Cevher kayaları, borular daldırılarak kırılır.Slecht gebouwde wijken als De Pijp verrezen.
Mekan: Yalçın kayalar arasında bir geçit.Larcenia: Een stap tussen de boomtoppen.
Mağara ve kayalar arasında gizlenerek avlanır.Hij ontsnapt en verbergt zich tussen de rotsen.
Bazen de toprağa (zemin donmuş ise üzeri kayalarla örtülür) gömülürdü.Hierbij stortte de bodem in een (verwachte) holle ruimte eronder.
Bu kayalarda birçok başka mineral de bulunur.W skałach tych występuje wiele minerałów.
Botlarımız suyun içindeki kayalardan ötürü daha ileri gidemiyordu.Łodzie nie mogły dobić do brzegu z powodu licznych skał w przybrzeżnej wodzie.
Bu dönemden sonra kayalara yeni kiliseler oyulmuş ve kutsal mekanlar renkli fresklerle süslenmiştir.Po tym okresie, nowe wydrążone w skałach kościoły są już bogato zdobione kolorowymi freskami.
Bu kayaların olduğu yerde bir de Mağara mevcuttur.W skałach tych znajdują się także jaskinie.
Mars'taki adlandırılmış kayalar listesidir.Lista zawiera wszystkie nazwane góry na Marsie.
Çoğunluğu, Paleozoik şistler ve volkanik kayalardan oluşur.Pasmo zbudowane głównie z łupków paleozoicznych i skał wulkanicznych.
Yumurtalar kovuklara, kayalardaki çatlaklara bırakılır.Jaja są składane na twardych przedmiotach, skałach.
Rock Lee bir tekmeyle kayaları parçalayabilir ağaçları sökebilir bir güce sahiptir.Ruby odnajduje drzewo dzięki, któremu ma moce.
Diğer zamanlarda kayalar güneşte pişirme veya soğuk rüzgarlara maruz kalır.Poza tym skały wystawione są na działanie słońca i zimnych wiatrów.
Daha sonra yönetmenliğe geçen sanatçı, 2014 yılında Defne Kayalar ile evlendi.Pierwsza żona aktora zmarła, w 2014 roku zawarł związek małżeński z Justyną.
Ayrıca manganez içeren sedimanter kayaların bölgesel metamorfizması sonucu oluşur.Poza nimi w skład podłoża kubańskiego wchodzą skały metamorficzne pochodzące z mezozoiku.
Mars'taki adlandırılmış kayalar listesidir.Se lista över berg på Mars.
Gündüzleri kayaların altındaki boşluklarda ya da mağaralarda uyuyarak geçirir.De sover på dagen gömda bland trädens rötter eller i naturliga grottor.
Bu evler, kayaların iç kısmında birbirine dar tünellerle bağlıdırlar.De olika husen förbinds med hundraåriga trappor.
Mekan: Yalçın kayalar arasında bir geçit.Швидко пересування серед каміння.
Kayalar oyularak mezarlar kabartma ve yazılarla süslenmiştir.Могили замуровувались камінням з написами (не збереглись).
Bunun nedeni rüzgarın buradaki kayalara çarparak çınlamasıdır.Лиш вітер свистів у камінні.
Mars'taki adlandırılmış kayalar listesidir.Toto je seznam pojmenovaných pohoří na Marsu.
Yuvasını kütükler, tahta çürüklerinin altında ve kayalarda yapar.Nory si hloubí pod kořeny stromů a pod kameny.
Etrafta dolanırken kayalardan yuvarlanan bir araba görür.Postavili celý vůz kolem mě.
Etrafta dolanırken kayalardan yuvarlanan bir araba görür.Să considerăm o mașină ce trece pe lânga noi în viteză.
Beslenme öğelerini kayaların üstünde bulunan algler oluşturur.Ca hrană preferă algele(perioada calda) pe care le roade de pe pietre.
Mezarın üstü beşik tonoz şeklinde kayalara oyulmuştur.Unele asemenea morminte sunt săpate direct în stâncile calcaroase.
Titanyum neredeyse tüm canlı varlıklarda, kayalarda, sularda ve toprakta bulunur.A titán szinte az összes élőlényben, a vizekben, sziklákban és a talajban is megtalálható.
(Ama gazoz akarsular ve ş-eker kayalar orada yok!)(Friss Klippek És Új Slágerek!)
Burada kayalara oyulmuş 77 tane mağara bulunur.77 sziklába vájt barlang található a helyszínen.
Freeman düşen kayalar ve yıkılan bina parçalarına rağmen güveli bir şekilde yeraltına ulaşır.Kun Freeman on kallionjyrkänteitä pitkin noussut huipulle, hän saapuu pienelle pihalle.
Köy sakinlerinin birçoğu kayalara oyulmuş 350 el-oyması evde yaklaşık 3.000 yıl kadar bir süre boyunca yaşadı.Monet asukkaat asuvat käsin kaivetuissa taloissa kivien keskellä, joista osissa on asuttu 3000 vuoden ajan.
Hacı İlbey'in ailesi 1390 yılında Evrenos gazi tarafından Kayalar Kırımşa Bölgesine yerleştirilmiştir.Aelia Capitolina, rakennettiin Jerusalemin raunioiden päälle vuonna 131.
