kayıyor ile cümle
kayıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Kayıyor muyum?Am I slipping?
Kız ne kadar iyi kayıyor.How well that girl skis!
Çocuklar buz üzerinde kayıyorlardı.The children were sliding on the ice.
O patenle kayıyor.He is skating.
Ne kadar güzel kayıyor.How well he can skate.
O yaklaşık yarın bu zamanda Zao dağında kayıyor olacak.He will be skiing on Mt. Zao about this time tomorrow.
Bak, yıldız kayıyor!Look, a shooting star!
Tom kayıyor.Tom's skiing.
Tom patenle kayıyor.Tom is skating.
Tom kazadan önce çok hızlı kayıyordu.Tom was skiing very fast before the accident.
Tom bir dağdan aşağı kayıyordu.Tom was skiing down a mountain.
Tom'un neredeyse ayağı kayıyordu.Tom almost lost his footing.
Tom kayıyor, değil mi?Tom is skiing, isn't he?
Solow’un ilgisi giderek makroekonomi’ye kayıyordu.Solow's interest gradually changed to macroeconomics.
Kaykayla kayıyorlar ve yemek yemeye gidiyorlar.They are starving and go to buy food.
Bundan önce, Zuerlein 2002-2006 arasında Anastasia Olsen ile birlikte kayıyordu.Zuerlein skated with Anastasia Olsen from 2002 through 2006.
Önceden birbirlerinin yanından kayıyorlardı şimdi tamamen birbirlerinden ayrılıyorlar. .Before we were sliding next to each other, now we're pulling apart altogether.
Bakışları ağıza kayıyor.They shift their looking to the mouth.
Bakın şimdi kayıyor ve kuyruğuyla ne yaptığına bir bakın.And watch it now slip, and see what it does with its tail.
Doz arttıkça konuşma kayıyor.As doses increase, speech begins to slur.
Şimdi diyelim ki cismimiz buradan kayıyor, yani diyelim ki cisim tam bu noktada.So let's say when the box is sliding down here, so let's say the box is at this point.
Düşüyor ve buraya kayıyor.It falls and it slides down here.
Ben sık sık başka dünyalara kayıyorum."I'd zone out with regularity."
En basit söylemle, güç Batı'dan Doğu'ya kayıyor.And there the simple version of the message is it's moving from West to East.
İşte bu şekilde kayıyor.This is how it's shifting.
Düşüncelerimiz bu yöne kayıyor.And so we immdediately turn our thoughts in that direction.
‹‹Ayağım kayıyor›› dediğimde, Sevgin ayakta tutar beni, ya RAB.When I said, "My foot is slipping!" Your loving kindness, Yahweh, held me up.
SETimes: Sizce gazetecilik ister istemez çevrimiçi boyuta mı kayıyor?SETimes: Do you think journalism is inevitably heading online?
İstanbul'daki Demirden Kilise denize Doğru KayıyorIron Church in Istanbul Slipping Towards the Sea
Bu arada bu uyuşturucunun tahmini 88 milyar dolar seviyesindeki pazarı da Avrupa'ya kayıyor.Meanwhile, the market for that drug, worth an estimated $88 billion, is shifting towards Europe.
İzleme örgütü: Bulgaristan yolsuzluk sıralamasında aşağıya kayıyorBulgaria slips in corruption ranking, says watchdog
Solow’un ilgisi giderek makroekonomi’ye kayıyordu.Du côté des Comores, la question de Mayotte perd peu à peu son importance.
Bak! Bir yıldız kayıyor!¡Mira! Una estrella fugaz.
Solow’un ilgisi giderek makroekonomi’ye kayıyordu.Allí, el interés de Solow se desplazó gradualmente hacia la macroeconomía.
Kaykayla kayıyorlar ve yemek yemeye gidiyorlar.Se marchan, lamentando tener que comer a solas.
Bak, yıldız kayıyor!Guarda, una stella cadente!
Kaykayla kayıyorlar ve yemek yemeye gidiyorlar.Qui si riposano e vanno in cerca di cibo.
Kaykayla kayıyorlar ve yemek yemeye gidiyorlar.Ловит случайных прохожих и съедает их.
