O, kafasını bir kayaya çarptı.He hit his head against a rock.
Gemi bir kayaya çarptı.Their ship struck a rock.
Ne kadar çok denersem deneyeyim o kayaya kadar yüzemiyorum.No matter how hard I try, I can't swim to that rock.
Tom kayaya tırmanma girişiminde bulunuyor.Tom is attempting to climb the rock.
Yanlışlıkla büyük bir kayaya tekme attım ve baş parmağımı kırdım.I accidentally kicked a large rock and broke my toe.
Koşmaya başlamasından sonra beş dakika olmamıştı ki bir kayaya takılıp düştü.Not five minutes after he started running, he tripped on a rock.
O, kayaya tırmanıyor.She's going up the rock.
Düştü ve bir kayaya başını çarptı.He fell and hit his head on a rock.
Kayaya oyulmuş yazıt milattan önce altıncı yüzyıldandır.The inscription carved into the rock is from the sixth century B.C.
Bir kayaya oturdum.I sat down on a rock.
Tom, kayadan kayaya atlayarak nehri geçti.Tom crossed the river by jumping from rock to rock.
Kayaya tırmanmaya çalışıyor.He is attempting to climb the rock.
Bu kazıda tepe kısmı ile ana kayaya ulaşılan doğu ve kuzey yamaçlarında çalışılmıştır.This foreland has ridges on the eastern and northern sides which face the prominent waves.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Andromeda was chained to a rock and left for the sea monster.
Bu kilerin içine girilince bir kayaya dayalı dururdu.When we come into this world they wrap us in a cloth.
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık.But man... we hit a bad one.
- Kayaya çarpacağız.- We got some rocks!
Ve hayatının bir noktasında, bir kayaya yerleşir.And at some point of its life, it implants on a rock.
Peki vücutlarını kayaya veya kuma çevirebilen süper kahramanlar?And what about superheroes who can turn their bodies into rocks or sand?
Demir kalemle, kurşunla Sonsuza dek kalsın diye kayaya kazılsaydı!That with an iron pen and lead they were engraved in the rock forever!
Gelin, RABbe sevinçle haykıralım, Bizi kurtaran kayaya sevinç çığlıkları atalım,Oh come, let's sing to Yahweh. Let's shout aloud to the rock of our salvation!
(Uşağı): "Gördün mü, dedi, kayaya sığındığımız vakit balığı unuttum.He said: "You see, I forgot the fish on the rock where we had stopped.
Tekrar izlerini ta'kibederek geriye döndüler, (kayaya vardılar).So they retraced their steps.
(Genç-yardımcısı) Dedi ki: "Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum.He said: "You see, I forgot the fish on the rock where we had stopped.
(Genç adam:) Gördün mü! dedi, kayaya sığındığımız sırada balığı unuttum.He said: "You see, I forgot the fish on the rock where we had stopped.
Adam: "Gördün mü! dedi. Kayaya sığındığımız vakit doğrusu ben balığı unutmuşum.He said: "You see, I forgot the fish on the rock where we had stopped.
Kayaya sığındığımız vakit doğrusu ben balığı unutmuşum.Indeed, I forgot [there] the fish.
Çocuklar gizlice kayaya kendi kendilerine döndüler ve mağaranın girişini açtılar.The boys secretly returned to the rock by themselves and opened the entrance to the cave.
Mitraik döngünün sahnelerinden birinde, tanrı bir kayaya vurur ve ardından su fışkırır.In one of the scenes of the Mithraic cycle, the god strikes a rock, which then gushes water.
Bölgede 77 adet kayaya oyulmuş mağara tespit edilmiştir.There are 77 rock-cut caves at the site.
Savaş Tanrısı Mars yeryüzünden giderken bu kılıcı bir kayaya saplamıştır.Den römischen Kriegsgottes Mars stellte er sitzend, das Schwert in die Scheide steckend dar.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Andromeda wurde schließlich an einen Felsen gekettet und erwartete ihr grausames Schicksal.
Bunun üzerine, üç çatallı mızrağını bir kayaya vurup bir kaynak fışkırtır.La Fuentona (La Fontona) - deshabitado Fuexo de Abajo (Fuexo) - 3 hab.