Fakat dagda en eski olarak tarihi tespit edilmiş kayalar 200,000 yıldan eski değildir.Τα αρχαιότερα γνωστά πετρώματα δεν είναι μεγαλύτερα από 200.000 ετών.
Bazı türlerde yumurtalar kayaların altına yapışır.Σε άλλα είδη τα αυγά τοποθετούνται μέσα στις στοές.
Köyün etrafında "Kıran Kayaları" yer alır.Υπάρχουν "Κραν" γύρω από το χωριό.
Ay yüzeyindeki kompozit kayalar genellikle breşler şeklinde görünür.Sammensatte klipper på måneoverfladen optræder ofte i form af breccia.
Apollo 11 ile geri getirilen ilk kayalar bazalttı.De første klipper, som nåede tilbage til Jorden med Apollo 11, var basalter.
Bu nedenle bazı kayaların birden fazla adı olmuş ve bazı adlar yeniden düzenlenmiştir.Navnesystemet er sidenhen blevet fulgt nøje, og mange navne er blevet genbrugt.
Köroğlu kayaları burada bulunmaktadır.Her ligger Steinhuder Meer.
Kısmi de riyolit kayalar kolayca tanınabilir akış dokular gösterir.Vingene har et lett gjenkjennelig ribbenett.
Fakat dagda en eski olarak tarihi tespit edilmiş kayalar 200,000 yıldan eski değildir.Batuan tertua yang berhasil ditemukan berusia kurang dari 200.000 tahun.
Bir feldispat zemin içerisinde var>% 90 amfibollerden ile kayalar bir lamprofir olabilir.Batuan dengan> 90% amfibol yang memiliki massa dasar felspar mungkin sebuah lamprofir.
Jose'nin tüfeğiyle ateş ettiğini görür ve kayalar arasına saklanır.Cô thấy José đang bắn một khẩu súng, và giấu nó trong đá.
Yahudi Mahallesi, Jihlava Nehri'nin kuzey kıyısında yer alır ve kayalar ve nehirle çevrilidir.Khu vực này nằm trên bờ phía bắc của sông Jihlava, được bao quanh là đá và dòng sông.
Ormanın zeminini çoğunlukla volkanik kayalar oluşturur ve kürek gibi el aletleriyle kazmak zordur.Tầng rừng cấu tạo chủ yếu từ đá núi lửa, khá khó để đâm thủng bằng những dụng cụ cầm tay như xẻng hoặc cuốc.
Buzun ağırlığı altında yatan kayaların 0.5 ile 1 kilometre arasında batmasına neden olmuştur.乗っている岩は氷の重さによって0.5から1キロメートル沈んでいる。
Atın bile gelmek istemeyip ayakları kayalara saplanmadı mı?" buyurdu.(自分がGI未勝利だったのは)GIで本命になる馬に乗っていなかっただけの話じゃないですか。
Haziran ayında kayaların üzerinde büyük kuşların yumurtaları toplanır.6月に岩の下にある水草に卵を産む。
Apollo 11 ile geri getirilen ilk kayalar bazalttı.阿波羅11號帶回的第一批岩石是玄武岩。
Yahudi Mahallesi, Jihlava Nehri'nin kuzey kıyısında yer alır ve kayalar ve nehirle çevrilidir.犹太区坐落在伊赫拉瓦河北岸,周围环绕着岩石和河流。
Titanyum neredeyse tüm canlı varlıklarda, kayalarda, sularda ve toprakta bulunur.鈦亦同時存在於幾乎所有生物、岩石、水體及土壤中。
Jeolog Preston Cloud bu terimi bilinen en yaşlı kayalardan önceki dönemi tanımlamak için 1972'de türetti.冥古宙最初是由普雷斯頓·克羅德(英语:Preston Cloud)於1972年所提出的,原本是用來指比已知最早岩石還要之前的時期。
Sonuçta bazı dağlar bileşenlerini oluşturan kayaların tipine göre karakterize edilebilirler.最後,許多山的類型可由岩石組成成分來進行分門別類。
Atın bile gelmek istemeyip ayakları kayalara saplanmadı mı?" buyurdu.그런데 어찌 전하께서는 문 밖에 나가지도 않고 황제에 오르려 하십니까?”라고 하였다(삼국지 촉서 비시전).
1982 Denizde kayalar.2008 Canion.문수 역 2012년 《남영동1985》 ...
Titanyum neredeyse tüm canlı varlıklarda, kayalarda, sularda ve toprakta bulunur.도롱뇽에는 물에서만 사는 것과 거의 땅에서만 사는 것, 물과 땅에서 모두 사는 것이 있다.
Botlarımız suyun içindeki kayalardan ötürü daha ileri gidemiyordu.הסירות לא יכלו להתקרב יותר מכך בגלל סלעים במים.
Misk kedileri kayaların arasında ve kovuklarda barınırlar.הקביות חיות בין הסלעים בחבורות.
Sert kayalardan kumlara kadar her türlü maddeye sondaj vurabilir.המכונה מסוגלת לחפור בכל תווך מסלע קשה עד חול.