Ana içeriğe geç
Sözlük

kayınpeder ile cümle

kayınpeder kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Karımın babası benim kayınpederimdir.My wife's father is my father-in-law.
Tom Mary'nin kayınpederidir.Tom is Mary's father-in-law.
Kayınpederim bir avukat.My father-in-law is a lawyer.
Kayınpederimi daha iyi tanımak istiyorum.I want to get to know my father-in-law better.
Kayınpederim oturuyor.My father-in-law is sitting.
Fadıl'ın karısı, erkek kardeşi ve kayınpederinin hepsi o yıl öldü.Fadil's wife, his brother and his father-in-law all died that year.
Fadıl'ın kayınpederi öldü.Fadil's father-in-law died.
Fadıl kayınpederini öldürmeye çalıştı.Fadil tried to murder his father-in-law.
Kayınpederimin önemli bir işi var.My father-in-law has an important job.
Tom'un kayınpederiyim.I'm Tom's father-in-law.
Zoltán'ın kayınpederinin kimliği de tartışılmaktadır.Zoltán's father-in-law's identity is also debated.
Mauricius'un öncülü ve kayınpederi II. Tiberius hazineyi boşalttı.Maurice's predecessor and father-in-law, Tiberius II Constantine, emptied the treasury.
Cicero'nun Sezar'ın kayınpederini mahkemeye getirmekten korkmuş olması muhtemeldir.Cicero may have been afraid to bring the father-in-law of Julius Caesar to trial.
Kayınpederi, tahta ulaştığında duldu.Sure enough, we hit wood.
Seni " Kayınpederim " olarak çağırmak isterdim. Evliliğinizi tebrik ederim. <i>Özür dilerim.I wanted to call you "Father-in-law." <i>Congratulations on your marriage. <i>I'm sorry.
Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı.Your father-in-law has had a word with Sangmin.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Suppose I ask them to contact the spirit of my deceased father-in-law, as an example.
Kayınpederin ve ben olabiliriz bu kişiler.Well, your father-in-law and I can do that.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...I truly wanted to call you "Father-in-law."
Sizi yalnızca bir kayınpeder olarak biliyorum.You never have. I only know you as a father-in-law.
Zoltán'ın kayınpederinin kimliği de tartışılmaktadır.Zoltán's father-in-law's identity is also debated.
Kayınvalidesi ve kayınpederiyle bir hafta boyunca konuşmazdı.She didn't speak to her mother-in-law and father-in-law for a week.
Sigekatu Kuroda - Kayınpederi, Matematikçi.Sigekatu Kuroda - son-in-law. Mathematician.
Augusta'nın en büyük oğlu, 1760 yılında kayınpederinden sonra Kral III George. olarak tahta geçti.Augusta's eldest son succeeded her father-in-law as King George III in 1760.
Dardanos, kayınpederi Kral Teucer'den İda Dağı'nda arazi alır.Dardanus received land on Mount Ida from his father-in-law.
Bardas daha sonra kayınpederinin soyadını aldı. [2] [3]Bardas later assumed his father-in-law's surname.[2][3]
Kızı Hafsa binti Ömer, Muhammed ile evliydi; Böylece O'da Muhammed'in kayınpederi oldu.2 November (Dhu al-Hijjah 26, 23 Hijri[6]) was a leading companion and adviser to Muhammad.
Babanı seçemezsin, ama kayınpederini seçebilirsin.Den Vater kannst du dir nicht aussuchen, den Schwiegervater aber schon.
Gelinler, kayınpederlerinin yanında konuşmazlar.Weder seine Eltern noch seine Gemahlin lassen sich mit Sicherheit bestimmen.
Kayınpederinin ricası üzerine Johann Bernoulli 1705’te doğup büyüdüğü yere geri dönme kararı aldı.À la demande de son beau-père, Jean Bernoulli accepta de retourner dans sa ville natale de Bâle en 1705.
Karımın babası benim kayınpederimdir, ben onun damadıyım ve benim babam karımın kayınpederidir.El padre de mi esposa es mi suegro, yo soy su yerno, y mi padre es el suegro de mi esposa.
Oğlanlar kendi ebeveynlerine değil kayınpeder ve kaynanalarına saygı gösterecekler.No hay ninguna mención sobre sus padres o tutores.
Cicero'nun Sezar'ın kayınpederini mahkemeye getirmekten korkmuş olması muhtemeldir.Cicerón, sin embargo, no se atrevió a llevar a juicio al suegro de César.