Daha önce ikisi de teklerde kayıyorlardı.Ambos foram para os boxes.
Kaykayla kayıyorlar ve yemek yemeye gidiyorlar.Veilig in het riet en volop te eten.
Kaykayla kayıyorlar ve yemek yemeye gidiyorlar.Dessa fångas med klorna och äts i flykten.
Kaykayla kayıyorlar ve yemek yemeye gidiyorlar.Navazuje na jícen a pokračuje čepcem.
Kaykayla kayıyorlar ve yemek yemeye gidiyorlar.Disini mereka beristirahat sebentar dan makan.
Paula Abdul, filmin bir sahnesinde Tail O' the Pupda kayıyordu.Nghệ sĩ Talal Maddah mất trên sân khấu trong một chương trình tại Abha.
Uçaktaki kişiler dönüş tarafına (içeri) doğru kayıyormuş gibi hissederler.胡适感嘆说:“像郭永怀这样的人都要回国了,真是人心所向啊。
Solow’un ilgisi giderek makroekonomi’ye kayıyordu.Solowov záujem sa postupne zmenil na makroekonómiu.
Kariyerinin ilk yıllarında Nicholas Donahue ile birlikte kayıyordu.Na začiatku svojej kariéry spolupracoval s Hankom Cochranom.
Kaykayla kayıyorlar ve yemek yemeye gidiyorlar.Jos vos tik atsikėlusios eina ieškoti maisto.
Ama hemen ardından yeniden o farklı bilinç durumuna geri kayıyordum, ki şimdi ben orayı sevgiyleAle za chwilę odpłynęłam z powrotem w świadomość.
Ama hemen ardından yeniden o farklı bilinç durumuna geri kayıyordum, ki şimdi ben orayı sevgiyleAmpak takoj potem me je odneslo nazaj v zavest - in temu prostoru
Ama hemen ardından yeniden o farklı bilinç durumuna geri kayıyordum, ki şimdi ben orayı sevgiyleInmediatamente después volví a estar a la deriva en mi conciencia... y a este espacio
Ama hemen ardından yeniden o farklı bilinç durumuna geri kayıyordum, ki şimdi ben orayı sevgiyleJ'ai un problème. J'ai un problème. "Alors, c'est, "OK.
Ama hemen ardından yeniden o farklı bilinç durumuna geri kayıyordum, ki şimdi ben orayı sevgiyle저는 의식 속으로 흘러나 가버렸어요. 저는 애정을 담아 그 공간을 랄라랜드라고 불렀습니다.
Ama hemen ardından yeniden o farklı bilinç durumuna geri kayıyordum, ki şimdi ben orayı sevgiyleאבל אז מיד נסחפתי בחזרה אל אותה מודעות,
Ama hemen ardından yeniden o farklı bilinç durumuna geri kayıyordum, ki şimdi ben orayı sevgiyleثم عدت سريعاً إلى الوعي -- وأنا أشير إلى
Ama hemen ardından yeniden o farklı bilinç durumuna geri kayıyordum, ki şimdi ben orayı sevgiyle私はこの空間を 親しみを込め ラ ラ ランド(陶酔の世界)と呼んでいます
‹‹Ayağım kayıyor›› dediğimde, Sevgin ayakta tutar beni, ya RAB.(93:18) Когда я говорил: „колеблется нога моя", – милость Твоя, Господи, поддерживала меня.
‹‹Ayağım kayıyor›› dediğimde, Sevgin ayakta tutar beni, ya RAB.Ak hovorím: Moja noha sa kláti, tvoja milosť, ó, Hospodine, ma vždycky upevní.
‹‹Ayağım kayıyor›› dediğimde, Sevgin ayakta tutar beni, ya RAB.Cuando yo decía: "Mi pie resbala", tu misericordia, oh Jehovah, me sustentaba
‹‹Ayağım kayıyor›› dediğimde, Sevgin ayakta tutar beni, ya RAB.Hỡi Ðức Giê-hô-va, khi tôi nói: Chơn tôi trợt, Thì sự nhơn từ Ngài nâng đỡ tôi.