Küçük bir dere kayaların arasından akıyor.A small stream ran down among the rocks.
Kayalar Japon tarzı bahçede güzel biçimde düzenlendi.Rocks are beautifully arranged in the Japanese-style garden.
Burada dolaşırken düşen kayalara dikkat etmelisin.When you walk around here, you have to look out for falling rocks.
Kayaları patlatan işçiler gördük.We saw laborers blasting rocks.
Gemi, kayalara çarpmış.The ship was wrecked on the rocks.
Dalgalar kayalarda kırılıyor.Waves are breaking against the rocks.
Düşen kayalar dağcılar için tehlike oluşturabilir.Falling rocks present a danger to climbers.
Kayaları nehre fırlatmayın.Don't throw rocks into the river.
Hiç kayalara tırmanmaya gittin mi?Have you ever gone climbing on rocks?
Gemi kayalara çarptı.The ship crashed on the rocks.
Bazı insanlar aslında kayalar toplarlar.Some people actually collect rocks.
Onlar ayrıca ay kayaları ve toprağı topladı.They also collected moon rocks and soil.
Yol düşen kayalar tarafından bloke edildi.The road was blocked by fallen rocks.
Düşen kayalar yolu kapattı.Fallen rocks blocked the way.
Bilimsel çalışmalar yoluyla bu kayaların yaşını belirlemek olanaklıdır.It is possible to determine the age of these rocks through scientific studies.
Balık kayaların altında saklanıyor.The fish is hiding under the rocks.
Kadınlar büyük kayaların önündeler.The women are in front of big rocks.
Onlar sivri kayalara tırmandılar.They climbed up the jagged rocks.
Dalgalar kayalara çarptılar.The waves crashed against the rocks.
Düşen kayalara dikkat edin!Beware of falling rocks!
O kayalara dikkat et.Be careful on those rocks.
Kayaları fırlatma!Don't throw rocks!
Aylin (Defne Kayalar) (Fi, Çi), bir gazeteci.Aylin (Defne Kayalar) (Fi, Çi), a journalist.
Adamın üzerinde dikildiği kayalar ise Kaiserkrone üzerindeki bir grup kayalıktır.The rocks on which the traveler stands are a group on the Kaiserkrone.
Sonuçta bazı dağlar bileşenlerini oluşturan kayaların tipine göre karakterize edilebilirler.Finally, many mountains can be characterized by the type of rock that make up their composition.
Tüm kayalar derin sularla çevrilidir ve ana adanın çoğu kenarı çok diktir.All the rocks are surrounded by deep water, and most of the face of the main island is very steep.
Ay yüzeyindeki kompozit kayalar genellikle breşler şeklinde görünür.Composite rocks on the lunar surface often appear in the form of breccias.
Yunanlar bebekleri annelerinin kollarından aldı ve kayalara vurdu.Greeks seized infants from their mother's breasts and dashed them against rocks.
Apollo 11 ile geri getirilen ilk kayalar bazalttı.The first rocks brought back by Apollo 11 were basalts.
Fakat dagda en eski olarak tarihi tespit edilmiş kayalar 200,000 yıldan eski değildir.The oldest-known dated rocks are not older than 200,000 years.
Botlarımız suyun içindeki kayalardan ötürü daha ileri gidemiyordu.The boats could not approach nearer because of certain rocks in the water.
Yıldız Eruçman (doğum adı ile Yıldız Kayalar), ilk Türk kadın paraşütçü.Yıldız Kayalar Eruçman (born 1919) was the first Turkish female parachutist.
Ne mutlu senin yavrularını tutup Kayalarda parçalayacak insana!"Your children shall call you roosters, and your grandchildren will stay roosters!”).
Bu volkanik kayalar volkanik zincirler olarak adlandırılır.These volcanic belts are called volcanic chains.
Dağları ve yüksek kayaları oyarak inşa ettikleri görkemli evlerle ünlü Semud kavmine gönderilmiştir.Then let them which be in Judaea flee into the mountains.
Sert kayalardan kumlara kadar her türlü maddeye sondaj vurabilir.They can bore through anything from hard rock to sand.
Mars'taki adlandırılmış kayalar listesidir.This is a list of all named mountains on Mars.
Ama Sisifos tanrıları yadsıyan ve kayaları kaldıran üstün sadıklığı öğretir.Alysoun succeeds in destroying the god and escapes.
Suyun eritme gücü (Korrozyon) kayaları aşındırması yoluyla kıyıları şekillendirler.Most likely, "the water vapor was vaporized from the surfaces of orbiting comets."
Şehir uçurumların ve dik kayaların arasına inşa edilmiştir.The town is located about half-way between the towns of Steinkjer and Stjørdalshalsen.
Deniz dibindeki kayaların görüntüsü, mağaraya ayrı bir gizem katmaktadır.The exact circumstances surrounding the sinking remain a mystery.
Ada gayet çeşitli orijinli jeolojik kayalardan oluşmuştur.The island consists of varied geological provinces.
Bu nedenle, levha sınırına yakın kayaçlar, uzaktaki kayalardan daha genç olur. ^ zonuBecause of this, rocks closest to a boundary are younger than rocks further away on the same plate.
"Evini kayaların üstüne inşa eden bilge adam""The Wise Man Built His House Upon the Rock."
Kayalar ve dağlar yok oldukça, kum tanecikleri meydana geliyor.As rocks and mountains die, grains of sand are born.
Dağlara kayalar ve açık alana da bir ev eklendi.The visual outlook of the map was improved; lightning was remade and the landscape has more routes.
"Parıldayan, her biri ve bana bu kayaların içine."Out with you, in a twinkling, every one, and up into these rocks with me.
"Phineas kayalar fışkıran önce gitti kollarını çocuk, bir keçi gibi.Phineas went before, springing up the rocks like a goat, with the boy in his arms.
"Ama Tom, kayaların arkasından bize ateş olabilir," Marks söyledi."But, Tom, they might fire at us from behind the rocks," said Marks.
Kimler sonra gidiyor? "Diye kayaların fışkıran dedi.Who goes after?" he said, springing up the rocks.
George kayaların baktı ve onları içine iri yarı Tom kaldırmaya çalışırken gördüm eyer.George looked over the rocks, and saw them trying to lift the burly form of Tom into the saddle.
"Yarın, şu ilerideki kayaları geçeceğiz, ve o kayalarda Siren denilen güzel kadınlar otururmuş."Tomorrow, we will sail past those rocks, and on those rocks sit some beautiful women called Sirens.
Kayaların oradalar...şurada.They're right by the rocks... over there.
Kayaları görüyoruz.We see rocks.
Kayalara tutunup onlarla beslendiler, karayı dönüştürmek üzere.Fungi married algae ... clinging to rock, and eating it too ... transforming barren land.
Sert kayalara çarparsınız. Dalganın üstünde sörf yaparken, coşkunsunuzdur.When you are surfing on the top, you are all elated.
Jilet gibi keskin kayalardan oluşan kanyonlar.Canyons of razor-sharp rock.
- Önüne bak! Kayalar!Look out!
Kayalar geliyor!The rocks! Rocks are coming!
Yeryüzü kabuğunun yüzlerce mil altından erimiş kayaların yüzeye çıktığı birer damar yoludurAn artery of superheated rock rises to the surface from hundreds of miles beneath the crust