Kadın, (The Lady Vanishes) 1938 yapımı bir Alfred Hitchcock filmidir.En dam försvinner (originaltitel: The Lady Vanishes) är en thrillerfilm från 1938 i regi av Alfred Hitchcock.
Çığlık Geçidi'nde kayboldu.Hittade vid plöjning i åker.
Ama o zaman eski şevki kayboluverdi.Den äldre träkyrkan var då förfallen.
Honoria ortadan kaybolur.Felicia försvann.
Bu efsaneye göre yeryüzünde kaybolmuş her şey ayda bulunmaktadır.Dessa fakta behandlas i boken, som beskriver katastrofen minut för minut.
Kaybolan 12 kişinin cesedi ise bulunamamıştır.De 16 saknade återfanns aldrig.
Ancak bu soyut nesneler boşlukta kaybolur.Vi vill visa att denna mängd är tom.
Negatifler kayboldu ve bugüne kadar bulunamadı.Angriparen lyckades undkomma och återfanns aldrig.
Hindistan'ın tarım ürünlerinin üçte biri bozulmadan kaybolmuştur.En tredjedel av den köpta maten äts inte utan slängs.
Ama oğlu Rilian kaybolmuştur.Endast hans dotter Rusalka är olycklig.
Kız otele geri döndüğünde annesinin ortadan kaybolmuş olduğunu görür.Tillbaka på hotellet får hon veta att hon redan har checkat ut.
Tek Yüzük, Anduin'de kayboldu.Ringen föll ner i den stora floden Anduin och gick förlorad.
Bu labirentlerde, kaybolmuş kişilerin iskeletleri halen mevcuttur.Få spår av de förkeltiska invånarna finns kvar.
Lyon'daki açık hava heykelleri, Fransız Devrimi sırasında kaybolmuştur.De sista feodala skulderna i Frankrike försvann under franska revolutionen.
Destiny'nin su rezervleri gizemli bir şekilde kaybolmaktadır.Terrängen runt Misty Pass är lite bergig.
Çekirdekçik kaybolur.Uttömningshål saknas.
Kısa bir süre sonra bayan Holton esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur.Kort därpå dör Josie under mystiska omständigheter.
Film büyük ihtimalle kayboldu.Filmen är numera försvunnen.
Ama lenfadenopatiler diğer semptomlar kaybolduktan sonra bile aylarca kalabilir.Hostan kan hålla i sig under flera veckor efter övriga symptom har försvunnit.
Çünkü diskteki tüm veriler kaybolacaktır.Osparade data i programmet går då förlorade.
Bu heykel kaybolmuştur.Denna sten har försvunnit.
Filmin kaybolduğu değerlendirilmektedir.Filmen anses vara förlorad.
Böylelikle de dans git gide gözden kayboldu.Då försvann dansen helt ur kyrkan.
Bu taş da bir zaman sonra kaybolmuştur.Men stenen har därefter försvunnit.
Kulakları kıllar arasında kaybolmuştur.Håret skulle sticka ut bakom öronen.
Küçük laringospazmlar genellikle kendiliğinden kaybolur.Laryngit går vanligtvis över av sig självt.
Örgüt, yaklaşık 700 kişinin kaybolması ve ölümünden sorumlu tutulmuştur.Han anses idag vara skyldig till hundratusentals människors död eller försvinnande.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.En del strövar bara omkring utan att komma någon vart.
Ama çingenelerin antik büyüleri çok uzun zaman önce kaybolmuştur.Universalgenier har naturligtvis funnits långt innan dess.
Cadılar ortadan kaybolurlar.Odjuret försvinner.
Vimana ‘nın bu bölümü genelde zamanla kaybolmuş ve metalik bir tepelikle değiştirilmiştir.Systemet är officiellt avskaffat i de flesta länder och ersatt av metersystemet.
Bunun yanında çok sayıda kişi kayboldu.Det innebar att många män var borta.
Ölümünden sonra eserlerinin birçoğu gizlenmiş veya kaybolmuştur.De flesta av hans verk är försvunna eller förstörda.
Sözlü dil, kavramsal yazı dilinin ortaya çıkmasıyla ortadan kaybolmuştur.Lag skrivna med kursiv text finns inte längre.
Ancak bilinmeyen bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve ne olduğu bilinmemektedir.Hon skall dock ha deporterats vidare, men vart är inte känt.
Bu dönemde kişilik kaybolur.Främling i sin tid.
Çekirdek zarı ve çekirdekçik kaybolur.Gapskullen och klockstapeln avskaffades.
2009 yılında Powerade, terle birlikte kaybolan ve 4 temel elektrolit içeren Powerade ION4'ü üretmeye başladı.У рік 2009, Powerade почав випускати Powerade ION4, який зник з потом і містив 4 основних електроліту.
Hapishanenin duvarları yıkılıp kaybolur ve Marguerite'nin ruhu gökyüzü cennetine çıkar.Стіни в'язниці розсуваються, і душа Маргарити піднімається на небо.
Halk kahramanı Nuno Álvares Pereira’nın mezarı kayboldu.Могила національного героя — Нуну Алвареша Перейри була втрачена.
Bu tarihten sonra tapınak yapımı kültürü kayboldu.Після цього культура будівництва храмів зникла.
Bu olaydan sonra kaynaklardan kaybolmuştur.Після цього він зникає з наших джерел.
Fakat, 1995 SN55 olarak bilinen kaybolmuş centaurun geçmişte daha büyük olduğu biliniyordu.Однак, за сучасними даними, відкритий 1995 року кентавр 1995 SN55 може бути трохи більшим.
Fransız ordusunda görevli babası olan babası, 1812 Rus seferinde kayboldu.Його батько був офіцером французької армії, загинув у Росії під час кампанії 1812 року.