Ana içeriğe geç
Sözlük

kay ile cümle

kay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O bir muz kabuğunda kaydı.He slipped on a banana peel.
Biz 3'e 0 kaybettik.We've lost 3 to 0.
1918 yılında, pirinç fiyatından kaynaklanan ayaklanmalar tüm dünyada patlak verdi.In 1918, revolts due to the price of rice erupted all around the country.
Beş yaşındayken zaten kayabiliyordum.At five I was already able to ski.
Amnezi, "hafıza kaybı" anlamına gelir.Amnesia means "loss of memory".
Her şeyi olan biri her şeyi kaybedebilir.The one who has everything can lose everything.
Gözlüğümü kaybettim fakat onu bulmak için ona ihtiyacım var.I've misplaced my glasses, but I need them in order to look for them.
Gümüş eşyaları cilalı tutmazsan parlaklığını kaybederler.If you don't keep the silverware polished, it'll lose its luster.
Geçen kış kayak yapmak için Kanada'ya gittim.Last winter, I went to Canada to ski.
Kaynaklarınız sınırlı olduğunda öncelik sıralaması yapmanız gerekir.When your resources are limited, you have to prioritize.
Kendinizi kayan kumda bulduğunuzda, hareket etmezseniz daha yavaş batarsınız.If you find yourself in quicksand you'll sink more slowly if you don't move.
Hiçbir kaynak sınırsız değildir.No supply is unlimited.
Tom kayak yarışında yarışıyor.Tom competes in ski races.
Onlar buluşmaları süresince kayak yapmaya gittiler.They went skiing during their date.
Çok büyük bir kaya parçasını hareket ettirmek çok zor olacak.Moving a huge boulder is going to be very hard.
Yanlışlıkla büyük bir kayaya tekme attım ve baş parmağımı kırdım.I accidentally kicked a large rock and broke my toe.
Tom işini kaybettiğinde arkadaşları çok nazikti.Tom's friends were very kind when he lost his job.
Kolyenin kayıp parçasını buldum.I found the missing piece of your necklace.
O bilgisayar dersi bir zaman kaybıydı.That computer class was a waste of time.
Zaman kaybetmeyi bırak ve ise geri dön.Stop wasting time and get back to work.
Rüzgar ucuz ve temiz bir enerji kaynağıdır.Wind is a cheap and clean source of energy.
Kayıp zamanı yakalamak zorundayız.I have to catch up the lost time.
Koşmaya başlamasından sonra beş dakika olmamıştı ki bir kayaya takılıp düştü.Not five minutes after he started running, he tripped on a rock.
Bu konuşma kaydediliyor.This conversation is being recorded.
Ümidini kaybetmemelisin.You should not give up your hope.
Umudunu kaybetmemelisin.You must not give up hope.
Bir kayalığın tepesinden bağırırsan sesinin yankısını duyabilirsin.If you shout from the top of a cliff, you can hear the echo of your voice.
Kayıp çocuk için ormanı aradık.We searched the woods for the missing child.
Yenin değer kaybetmesi enflasyona neden olur mu?Does depreciation of the yen give rise to inflation?
Karanlıkta kaybolmaktan korkuyordum.I was afraid of getting lost in the dark.
Hava karardı, ve daha da kötüsü, yolumuzu kaybettik.It grew dark, and what was worse, we lost our way.
Süt şişelerini kaynatın.Boil the milk bottles.
O, yolunu kaybetmiş olabilir.He might have lost his way.
Bir defa tereddüt edersen kaybedersin.Once you hesitate, you are lost.
Kaybı kim telafi edecek?Who will compensate for the loss?
Ben o konuya ilgimi kaybettim.I have lost interest in it.
Bölge maden kaynakları açısından oldukça zengindir.The region is relatively rich in mineral resources.
O, haberde soğuk kanlılığını kaybetti.He lost his presence of mind at the news.
Gemi'ye " Kayıp Gemi " denilmektedir.The ship is called "Lost Ship."
Gemi ufkun ötesinde kayboldu.The ship disappeared beyond the horizon.
Bir grup bilim adamı deneyi kaydetmek hazır bekledi.A group of scientists stood by, ready to record the experiment.
Başarısızlık onun tembelliğinden kaynaklanıyor.The failure is due to his idleness.
Başarısızlık onun dikkatsizliğinden kaynaklanıyor.The failure is due to his carelessness.
Biz o işte çok kaybettik.We lost a lot on that job.
Şirket geçen yıl bir milyar yen kaybına uğradı.The company suffered a loss of one billion yen last year.
Kısacası toplantı vakit kaybıydı.The meeting, in short, was a waste of time.
Yangın çocukların kibritlerle oynamasından kaynaklandı.The fire was brought about by children's playing with matches.
Sporun zaman kaybı olduğunu iddia ediyorum.I maintain that sports are a waste of time.
Jim, kayak yaparken bacağında bir kas çekildi.Jim pulled a muscle in his leg while skiing.
Bu bıçak seninse, o zaman benimkini kaybettim.If this is your knife, then I have lost mine.
Bu programı benim için videoya kaydeder misin?Will you record this program on video for me?
Bu tür ayakkabı ıslak zeminde kayma eğilimindedir.This kind of shoe is apt to slip on wet ground.
Bu göl alabalık kaynıyor.This lake abounds in trout.
Bu kayıt cihazı yeni değil.This tape recorder is not new.
Bu ona hayatını kaybettirdi.This lost him his life.
Kahve demliği kaynıyor.The coffeepot is boiling.
Kate kaybettiği saati buldu.Kate found the watch which she had lost.
Kredi kartımı kaybettiğim için arıyorum.I'm calling because I've lost my credit card.
Avustralya doğal kaynaklar bakımından zengindir.Australia is rich in natural resources.
Dün birlikte patenle kaymışız gibi görünüyor.It seems like yesterday that we skated together.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kay ile cümle - Sayfa 14 - kay kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App