Sert kayalara çarparsınız.Je zit aan de grond.
Sert kayalara çarparsınız.Když surfujete navrchu, jste naprosto povznesení.
Sert kayalara çarparsınız.딱딱한 바위에 부딪히게 되죠.
Sert kayalara çarparsınız.Megérintjük a kőkemény sziklát.
Sert kayalara çarparsınız.Narazíte na tvrdý kameň.
Sert kayalara çarparsınız.Sbatti sulle dure rocce.
Sert kayalara çarparsınız.Sie werden auf dem absoluten Tiefpunkt ankommen.
Sert kayalara çarparsınız.Te loveşti de pietre.
Sert kayalara çarparsınız.Uderzacie w litą skałę.
Sert kayalara çarparsınız.Χτυπάς πάνω στο βράχο.
Sert kayalara çarparsınız.Ви вдаряєтесь об тверде каміння.
Sert kayalara çarparsınız.Удряте скалите.
Sert kayalara çarparsınız.אתה נופל על סלע מוצק.
Sert kayalara çarparsınız.ستصطدمون بالصخر الصلب .
Sert kayalara çarparsınız.波の上にのっているときは意気揚揚としています
Suyu, beyaz kumları ve kenarda kayaları görüyorsunuz, biraz daha büyüteceğim görüntüyü.Vous voyez l'eau, le sable blanc, les rochers sur le côté. Je vais zoomer un peu plus.
Suyu, beyaz kumları ve kenarda kayaları görüyorsunuz, biraz daha büyüteceğim görüntüyü.Βλέπετε το νερό, τη λευκή άμμο, τους βράχους στις άκρες, και θα μεγεθύνω λίγο ακόμη.
Suyu, beyaz kumları ve kenarda kayaları görüyorsunuz, biraz daha büyüteceğim görüntüyü.Видно воду, белый песок, камни по бокам. Я увеличу изображение.
Suyu, beyaz kumları ve kenarda kayaları görüyorsunuz, biraz daha büyüteceğim görüntüyü.אתם רואים את המים, את החול הלבן, את הסלעים בצד, אבצע תקריב נוסף.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.(77:35) и вспоминали, что Бог – их прибежище, и Бог Всевышний – Избавитель их,
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.a keď sa rozpomínali, že Bôh je ich skalou a silný Bôh najvyšší ich vykupiteľom,
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.Chúng nó bèn nhớ lại rằng Ðức Chúa Trời là hòn đá của mình, Ðức Chúa Trời Chí cao là Ðấng cứu chuộc mình.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.Chúng_nó bèn nhớ lại rằng Ðức_Chúa_Trời là hòn đá của mình , Ðức_Chúa_Trời_Chí cao là Ðấng cứu_chuộc mình .
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.Dan dachten zij er pas weer aan dat God hun rots was en dat de Allerhoogste God hen bevrijdde.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.De tänkte då på att Gud var deras klippa, och att Gud den Högste var deras förlossare;
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.És eszökbe vevék, hogy Isten az õ sziklájok, és a felséges Isten az õ megváltójok;
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.He muistivat, että Jumala oli heidän kallionsa, ja että Jumala, Korkein, oli heidän lunastajansa.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.Ils se souvenaient que Dieu était leur rocher, Que le Dieu Très Haut était leur libérateur.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.îşi aduceau aminte că Dumnezeu este Stînca lor, şi că Dumnezeul Autoputernic este Izbăvitorul lor.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.하나님이 저희의 반석이시요 지존하신 하나님이 저희 구속자이심을 기억하였도다
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.kom i Hu, at Gud var deres Klippe, Gud den Allerhøjeste deres Genløser.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.Lembravam-se de que Deus era a sua rocha, e o Deus Altíssimo o seu Redentor.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.Mereka ingat bahwa Allah pelindung mereka, dan bahwa Yang Mahatinggi penyelamat mereka
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.og kom i hu at Gud var deres klippe, og den høieste Gud deres gjenløser.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.Przypominając sobie, iż Bóg był skałą ich, a Bóg najwyższy odkupicielem ich:
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.ricordavano che Dio è loro rupe, e Dio, l'Altissimo, il loro salvatore
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.Rozpomínajíce se na to, že Bůh byl skála jejich, a Bůh silný nejvyšší vykupitel jejich:
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.Se acordaron de que Dios es su Roca; de que el Dios Altísimo es su Redentor
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.spomnivši se, da je bil Bog njih skala in Bog mogočni, Najvišji, njih odrešenik.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.und gedachten, daß Gott ihr Hort ist und Gott der Höchste ihr Erlöser ist,
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.και ενεθυμουντο, οτι ο Θεος ητο φρουριον αυτων και ο Θεος ο Υψιστος λυτρωτης αυτων.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.И спомниха, че Бог им беше канара, И всевишният Бог техен изкупител.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.ויזכרו כי אלהים צורם ואל עליון גאלם׃
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.وذكروا ان الله صخرتهم والله العلي وليّهم.
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.他 們 也 追 念 神 是 他 們 的 磐 石 、 至 高 的 神 、 是 他 們 的 救 贖 主
Tanrının kayaları olduğunu, Yüce Tanrının kurtarıcıları olduğunu anımsıyorlardı.他 們 也 追念 神 是 他 們的 磐石 、 至高 的 神 、 是 他 們的 救贖主
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.( 39 : 31 ) Nó ở trong bàn_thạch , đậu trên chót_vót hòn đá , Tại trên đỉnh núi không ai leo lên được .
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.(39:31) Nó ở trong bàn thạch, đậu trên chót vót hòn đá, Tại trên đỉnh núi không ai leo lên được.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Abita le rocce e passa la notte sui denti di rupe o sui picchi
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.A trombitaszóra nyerítéssel felel; messzirõl megneszeli az ütközetet, a vezérek lármáját és a csatazajt.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Di puncak gunung batu ia membangun rumahnya; ujung batu-batu yang runcing menjadi bentengnya
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.El locuieşte în stînci, acolo îşi are locuinţa, pe vîrful zimţat al stîncilor şi pe vîrful munţilor.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.En las peñas habita y pernocta en la cumbre de la peña, en lugar inaccesible
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.et Stød i Hornet, straks siger den: Huj! Den vejrer Kamp i det fjerne, Kampskrig og Førernes Råb.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.För var basunstöt frustar han: Huj! Ännu i fjärran vädrar han striden, anförarnas rop och larmet av härskrin.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Hver gang luren lyder, sier den: Hui! Og langt borte værer den striden, høvedsmenns tordenrøst og hærskrik.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.In den Felsen wohnt er und bleibt auf den Zacken der Felsen und auf Berghöhen.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.그것이 낭떠러지에 집을 지으며 뾰족한 바위 끝이나 험준한데 거하며
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Mora nas penhas e ali tem a sua pousada, no cume das penhas, no lugar seguro.
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.Na opoce mieszka, i bawi się na ostrej skale, jako na zamku.