kayıtsız ile cümle
kayıtsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Fazla kayıtsız olduğumuzu düşünüyorsun, değil mi?Du tycker väl att jag tar för lätt på det?
Fazla kayıtsız olduğumuzu düşünüyorsun, değil mi?Pensas que estou a encarar tudo muito bem, não é?
Fazla kayıtsız olduğumuzu düşünüyorsun, değil mi?Secondo te mi sto rilassando troppo, vero?
Fazla kayıtsız olduğumuzu düşünüyorsun, değil mi?Sinusta minä otan liian rennosti.
Fazla kayıtsız olduğumuzu düşünüyorsun, değil mi?Uważasz, że biorę to zbyt lekko?
Fazla kayıtsız olduğumuzu düşünüyorsun, değil mi?Νομίζεις ότι το παίρνω ελαφρά τη καρδία;
Fazla kayıtsız olduğumuzu düşünüyorsun, değil mi?Ты думаешь, я отношусь к этому слишком легкомысленно?
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.A 80:20 arányú elosztásnál még indifferensek.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Bei einem 80/20 Anteil ist es ihnen gleich.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.E' indifferente ad un'offerta 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Ils sont indifférents à une répartition 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.La gente es indiferente a la partición 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Ľudia sú pri ponukách 80-20 ľahostajní.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Não aceitam uma proposta de 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Na podział 80-20 są obojętni.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Người chơi không chia tiền tỷ lệ 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Sunt indiferenți la un partaj de 80-20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Ze zijn onverschillig bij een 80/20-verdeling.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Люди не заинтересованы в разделе 80 на 20.
İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Хората са безразлични при разделяне 80 - 20.
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.사람들은 보통 어떻게 할까요? 사람들은 80:20으로 분배할 때에도 관심이 없습니다.
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.80-20では 相手が "受諾"するかは五分五分
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Τι κάνουν οι άνθρωποι; Οι άνθρωποι αδιαφορούν για μια μοιρασιά 80-20.
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.Але нам байдуже до угод 80:20.
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.מה אנשים יעשו? אנשים אדישים לחלוקה של 80-20
İnsanlar ne yapar. İnsanlar 80-20 paylaşımlara kayıtsız kalırlar.ماذا يفعل الناس؟ الناس لا يبالون في انقسام 80-20.
Kayitsizlik ve emniyetsizlige dayali pazarlama stratejilerinin onun üzerinde artik etkisi yoktur.Las estrategias de mercado que dependen de la apatía o inseguridad no tendrán efecto sobre él
Kayitsizlik ve emniyetsizlige dayali pazarlama stratejilerinin onun üzerinde artik etkisi yoktur.Les stratégies commerciales qui dépendent de l'apathie ou de l'insécurité n'ont plus d'effet sur lui
Kontrolden çıktığını bilmiyordum. Kayıtsızdım.Eu não sabia que estava fora de controlo, estava completamente a leste.
Kontrolden çıktığını bilmiyordum. Kayıtsızdım.상황이 그렇게 된지도 몰랐습니다. 무관심했거든요.
Kontrolden çıktığını bilmiyordum. Kayıtsızdım.Nevedel som, že sa to vymklo kontrole, bol som úplne ľahostajný.
Kontrolden çıktığını bilmiyordum. Kayıtsızdım.Δεν ήξερα πως είχε ξεφύγει απ'τον έλεγχο, ήμουν παντελώς αδιάφορος.
Kontrolden çıktığını bilmiyordum. Kayıtsızdım.לא ידעתי שזה יצא משליטה. הייתי אדיש לגמרי.
Kontrolden çıktığını bilmiyordum. Kayıtsızdım.لم أعرف أنها قد خرجت عن السيطرة. لم أكن أبالي أبدا.
Kontrolden çıktığını bilmiyordum. Kayıtsızdım.彼女はその混乱した場所を見て 言いました
Martha önce ayarlanan ilk plaka kayıtsızlık daha.마사가 그녀의 이전에 설정된 첫 번째 접시에 무관심보다 더.
Martha önce ayarlanan ilk plaka kayıtsızlık daha.lebih dari ketidakpedulian pada piring pertama Martha ditetapkan sebelum nya.
Martha önce ayarlanan ilk plaka kayıtsızlık daha.יותר אדישות על הצלחת הראשונה מרתה להגדיר לפניה.
Martha önce ayarlanan ilk plaka kayıtsızlık daha.أكثر من اللامبالاة في لوحة first مارثا مجموعة قبلها.
Martha önce ayarlanan ilk plaka kayıtsızlık daha."私はそれをしたくない、"彼女は言った。
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet."Ich weiß nicht, was es heißt, hungrig sein wird", sagte Mary, mit der Gleichgültigkeit Unwissenheit.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet.'Ik weet niet wat het is om honger te hebben, "zei Mary, met de onverschilligheid van onwetendheid.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet."Jag vet inte vad det är att vara hungrig", säger Maria, med likgiltighet okunskap.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet."Jeg ved ikke, hvad det er at være sulten," sagde Mary, med ligegyldighed uvidenhed.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet."Je ne sais pas ce que c'est d'avoir faim", dit Marie avec l'indifférence des l'ignorance.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet."나는 그것이 배가된다는 게 어떤 건지 몰라"마리아의 무관심과 함께했다 무지. 마사 분개 보았다.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet. Martha öfkeli görünüyordu."En tiedä mitä on olla nälkäinen", sanoi Mary, jossa välinpitämättömyys tietämättömyys.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet. Martha öfkeli görünüyordu."Eu não sei o que é estar com fome", disse Maria, com a indiferença de ignorância.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet. Martha öfkeli görünüyordu."Nem tudom, mi az, hogy éhes," mondta Mary, a közönye tudatlanság.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet. Martha öfkeli görünüyordu."Neviem, čo to je mať hlad," povedala Mary, s ľahostajnosti nevedomosti.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet. Martha öfkeli görünüyordu."Nevím, co to je mít hlad," řekla Mary, s lhostejnosti nevědomosti.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet. Martha öfkeli görünüyordu."Non so cosa è la fame", ha detto Maria, con l'indifferenza di ignoranza.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet. Martha öfkeli görünüyordu."Аз не знам какво е да си гладен", каза Мария, с безразличието на невежество.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet. Martha öfkeli görünüyordu."Я не знаю, що значить бути голодним", сказала Марія, з байдужістю невігластва.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet."Ne vem, kaj je to, da bo lačen," pravi Mary, z brezbrižnostjo od nevednost.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet."Nie wiem, co to znaczy być głodnym," powiedziała Mary, z obojętnością niewiedzy.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet."No sé lo que es tener hambre", dijo María, con la indiferencia de la ignorancia.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet."Nu ştiu ce urmează să fie foame", a spus Maria, cu indiferenţă de ignoranta.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet."Saya tidak tahu apa yang akan lapar," kata Mary, dengan ketidakpedulian kebodohan.
Mary kayıtsızlık "Ben aç olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum," dedi. cehalet."Tôi không biết nó là gì để bị đói," Mary cho biết, với sự lãnh đạm vô minh.