Bir ritüeli kaybediyoruz.We're losing a ritual.
O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?Now, when that area's damaged, you lose the ability to see faces, right?
İlkini daha çiftlikten çıkmadan kaybediyoruz.The first biscuit we're going to lose before we even leave the farm.
Yani en kötü durumda paramızın %100'ünü kaybediyoruz.So the worst thing we can do is just lose 100%.
Bir çek yazıyorsunuz ve anında yüzde 30 değer kaybediyor.You write the check, and instantly, it depreciates 30 percent.
Bir yıl sonra içindeki şeylerin garantisini de kaybediyorsunuz, sadece yüzde 70inin.After a year, you can't get insurance on everything you have in it, only on 70 percent.
Eğer obez fareye angigenez inhibitörü verirseniz, fare ağırlık kaybediyor.If you take the obese mouse and give it an angiogenesis inhibitor, it loses weight.
Kura çektiğimizde hep ben kaybediyorumI always lose when we draw!
Hey, zaman kaybediyoruz, millet.Hey, we're wasting time, guys. Let's go!
Işığı kaybediyoruz!We're losing the light!
Ve daha sonra evlerini kaybediyorlar.And then they foreclose.
Sonra işini kaybediyor.Then he lost his job.
Avantajını yavaş yavaş kaybediyorsun.You're losing your advantage little by little.
Bir kere, görünüşten kaybediyordum.I didn't look the part.
Kollarımızı, bacaklarımızı kaybediyoruz, travma yaşıyoruz ve hayatımızı veriyoruz.We lose limbs, endure trauma and give our lives.
Fark ettiyseniz, bir şeyin karesini aldığınızda sayının değer bilgisini kaybediyorsunuz.AND NOTlCE, WHEN YOU SQUARE SOME THlNG, YOU LOOSE THE SlGN INFORMATlON
Burada vakit kaybediyoruz. Burada vakit kaybediyoruz. Cephaneyi toparlayın, beş dakikanız var!All of them.
Onları kaybediyoruz.We're losing them.
Anahtarlarımı, telefonlarımı kaybediyordum.I was losing my keys, my phones.
Dinlememizi kaybediyoruz.We are losing our listening.
Başlangıçta da söylediğim gibi, dinlememizi kaybediyoruz.I said at the beginning, we're losing our listening.
Dinlememizi kaybediyor olmamız ciddi bir problem.This is a serious problem that we're losing our listening.
Saniyede kaç galaksi kaybediyoruz?How many galaxies are we losing per second.
Bu iki elektronu kaybediyor.I'm going to color it in with the green, just like that. And then you have your outer membrane.
Onu kaybediyoruz.Uh-oh.
Kaybediyoruz. Açılın.We're losin' him, we're losin' him.
- Stevens, onları kaybediyoruz.Stevens, we're losin' him. Bring it up on four. On four.
USA'da her sene 36.000 kişi mevsimsel gripten dolayı hayatını kaybediyor.Every year, 36,000 people in the United States die of seasonal flu.
Biz satış gücümüzü kaybediyoruz.We lose sales.
Bu yüzden aslında ne anlama geldiğini kaybediyoruz, muhteşem.So we lose track of what you really mean, awesome:
Haitiyi kaybediyorlar.Lose Haiti
Kan kaybediyor !He's lost a lot of blood!
Kaybediyordum, fakat en iyi antermanımdı çünkü bu Atlantaydı.I was losing, but it was the best training because this was Atlanta.
Birkaç kez onu nerdeyse kaybediyorduk ve ben hergün ağabeyimle oradaydım.We almost lost her a couple of times, and I was there with my brother every day.
Ancak bazı insanları, memnun oldukları sağlık sigortalarını kaybediyorlar.But now, some people are losing the health insurance they were happy with.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.And the briquettes crumbled a little bit and we lost energy as they fell apart as they were cooking.
otuz cm ile başlıyor ve her gün beş cm kaybediyoruz.We start with 12, and then every day we
Denklemi oluşturduk. otuz cm ile başlayıp her gün beş cm kaybediyoruz.So we've done everything. We've created the equation.
Ve üçüncü olarak, yaşam "şeyleri" nasıl sistemlerin içinde gözden kaybediyor?And thirdly, how does life make things disappear into systems?
Ardından ayrılık geliyor ya da o kişi beni uzaklaştırıyor, tamamen aklımı kaybediyorum.I totally freak out.
Sonuçta da toprak kaybediyorlar ve Napolyon daha da güçlü hale geliyor. .The only by-product of that is now they lose this land. Napoleon becomes even stronger.
İrtifa kaybediyoruzWe're losing altitude
Senin yüzünden her şeyimi kaybediyorum ama sen hiçbir şeyden vazgeçmiyorsun.I might end up losing everything because of you. But you don't want to lose even one thing.
Ama oran hala çok yüksek -- hala çok fazla insan boş yere hayatını kaybediyor.Now, the rate is still too high -- still too many people unnecessarily losing their lives.
Onları bulabileceğimizden daha hızlı bir şekilde kaybediyoruz.You know, we're losing them faster than we can possibly find them.
Konsantrasyonumu kaybediyorum.Losing concentration.
Biz yetişkinler neden içimizdeki o haylazlığı kaybediyoruz?Why do we grown-ups lose that sense of mischief?
Solunum yetersizliğinden, sekiz gün sonra hayatını kaybediyor.She goes into respiratory failure and dies eight days later.
Sabah yürüyüşüm esnasında, yolumu harap evlerle dolu... sokaklar arasında kaybediyordum.I dreamt that during my morning walk I lost my way among empty streets with ruined houses.
Konu yemeğe gelince duyarlılığımızı kaybediyoruz ve bedelini ödüyoruz.We have lost this sensibility when it regards our food, and we are paying a cost.
Bu hafta onu nerdeyse kaybediyordum.I almost lost it this week.
Kendimi gerçekten kaybediyordum.I'd literally lose myself.
Diyelim ki bir sene sonra işimi kaybediyorum.And let's say, I don't know, a year later I lose my job.
Tamamlandıklarında ya çok şişirilmiş oluyorlardı ya da güncelliklerini kaybediyorlardı.They were too bloated or too out of date by the time they were done.
Şok terapisi gördükten sonra her defasında hafızasını kaybediyor.She loses all her memory each time she gets shock therapy
Yavaş yavaş kilo kaybediyordum, fakat benim için, doktorun bana yapmamı söylediği şeydi.I was slowly losing weight, but for me, that was what the doctor told me to do.
Düşmüş, ve gücünü kuvvetini kaybediyor.He's falling, he's about to lose his strength.
Amerikalıların yüzde sekseni bir hastanede veya bakımevinde hayatını kaybediyor.Eighty percent of Americans die in a hospital or a nursing home.
Her geçen yıl geçmişe olan ilgimizi daha büyük bir hızla kaybediyoruz.We are losing interest in the past more rapidly.
Süperman anne ve babasını Kripton'da bir yaşından önce kaybediyor.Superman's parents die on Krypton before the age of one.