Kayınpederi, ülkenin en önemli gazetelerinden birinin yayın yönetmedir.המחאה על הקליפ התפרסמה בחלק מהעיתונים הראשיים במדינה.
Kayınpederi İmparator VII. Konstantinos'u zehirlediğine dair dedikodular vardır.Имало слухове че Константин VII е бил отровен.
Cicero'nun Sezar'ın kayınpederini mahkemeye getirmekten korkmuş olması muhtemeldir.Те се страхуват, че враговете на Цезар могат да го убият като роднина на Цезар.
Versay Sarayı'nda kayınpederi XV. Louis ve kraliyet ailesinin diğer fertleri ile tanıştı.U Versaillesu ju je dočekao zaručnikov djed, kralj Luj XV. i ostali članovi francuske kraljevske porodice.
Hanım veya eşi çocuklarını anne ve babaları kayınpeder ve kayınvalidelerinin yanında sevmekten ar ederler.Borite se sa svime što imate, za vaše supruge i djeci, za vaše majke i roditelje.
Sezar, Galya Savaşı Üstüne Yorumlar adlı eserinde kayınpederinden bahsetmiştir.Borbe je podrobno opisal Cezar v svojih Komentarjih galskih vojn.
Komşularına zengin kayınpederini abartarak anlatır ve bu yüzden komşuları tarafından yadırganır.Vendar so bremena zanjo pretežka, zato se zadolži pri pohlepnem sosedu.
Boeun, merak etme. Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı.بويون، لا تقلقي عمّك تكلّم مع سانجماين
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Am vrut cu adevarat sa te strig "socru"
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Con thực sự muốn gọi chú là "Bố vợ".
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Ich wollte sie wirklich Schwiegervater nennen.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Ik wilde je eigenlijk schoonvader noemen.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Jag ville verkligen kalla dig för "Svärfar".
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Je voulais vraiment vous appeler "Beau-père".
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Naprawdę chciałem nazywać cię Teściem.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Res sem vas hotel klicati tast.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Saya sangat ingin memanggil anda "Ayah mertua".
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Volevo chiamarla suocero.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Πραγματικά ήθελα να σε φωνάζω πεθερό μου.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Я правда хотел называть вас своим тестем.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...."אני באמת רציתי לקרוא לך "אבא על פי החוק
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim..." لقد أردت حقاً أن أناديك "حماي
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim..." お義父さん"って
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Anta att jag ber dem kontakta min döda styvfars spöke, till exempel
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Giả sử tôi yêu cầu họ liên lạc với linh hồn người cha dượng đã mất của tôi, chẳng hạn.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Hvis jeg nu bad dem kontakte min afdøde svigerfars ånd, f.eks.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Ipotizzate che io chieda loro di contattare, ad esempio, lo spirito di mio suocero.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.예를 들어, 제가 심령술사들에게 돌아가신 장인 어른의 영혼과 접촉해달라고 요청했다고 합시다.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Kuvitelkaa, että pyydän heitä ottamaan yhteyttä kuolleen appeni henkeen, esimerkiksi.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Nehmen sie beispielsweise an, ich bitte sie den Geist meines toten Schwiegervater zu rufen.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Powiedzmy na przykład, że chcę skontaktować się z duchem teścia.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Předpokládejme, že je požádám, aby kontaktovali ducha mého zesnulého tchána, například.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Să presupunem că îi rog să contacteze spiritul socrului meu decedat, ca un exemplu.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Stel ik vraag ze om contact te leggen met de geest van mijn overleden schoonvader, als voorbeeld.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Supongamos que les pido que contacten con espíritu de mi suegro que ha muerto, por poner un ejemplo.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Suponham que eu lhes peço para contactarem o espírito do meu falecido sogro, como um exemplo.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Supposez que je leur demande de contacter l'esprit de mon beau-père décédé, par exemple.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Tegyük fel, hogy megkérném őket, hogy lépjenek kapcsolatba az elhunyt apósom szellemével például.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Ας υποθέσουμε ότι τους ζητώ να έρθουν σε επαφή με το πνεύμα του εκλιπόντος πεθερού μου, για παράδειγμα.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Да предположим, че ги помоля да се свържат с духа на починалия ми свекър, например.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Предположим, я попрошу их связаться с духом моего покойного тестя, как пример.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.נניח שהייתי מבקש מהם ליצור קשר עם רוחו של חמי המנוח, למשל.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.لنفترض انني اطلب منهم الاتصال بروح حماي المتوفى ، على سبيل المثال.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.亡くなった義父と話したいと言ったとしましょう 彼らは耳元でしつこく
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı.Ayahmu mertua telah berbicara dengan Sangmin.
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı.Ayahmu mertua telah berbicara dengan Sangmin.
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı.Bố chồng của con đã nói chuyện với Sangmin rồi.
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı.Din far-i-lag har haft ett ord med Sangmin.
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda?- Bye ~ - Folgen Sie rechts hinter, okay?
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda?- Bye ~ - Følg lige bag, okay?
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda?- Bye ~ - Follow mögött, oké?
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda?- Bye ~ - Follow tuż za, okay?
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda?- Bye ~ - Seuraa perässä, okei?
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda?- Bye ~ - Siga logo atrás, ok?
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda?- Bye ~ - Sledujte hned za, jo?
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda?- Bye ~ - Sledujte hneď za, jo?
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda?- Bye ~ - Ακολουθήστε ακριβώς πίσω, εντάξει;
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda?- Bye ~ - Слідуйте прямо позаду, добре?
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda?- Pa ~ - Urmareste chiar in spatele, ok?
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı. Hangi konuda? - Sizin... şey yapmamanız gerektiğini...- Adijo ~ - Nadaljnje desno zadaj, v redu?