Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Bila iya, otak kita mungkin akan melihat batu sebagai ruang kosong.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Dacă ar fi fost aşa, creierele noastre ar fi perceput probabil rocile ca fiind pline cu spaţiu gol.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Hade vi det skulle våra hjärnor troligen uppfatta stenar som fulla av tomrum.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Ha így lett volna, akkor agyunk a követ valószínűleg úgy érzékelné, hogy az nagyrészt üres tér.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Hätten wir das, würden unsere Gehirne wahrscheinlich Felsen als leeren Raum wahrnehmen.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Havde vi gjort det, ville vores hjerner sikkert opfatte sten som fulde af tomt rum.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Indien dat wel het geval was dan zouden onze hersenen rotsen vooral als lege ruimte zien.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Jos olisimme, aivomme varmaan havaitsisivat kivet tyhjänä tilana.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Kdybychom se tak vyvinuli, náš mozek by nejspíš vnímal skály jako vyplněné prázdným prostorem.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.만약 그렇게 진화했더라면 우리의 뇌는 바위를
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Se o pudéssemos fazer, provavelmente os nossos cérebros perceberiam que as rochas são cheias de espaço vazio.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Αν είχαμε, οι εγκέφαλοί μας πιθανώς θα έβλεπαν τους βράχους γεμάτους με κενό χώρο.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.Если бы это было так, то наш мозг вероятно считал бы, что камни наполнены пустотой.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.כי אם כן, מוחותינו היו ודאי מצליחים לתפוש את הסלע כמלא בחלל ריק.
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.لو كان كذلك، فيحتمل ان تدرك أدمغتنا الصخور..
Öyle olmuş olsaydı muhtemelen beyinlerimiz kayaları boşluk ile dolu olarak algılardı.岩が固く、手では貫けないように感じるのは
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Akkor miért látjuk és érezzük a követ olyan szilárdnak és áthatolhatatlannak?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?De ce atunci rocile par şi se simt solide şi tari şi impenetrabile?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Dlaczego skały wyglądają na nieprzenikalne ciała stałe?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Então porque é que vemos e sentimos as rochas tão duras e impenetráveis?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Hvorfor så, ses og føles sten massive og hårde og uigennemtrængelige?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Jaktože se nám tedy skály jeví pevné, tvrdé a neprostupné?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?그렇다면 왜 바위는 딱딱하고 뚫을 수 없는 것으로 보이고 느껴지는 걸까요?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Lalu, mengapa batu terlihat dan terasa keras dan tak dapat ditembus?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Miksi kivet sitten vaikuttavat kiinteiltä, kovilta ja läpitunkemattomilta?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Perché, allora, le rocce appaiono alla vista e al tatto solide e dure e impenetrabili?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?¿Por qué, entonces, las rocas parecen sólidas y duras e impenetrables?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Pourquoi alors les pierres semblent-elles à l'œil et au toucher solides, dures et impénétrables ?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Prečo sa nám teda skaly zdajú byť pevné, tvrdé a nepreniknuteľné?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Varför ser då stenar ut att vara solida, hårda och ogenomträngliga?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Vậy thì tại sao thị giác và xúc giác lại cho chúng ta cảm giác đá cứng và không thể xuyên qua được?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Waarom ogen en voelen rotsen dan zo solide, hard en ondoordringbaar?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Warum also fühlen sich Felsen hart und undurchdringlich an. und sehen auch so aus?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Γιατί, τότε, οι βράχοι φαίνονται και δίνουν την αίσθηση ότι είναι σκληροί και αδιαπέραστοι;
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Защо тогава скалите са твърди и непроницаеми на външен вид и на допир?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?Тогда почему же камни выглядят и ощущаются такими монолитными, твёрдыми и непроницаемыми?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?אז מדוע הסלעים נראים ומורגשים מוצקים, קשים ובלתי-חדירים?
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?لماذا إذن، تبدو الصخور صلبة المظهر والملمس وصعبة الاختراق؟
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor?進化生物学者として、私の説明はこうです
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Afară cu voi, într-o clipită, la fiecare una, şi până în aceste roci cu mine.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Fuera con usted, en un abrir y cerrar, cada uno, y hasta en las rocas conmigo.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Fuori con voi, in un batter d'occhio, tutti, e fino a queste rocce con me.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Hinaus mit euch, in einem Augenblick, jeder, und bis in diese Felsen mit mir.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Kanssasi ulos, sisään tuike, jokainen, ja ylös nämä kivet kanssani.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Ki veled, egy szempillantás alatt, mindenki, és föl ezek a sziklák velem.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine.땅. "나가 당신과 함께, 깜짝할 사이에, 모든 사람, 최대 나와 함께이 바위에.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Out dengan Anda, dalam sekejap, setiap orang, dan sampai ke batu-batu dengan saya.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Out z tobą, w mgnieniu oka, każdy, i nawet w tych skał ze mną.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Out z vami, v Trenutek, vsak, in navzgor v te skale z mano.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Out с вас, в един миг, всеки един, и в тези скали с мен.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Trong với bạn, chỉ trong nháy, mỗi một, và vào những khối đá với tôi.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Ud med dig, i et øjeblik, hver og en og op i disse klipper med mig.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Ut med dig, på ett ögonblick, var och en, och upp i dessa stenar med mig.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Ven s tebou, v mžiku, každý, a až do těchto skal se mnou.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Von s tebou, v okamihu, každý, a až do týchto skál so mnou.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Weg met u, in een oogwenk, een ieder, en tot in deze rotsen met mij.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Έξω μαζί σας, σε μια ριπή, κάθε μία, και πάνω σε αυτά τα βράχια μαζί μου.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Вон, в мгновение ока, каждый, и вверх в этих породах со мной.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Он, в одну мить, кожен, і вгору в цих породах зі мною.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine.على أرض الواقع. "نفاد معكم ، في طرفة عين ، كل واحد ، وحتى في هذه الصخور معي.