Ailenin diğer fertleri ile birlikte Jeffersonun kayınpederi John Wayles'e aitti.Insieme agli altri membri della sua famiglia, Sally era di proprietà di John Wayles.
Kayınpederi, ülkenin en önemli gazetelerinden birinin yayın yönetmedir.I capi della dirigenza includevano i direttori di alcuni dei giornali più potenti della nazione.
Kayınpederim , bir mühendis.Мой тесть - инженер.
Futbolcu Mark van Bommel'in kayınpederidir.Тесть футболиста Марка Ван Боммела.
Gelinler, kayınpederlerinin yanında konuşmazlar.Их родители хотя и не враждуют между собой, но и слышать не желают об их отношениях.
Kayınpeder ^ Nişanyan Sözlük.Словенец по отцу.
Komşularına zengin kayınpederini abartarak anlatır ve bu yüzden komşuları tarafından yadırganır.يحلم بالقبض على أولاد الجيران حتى يثبت نفسة بين الكبار.
Mauricius'un öncülü ve kayınpederi II. Tiberius hazineyi boşalttı.O predecessor de Maurício e seu sogro, Tibério II, esvaziou o tesouro imperial.
Futbolcu Mark van Bommel'in kayınpederidir.É sogro do ex-futebolista Mark van Bommel.
Zoltán'ın kayınpederinin kimliği de tartışılmaktadır.A identidade do sogro de Zaltas é também debatida.
Kayınpederi, ülkenin en önemli gazetelerinden birinin yayın yönetmedir.Het blad wordt uitgegeven door La Prensa, een van de grootste kranten van het land.
Kıdemli imparatoriçenin olmaması nedeniyle, kayınpederinin hükümdarlığında tek imparatoriçeydi.Då hennes svärfar var ogift var hon den enda kejsarinnan.
Ailenin diğer fertleri ile birlikte Jeffersonun kayınpederi John Wayles'e aitti.Han ärvde gården av sin far John Jefferies.
Oğlanlar kendi ebeveynlerine değil kayınpeder ve kaynanalarına saygı gösterecekler.Jejich vlastní děti nepatří jim, ale jejich pánům.
Hanım veya eşi çocuklarını anne ve babaları kayınpeder ve kayınvalidelerinin yanında sevmekten ar ederler.Svou ženu, děti a matku svěřuje do péče Boží a Jiskrovy.
Jerry parayı kayınpederinden almaya çalışır ancak başaramaz.Tatăl lui încearcă să-l mituiască pe Scott, dar nu reușește.
Kayınpederi, ülkenin en önemli gazetelerinden birinin yayın yönetmedir.Printre liderii opoziției se numărau editori ai unora din cele mai puternice ziare din țară.
Kardeşi Ahmet babasına baskı yaparak kayınpederini azlettirebilirdi.Előbbit nagybátyja segítségével tudták finanszírozni a szülei.
İmparator'un kayınpederi olursa, İmparator olma umudu da vardı.Από τη θέση του Πατριάρχη υπήρξε σύμβουλος του αυτοκράτορα.
İmparator'un kayınpederi olursa, İmparator olma umudu da vardı.Hvis han skulle være kejser, ville han være kejser af Tyskland.
Ömer'in, evlilik konusunda kayınpederinin rızasını kazanmasında büyük rol oynamıştır.I mellomtiden forsøker Sam å vinne svigermors gunst.
İbranicedeki hatan kelimesi kayınpeder-damat ilişkisini belirtmek için kullanılır.Termen mågskap ble brukt for å beskrive forholdet mellom måger.
Zoltán'ın kayınpederinin kimliği de tartışılmaktadır.Identitas Ayah mertua Zolta juga diperdebatkan.
Mauricius'un öncülü ve kayınpederi II. Tiberius hazineyi boşalttı.Pendahulu Maurice dan ayah mertua, Tiberius II Konstantinus, mengosongkan perbendaharaan.
Gelinler, kayınpederlerinin yanında konuşmazlar.父親か母親かは明記されていない。
1183-1184 yıllarında kayınpederi tarafından kör edilmiştir.1183-1184年左右,他被他的岳父刺瞎双眼。
Hanım veya eşi çocuklarını anne ve babaları kayınpeder ve kayınvalidelerinin yanında sevmekten ar ederler.על אשתך וילדיך לבחור בינך לבין מולדתם...
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod