Chamonix'ye kayarak indik.We skied down to Chamonix.
Bazen patenle kayarım.I sometimes skate.
O, babası kadar ustaca kayar.He can ski as skillfully as his father.
Kayar mısın?Do you ski?
Ben kayarım.I ski.
Onlar kayar.They ski.
Devriye arabası kayarak durdu.The patrol car skidded to a stop.
Polis arabası kayarak durdu.The police car skidded to a stop.
Ateş: Yerden müdahale (tek tip kayarak müdahale vardır."HELL(BOY) ON EARTH: Beyond the Hellverse".
Charlotte spirali ileriye ya da geriye doğru kayarak yapılabilir.A charlotte can be performed either forward or backward.
1980 yazında, evinde kayarak düştü ve kalça kemiğini kırdı.In the summer of 1980, she slipped at home and broke her hip.
Düşmanlarının öldürülme emri, profesyonellikten psikotiğe kayar.His kill confirmations of enemies corrupts from professional in the beginning to psychotic.
Bu katman zamanla kıyıya doğru kayar ve denizde parçalanır.This very young ground will typically break-off and fall into the sea.
Eğer emek talebi içeri kayarsa, maaşlar azalır.If the demand for labour falls, this lowers wages.
Temmuz 1950'de iktidar sağa kayarken ülkenin Başbakanı oldu.In July 1950 he became the country's Prime Minister, as power was shifting to the right.
Daha sonra sahne Maxwell'in bir lokantada oturduğu ve sevgilisini düşündüğü sahneye kayar.The next scene shows Maxwell sitting in a diner, reminiscing about the loss of his love.
Quantum, kayar kapılı bir QWERTY klavyesi olan birkaç Windows Phone aygıtlar'dan biridir.The Quantum is one of the few Windows Phones sporting a slide-out QWERTY keyboard.
Sahne Marguerite'nin evinin önünde bulunan halka açık meydana kayar.The scene shifts to the square outside Marguerite's house.
Yazları Kuzey Azerbaycan'a kayarlar.They are harvested from June in North Carolina.
Bu nedenle ağzın dışındaki oluklarda kayarak kafanın dışında kapanıyor.So instead, it slides in grooves on the outside of the head.
-- o zaman bu sayıda 10 basamak sola kayarsak bu sayıyı elde ediyoruz.So we have to shift this decimal 10 times to the left to get this thing up here
Bu çöpün üzerinden kayarak hız alabilirim.And I could pick up some speed going down this hill of rubbish.
Ve ruhum, sessiz bir mutluluk denizinde kayarak giden büyük bir balina gibi, özgürce süzülüyordu.And my spirit soared free, like a great whale gliding through the sea of silent euphoria.
Kayarken renk de değiştirmiş belli ki.It changes colors too as it falls.
Sonra paravan kuzey-doğu musonuna doğru kayar.Then the front moves into the northeast monsoon.
Kuvvetin etkisiyle buradaki piston yukarı doğru kayar.So I'll have a piston here, and it goes up like that.
Eğer iki basamak kayarsanız 87.5/100 olur.If you just go two decimal places, it's 87.5/100.
Peki insanların aklı ne sıklıkta başka yerlere kayar?Well, how often do people's minds wander?
Aşağı doğru kayardı.It would slide down.
Şimdi bütün dağılım olduğu gibi sağa kayar. -Now, all of a sudden, the whole distribution has shifted to the right.
O zaman grafik 3 birim negatif yöne mi kayar yoksa pozitif yöne mi? .So does this shift it down 3 to the negative direction or 3 to the positive direction?
Eğer onların düzenini benden savmazsan onlara kayarım ve cahillerden olurum!"Unless You turn their guiles away from me I shall succumb to their charms and thus become a pagan."
Gözleri (korkudan) aşağı kayar.Eyes be lowered in submission.
Size belgeler geldikten sonra kayarsanız, biliniz ki Allah güçlüdür, Hakim'dir.But if you slip, after the clear signs have come to you, know then that God is All-mighty, All-wise.
Şu tatlı, hararet keser, içerken (boğazdan) kayar; şu da tuzlu, yakar kavurur.One is fresh, sweet, good to drink, while the other is salty and bitter.
