Duruşmada yoksulu kayırmayacaksınız.и бедному не потворствуй в тяжбе его.
Duruşmada yoksulu kayırmayacaksınız.нито да показваш пристрастие към сиромаха в делото му.
Duruşmada yoksulu kayırmayacaksınız.ודל לא תהדר בריבו׃
Duruşmada yoksulu kayırmayacaksınız.ولا تحاب مع المسكين في دعواه.
Duruşmada yoksulu kayırmayacaksınız.也 不 可 在 爭 訟 的 事 上 、 偏 護 窮 人
Duruşmada yoksulu kayırmayacaksınız.也 不 可 在 爭訟 的 事上 、 偏護窮人
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar. Hiç de adil değil.Ce n'est pas juste.
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar. Hiç de adil değil.Eso no es justo.
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar. Hiç de adil değil.Nu e corect.
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar. Hiç de adil değil.Pomyślałem, że to nie fair wyszczególniać obcokrajowców.
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar. Hiç de adil değil.Това не е честно.
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar.Ik dacht: "O, ik spreek Engels, en jij hebt het speciaal tegen mij. Dat is niet eerlijk."
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar.제가 생각하기에, 저는 영어를 아니까요, 저만 들어가지 못하게 한다고 생각했어요. 그건 공정하지 못하죠.
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar."Não Pisar a Relva", em inglês. Pensei: "Ah, como falo inglês,
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar.Und ich dachte: Oh, ich spreche Englisch und ihr versucht mich auszugrenzen. Das ist nicht fair.
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar.Тогда я подумал: почему они обращаются только к тем, кто говорит по-английски? Это несправедливо.
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar.וחשבתי, הו, אני מתכוון, אני מדבר אנגלית, ואתם מנסים לבודד אותי.
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar.و انا اعتقدت ، اوه ، انا المقصود ، انا اتكلم الانجليزية، وانت تحاول ان تخصني بالرسالة. هذا ليس عدلا.
İngilizce konuştuğumu düşündüm, bu da demektir ki beni kayırmaya çalışıyorlar.英語を話す人だけに言うのは 不公平だと思いました でも その後ロシア人向けの 標識を見つけました
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.(101:14) Ты восстанешь, умилосердишься над Сионом, ибо время помиловать его, – ибо пришло время;
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Ale ty, Hospodine, na věky zůstáváš, a památka tvá od národu až do pronárodu.
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Ale ty, Hospodine, trváš na veky a tvoja pamiatka na pokolenie a pokolenie.
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Ale ty, Panie! trwasz na wieki, a pamiątka twoja od narodu do narodu.
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Chúa sẽ chổi đậy lấy lòng thương xót Si-ôn; Nầy là kỳ làm ơn cho Si-ôn, Vì thì giờ định đã đến rồi.
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Chúa sẽ chổi đậy lấy_lòng thương_xót Si-ôn ; Nầy là kỳ làm_ơn cho Si-ôn , Vì thì_giờ định đã đến rồi .
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.du vil rejse dig og forbarme dig over Zion, når Nådens Tid, når Timen er inde;
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Engkau akan bangkit dan mengasihani Sion, saatnya sudah tiba untuk berbelaskasihan kepadanya
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.HERE, U heerst echter tot in eeuwigheid. Uw naam zal nooit worden uitgewist en blijft altijd bestaan.
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.주께서 일어나사 시온을 긍휼히 여기시리니 지금은 그를 긍휼히 여기실 때라 정한 기한이 옴이니이다
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Levántate, ten misericordia de Sion, porque ha llegado el tiempo de tener compasión de ella
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Ma tu, Signore, rimani in eterno, il tuo ricordo per ogni generazione
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Men du, Herre, du troner til evig tid, og ditt minne varer fra slekt til slekt.
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Men du, o HERRE, tronar evinnerligen, och din åminnelse varar från släkte till släkte.
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Mutta sinä, Herra, hallitset iankaikkisesti, sinun muistosi pysyy polvesta polveen.
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.te Uram örökké megmaradsz, és a te emlékezeted nemzetségrõl nemzetségre [áll.]
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Ti boš vstal in se usmilil Siona, ker čas je storiti mu milost, ker čas določen je prišel.
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.Ти ще станеш и ще се смилиш за Сион; Защото е време да му покажеш милост. Да! определеното време дойде.
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.אתה תקום תרחם ציון כי עת לחננה כי בא מועד׃
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.انت تقوم وترحم صهيون لانه وقت الرأفة لانه جاء الميعاد.
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.你 必 起 來 憐 恤 錫 安 、 因 現 在 是 可 憐 他 的 時 候 . 日 期 已 經 到 了
Kalkıp Siyona sevecenlik göstereceksin, Çünkü onu kayırmanın zamanıdır, beklenen zaman geldi.你 必 起 來憐 恤錫安 、 因現 在 是 可憐 他 的 時候 . 日期 已 經到了
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.A gonosz személyének kedvezni nem jó, elfordítani az igazat az ítéletben.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Att vara partisk för den skyldige är icke tillbörligt ej heller att vränga rätten för den oskyldige.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Det er ilde at give en skyldig Medhold, så man afviser skyldfris Sag i Retten.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Det er ille å gi den skyldige medhold, å bøie retten for den rettferdige.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Ei ole hyvä pitää syyllisen puolta ja vääräksi vääntää syyttömän asiaa oikeudessa.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Es ist nicht gut, die Person des Gottlosen achten, zu beugen den Gerechten im Gericht.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Il n`est pas bon d`avoir égard à la personne du méchant, Pour faire tort au juste dans le jugement.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.악인을 두호하는 것과 재판할 때에 의인을 억울하게 하는 것이 선하지 아니하니라
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Lấy làm chẳng tốt mà nể vì kẻ ác, Ðặng lường gạt người công bình trong việc xét đoán.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Lấy_làm chẳng tốt mà nể_vì kẻ ác , Ðặng lường_gạt người công_bình trong việc xét_đoán .
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Não é bom ter respeito � pessoa do impio, nem privar o justo do seu direito.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Ni dobro potegniti se za brezbožnega, da se pravičnemu zvije pravica.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Nie dobra to, mieć wzgląd na osobę niezbożnego, aby był podwrócony sprawiedliwy w sądzie.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Nie je dobré hľadieť na osobu bezbožného, tak aby niekto zohnul spravedlivého v súde.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.No es bueno mostrar preferencia por el impío, desviando al justo en el juicio
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Non è bene usar riguardi all'empio per far torto al giusto in un giudizio
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Nu este bine să ai în vedere faţa celui rău, ca să nedreptăţeşti pe cel neprihănit la judecată. -
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Přijímati osobu bezbožného není dobré, abys převrátil spravedlivého v soudu.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.Tidak baik berpihak kepada orang durhaka dan menindas orang yang tak bersalah