‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Mutta vuorikin vyöryy ja hajoaa, ja kallio siirtyy sijaltansa,
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Nej, ligesom Bjerget skrider og falder, som Klippen rokkes fra Grunden,
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Ohimè! come un monte finisce in una frana e come una rupe si stacca dal suo posto
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Ale teraz ako keď padá vrch, že sa drobí, a skala, keď sa odtrhne od svojho miesta;
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Cum se prăbuşeşte muntele şi piere, cum piere stînca din locul ei,
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Jistě že jako hora padnuc, rozdrobuje se, a skála odsedá z místa svého,
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Kelak gunung-gunung akan runtuh dan porak poranda, dan gunung batu yang kokoh bergeser dari tempatnya
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,무너지는 산은 정녕 흩어지고 바위는 그 자리에서 옮겨가고
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,La montagne s`écroule et périt, Le rocher disparaît de sa place,
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Mas, na verdade, a montanha cai e se desfaz, e a rocha se remove do seu lugar.
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Még a hegy is szétomlik, ha eldõl; a szikla is elmozdul helyérõl;
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Saj še gora se sesuje in razdrobi in skalovje preperi z mesta svojega,
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Sin embargo, la montaña cae y se deshace, y la peña es removida de su lugar
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Song núi lở ta thành ra bụi, Và hòn đá bị nhắc dời khỏi chổ nó.
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Song núi lở ta thành_ra bụi , Và hòn đá bị nhắc dời khỏi chổ nó .
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Zerfällt doch ein Berg und vergeht, und ein Fels wird von seinem Ort versetzt;
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Βεβαιως το μεν ορος πιπτον εξουδενουται, ο δε βραχος μετακινειται απο του τοπου αυτου.
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Наистина както и планината като пада унищожава се, И скалата се премества от мястото си;
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,Но гора падая разрушается, и скала сходит сместа своего;
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,ואולם הר נופל יבול וצור יעתק ממקמו׃
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,ان الجبل الساقط ينتثر والصخر يزحزح من مكانه.
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,山 崩 變 為 無 有 . 磐 石 挪 開 原 處
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,山崩 變為 無有 . 磐石 挪開 原處
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık.Ampak poslušaj, dobila sva slab primer.
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık.Dar omule... ... am dat peste unul rău de tot.
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık.Maar... we hebben een slechte getroffen.
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık.Ma caspita... sei capitato male.
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık.Mais tu sais... on est tombés sur un mauvais cas.
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık.Mas amigo... apanhamos um pepino.
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık.Pero... dimos con uno malo.
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık.Αλλά ρε φίλε... μας έπεσε άσχημη περίπτωση.
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık.Но... уж больно скверный случай.
Ama evlat,... ...sert kayaya çarptık...ولكن يا رجل لقد حصلنا على مهمة شاقة
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Aber Galileo sah eine steinige, kahle Welt, welche er durch ein Aquarellgemälde abbildete.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Ale Galileo viděl skalnatý, pustý svět, který znároznil svým akvarelem.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Ale to, čo videl Galileo, bol kamenný, neúrodný svet, ktorý vyjadril prostredníctvom svojej akvarelovej maľby.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Dar Galileo a văzut o lume stâncoasă, aridă, pe care el a redat-o prin pictură în acuarelă.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.De amit Galilei látott, egy sziklás, puszta világ volt, amit ki is fejezett vízfestékkel készült képein.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Galileo pa je videl kamnit, nerodoviten svet, ki ga je izrazil skozi akvarelno slikanje.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Galileusz zobaczył jednak kamieniste, jałowe pustkowie, które namalował za pomocą akwareli.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.하지만 갈릴레오가 본것은 울퉁불퉁하고 황량한 세계였는데 그는 그것을 수채화로 그렸지요.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Maar Galilei zag een rotsachtige, dorre wereld, wat hij weergaf in zijn aquarel.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Ma ciò che Galileo vide fu un mondo roccioso e arido che espresse attraverso la sua pittura ad acquerello.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Mais ce que Galileo a vu c'est un monde aride et rocheux qu'il a exprimé à travers ses aquarelles.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Mas o que Galileu viu, era um mundo morto e rochoso que ele retratou através das suas pinturas a aguarelas.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Med det Galileo såg var en stenig, karg värld, som han uttryckte i sina akvareller.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Namun yang dilihat Galileo adalah dunia berbatu dan tandus yang digambarkannya melalui lukisan cat airnya.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Pero lo que Galileo vio fue un mundo rocoso y árido que expresó a través de su pintura a la acuarela.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Але Галілей побачив пустинний скелястий світ, що і відобразив у своїх акварельних малюнках.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Но Галилео увидел каменистый, бесплодный мир, который он и передал в своём акварельном рисунке.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.Но това, което Галилилео видя, беше скалист, пуст свят, който той нарисува с водни бои.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.אבל מה שגלילאו ראה היה עולם סלעי שומם, שאותו ביטא דרך ציורי צבעי המים שלו.
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.ولكن ما رآه جاليليو هو عالم صخري قاحل والذي عبر عنه بواسطة رسومات بالألوان المائية
Ama Galileo'nun gördüğü, suluboya resminde de gösterdiği gibi kayalık ve ıssız bir dünya idi.彼はそれを水彩画で表現しました もう一人は チャールズ・ダーウィンです
Ama işler şimdiki gibi giderse, 50 yıl içinde mercan kayalığı kalmayabilir.하지만 이대로 지낸다면, 50년 안에 산호초가 없어질 수도
Ama işler şimdiki gibi giderse, 50 yıl içinde mercan kayalığı kalmayabilir.Se dovessimo continuare sulla strada attuale, fra 50 anni
Ama işler şimdiki gibi giderse, 50 yıl içinde mercan kayalığı kalmayabilir.אבל עסקים כרגיל משמעו שתוך חמישים שנים, לא יוותרו שוניות אלמוגים,
Ama işler şimdiki gibi giderse, 50 yıl içinde mercan kayalığı kalmayabilir.لكن الأعمال كالعادة تعني أن في خمسين سنة، ربما لا يكون هناك جزر مرجانية،
Ama işler şimdiki gibi giderse, 50 yıl içinde mercan kayalığı kalmayabilir.珊瑚礁が消えてしまうかもしれません 漁業もなくなってしまうかもしれません 魚がいなくなってしまうからです
Ama ortasında, bir sürü küçük dinozor kayası içeren kocaman bir karatahta var.중간 즈음 있는 거대한 지층은, 공룡의 암석을 가진 많은 작은 지역들로 이루어져 있으며