Kayar nokta hatası. NameDisplay each virtual desktop on the side of a sphere
Kıbrıs Rum Kesimi (71,3), geçen yıla oranla iki sıra kayarak 22. oldu.Cyprus (71.3) slipped two places since last year to rank 22nd.
Bazı günler iyi kayarsın, bazı günler kayamazsın, bu iş böyledir." diyor.Some days you skateboard well and some days you don't, that's how it goes," said Branislav.
Yunanistan 6,95 puanla bir basamak kayarak 60'ıncılığa yerleşti.Greece fell one notch to 60th, with a score of 6.95.
Yunanistan bu yılki endekste sekiz sıra kayarak 57. sıraya yerleşti.Greece slid eight spots to 57th place in this year's index.
Tahtanın önü kayarken batmayacak şekilde bükülür ve tahta kuruması için bırakılır.The front of the board is bent so that it does not sink as it slides, and the board is left to dry.
Yürürken donmuş bir gölete rastlarlar ve donmuş yüzeyde kayarlar.They come across a pond and slide around on the frozen surface.
Yay şeklindeki büyük bir blok Nauru'nun yanından kayarak dışarı doğru dönmüştür.A large arc shaped block slid away from the side of Nauru and rotated out.
Genellenebilirliğin odak noktası, yanıt verenlerden okuyuculara kayar.(s. 195)The focus of generalizability moves from respondents to readers.(p. 195)
"Ölmekte olan, yarı çıplak 'Türk' silahlarıyla birlikte aşağı kayar."The dying, half-naked 'Turk' slips down along with his weapons.
Yavaş tetik çekme, esnek çubuk yerine sert bir kayar plaka kullanılarak iyileştirildi.The sluggish trigger pull was improved by using a stiff sliding plate in place of the flexible rod.
Ayarlanabilir el raybalarında, keskin yüzeyler konik bir oluk etrafında kayarlar.The disposable blades slide along a tapered groove.
Bu yüzden, tabakala birbirlerinin üzerinde kolayca kayar.Die Bänke stehen zueinander leicht geneigt.
Jüpiter döndükçe iyonosferi de bağlantılı bir şekilde gezegenin kutup noktalarındaki manyetik alanlara kayar.Quand Jupiter tourne, sa ionosphère se déplace relativement au champ magnétique dipolaire de la planète.
1980 yazında, evinde kayarak düştü ve kalça kemiğini kırdı.En été 1980, elle se casse la hanche après avoir glissé dans sa maison.
Bu yüzden, tabakala birbirlerinin üzerinde kolayca kayar.De plus, les sous-espèces s'hybrident facilement les unes avec les autres.
1980 yazında, evinde kayarak düştü ve kalça kemiğini kırdı.En el verano de 1980, se resbaló en su casa y se rompió la cadera.
Bu esnada, tüm batı zirvesi aşağı kayar.Si, por toda Europa, este muro caerá.
Bazen kaykaycı bu stilde elleri üzerinde amuda kalkmış bir halde kayarken bile görülebilir.A veces lo emiten cuando el observador los recoge en sus manos.
Eğer emek talebi içeri kayarsa, maaşlar azalır.Si la demanda por trabajadores cae, esto aminora los salarios.
Curve Lift - Kaldıran partner buz üzerinde kavis (curve) çizerek kayar.Elevaciones en curva: describen una línea curva sobre el hielo.
Sahne Marguerite'nin evinin önünde bulunan halka açık meydana kayar.La escena cambia a la plaza en el exterior de la casa de Marguerite.
Karlı bir yolda direksiyonu o şekilde çevirirsen, kayarsın.Se giri il volante in quel modo su una strada coperta di neve, slitterai.
Köprünün adı Türkçede “Taşlı Köprü” ve bazen genel adlandırmaya kayarak “Taş Köprü” olarak geçer.Il suo nome significa letteralmente ponte strallato ed è talvolta tradotto come ponte della Sindone.
Penguenler, buz üzerinde sıçrar ve çok iyi kayarlar.Essi colpiscono i beluga e li trascinano sul ghiaccio.