Bu üç kılıç 10 metre boyundadır ve fiyordun yakınındaki tepede kayaya dikilidir.La tres espadas miden 10 metros de alto y están incrustadas en la roca de un cerro pequeño contiguo al fiordo.
Bu üç kılıç 10 metre boyundadır ve fiyordun yakınındaki tepede kayaya dikilidir.Le tre spade sono alte 10 metri e sono infisse nella roccia di una piccola isola vicina al fiordo.
Bu üç kılıç 10 metre boyundadır ve fiyordun yakınındaki tepede kayaya dikilidir.Três espadas de 10 metros de altura estão enterradas na rocha de uma pequena colina próxima ao fiorde.
Anıt kayaya oyulmuş bir insan figürü , bir Roma kartali figürü ve iki yazıttan oluşmaktadır.Het Russische kenteken voor een personenauto bestaat uit een witte plaat met twee vakken.
Ancak Siyahlı Adam, şişeyi kayaya vurarak kırar.De man zal nog armer worden, als hij de fles op een verkeerde manier gebruikt.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Jerom heeft intussen de inktvis verslagen en ziet dat het beest aan een ketting ligt.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Andromeda została przykuta do skały i pozostawiona na pożarcie.
Ancak Siyahlı Adam, şişeyi kayaya vurarak kırar.Regulatorn monteras i kranen på flaskan.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Η Ανδρομέδα λοιπόν βρέθηκε δεμένη στο βράχο, στο έλεος του κτήνους.
Ancak Siyahlı Adam, şişeyi kayaya vurarak kırar.Han reagerte med å knuse en flaske mot pannen.
Mağaralar sağlam bazalt kayaya oyulmuştur.Gua-gua itu dipahat dari batu basal padat.
Kayaya vuran sandık birkaç gün sonra Dictys adında bir balıkçı tarafından bulunur.Tubuh Yermak tertahan di sungai, konon ditemukan tujuh hari kemudian oleh nelayan Tatar bernama Yanish.
Ancak Siyahlı Adam, şişeyi kayaya vurarak kırar.하지만 러우의 창은 바위에 구멍을 내고 그로누를 꿰뚫어 죽인다.
Ancak Siyahlı Adam, şişeyi kayaya vurarak kırar.След това го захвърля, разбивайки бутилка.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Na rimskim je mozaicima prikazan kako drži veslo i ljulja brod.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiA polip ott ült a trónján, egy kis kövön, és leszállt a kőről, és ő is odajött közvetlenül az üvegfal elé.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiDe octopus zat op een kleine rots. Hij kwam van de rots en ging eveneens vlak voor het glas zitten.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldi녀석은 작은 돌 모퉁이에 앉아 있었고요 그런데 이 녀석도 돌에서 내려와 바로 수조 유리앞으로 왔지뭡니까!
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiMustekala istui lepokivellään ja laskeutui myös ihan lasin taa.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiOśmiornica, która siedziała na skałce jak na grzędzie, zeszła z niej i też podeszła bardzo blisko szyby.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiVà gã bạch tuộc đang ngồi trên chỗ cao, một hòn đá nhỏ và hắn rời khỏi hòn đá, đến ngay phía bên kia tấm kính.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiА октоподът беше приседнал на един малък камък, слезе от камъка и също дойде точно пред стъклото.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiОсьминог сидел на небольшом каменном выступе; затем он спустился с камня и тоже подплыл к стеклу.
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiוהתמנון היה יושב על סלע קטן והוא היה יורד מהסלע וגם הוא היה מתקרב לזכוכית
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldiوالأخطبوط كان جالسا على جثم, حصاة صغيرة ونزل عن الحصاة وجاء كذلك لمقدمة الزجاج
Ahtapot küçük bir kayaya tünemişti, kayadan ayrıldı ve o da camın tam önüne geldi岩を離れて水槽の正面にやって来ました ガラス越しに15センチ程の距離でにらみ合いました
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık.Ampak poslušaj, dobila sva slab primer.