Tom Mary'nin kayınbabasıdır.Tom is Mary's father-in-law.
Karımın babası benim kayınbabamdır.The father of my wife is my father-in-law.
Ben Tom'un kayınbabasıyım.I'm Tom's father-in-law.
Kayınbabası, ‹‹Yaptığın iş iyi değil›› dedi,Moses' father-in-law said to him, "The thing that you do is not good.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.So Moses listened to the voice of his father-in-law, and did all that he had said.
Sonra Musa kayınbabasını uğurladı. Yitro da ülkesine döndü.Moses let his father-in-law depart, and he went his way into his own land.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.and led him to Annas first, for he was father-in-law to Caiaphas, who was high priest that year.
Kayınbabası I. Nikiforos bu savaşta ölmüştü.Kaiser Nikephoros I. fällt in der Schlacht.
Kayınbaba ile damat arasındaki kaçınma bu kadar sıkı değildir.Отношения между отчимом и пасынком не были тёплыми.
Kayınbabası Topal Eskici ile benzer karaktere sahiptir.Seu avô tinha uma tatuagem similar.
Kayınbabası I. Nikiforos bu savaşta ölmüştü.De ondersoort A. m. nigrescens stierf in deze eeuw uit.
Damadın babasından ve kayınbabasından başlanmak üzere, damada ve sağdıca ebede çevrilir.Deze begint met de vader van de vader van de vader et cetera.
Kayınvalide ve kayınbaba ilk el öpüşte bağışta bulunurlar.Eva och bastardparen ber om nåd.
Kayınbabası I. Nikiforos bu savaşta ölmüştü.皇帝ニケフォロス1世もこの戦いで戦死した。
Gelinin kayınbabası ve kayınvâlidesi geline verecekleri hediyeleri ismen arzederler.新郎新婦が、それぞれの両親へ花束を贈呈する。
Ertesi sabah Ustanın gelini olan Delal Kayınbabasının kahvaltısını getirmiş.第二天早晨,大家发现新郎被新娘吃掉了。
Kayınbaba ile damat arasındaki kaçınma bu kadar sıkı değildir.양친자 관계는 양친과 양자의 관계로만 국한되는 것이 아니라.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.A keď vstal človek, že odíde, nasilu ho zdržal jeho svokor. A tak sa vrátil a zase prenocoval tam.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.A mož vstane in hoče iti. Ali tast njegov ga primora, da se vrne in ondi prenoči.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Bărbatul se scula să plece; dar în urma stăruinţelor socrului său, a rămas acolo şi noaptea aceea.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Da aber der Mann aufstand und wollte ziehen, nötigte ihn sein Schwiegervater, daß er über Nacht dablieb.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.El hombre se levantó para irse, pero su suegro le insistió, y se quedó otra vez a pasar la noche allí
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Když pak vstal ten muž, chtěje předce jíti, mocí jej zdržel test jeho. A tak se vrátil a zůstal tu přes noc.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.그 사람이 일어나서 가고자 하되 첩장인의 간청으로 다시 유숙하더니
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.kor pedig felkelt az a férfiú, hogy elmenjen, addig marasztá õt az ipa, hogy ott maradt [megint] éjszakára.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Le mari se levait pour s`en aller; mais, sur les instances de son beau-père, il passa encore la nuit.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Men Manden gjorde sig rede til at drage bort. Da nødte hans Svigerfader ham, så han atter overnattede der.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Mutta mies nousi lähteäksensä; silloin hänen appensa pyysi häntä pyytämällä, ja hän jäi sinne vielä yöksi.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Người Lê-vi dậy sớm đặng đi, nhưng ông gia ép nài quá, đến đỗi người trở lại, và ở đêm đó nữa.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Người_Lê - vi dậy sớm đặng đi , nhưng ông_gia ép_nài quá , đến đỗi người trở_lại , và ở đêm đó nữa .
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Og da mannen reiste sig og vilde ta avsted, nødde svigerfaren ham, så han gav efter og blev der natten over.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.O homem, porém, levantou-se para partir; mas, como seu sogro insistisse, tornou a passar a noite ali.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Και οτε ο ανθρωπος εσηκωθη να αναχωρηση, ο πενθερος αυτου εβιασεν αυτον οθεν εμεινε και διενυκτερευσεν εκει.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Обаче, човекът се дигна да си иде; но понеже тъстът му настояваше пред него, той пак пренощува там.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Человек тот встал, было, чтоб идти, но тесть его упросил его, и он опять ночевал там.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.ויקם האיש ללכת ויפצר בו חתנו וישב וילן שם׃
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.ولما قام الرجل للذهاب الحّ عليه حموه فعاد وبات هناك.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.那 人 起 來 要 走 、 他 岳 父 強 留 他 、 他 又 住 了 一 宿
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.那人 起來 要 走 、 他 岳父 強 留 他 、 他 又 住 了 一 宿
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.제 장인어른이 생의 마지막 48 시간을 암으로 죽기 바로 전이었기 때문입니다.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.Szerettem volna már tegnap ideérni, mert az apósom talán az utolsó 48 órájában van mielőtt meghalna rákban.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.Wolałbym być tutaj wczoraj, ponieważ mój teść ma, prawdopodobnie, 48 godziny życia zanim umrze na raka.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.Надявах се да бъда тук вчера, защото моя свекър е в последните си, 48 часа преди да умре от рак.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.Я надеялся быть здесь вчера, потому что мой тесть, вероятно, в течение двух дней умрет от рака.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.Я сподівався бути тут учора, бо мій вітчим проживає свої останні, мабуть, 48 годин, до того як помре від раку.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.מפני שחמי הוא ב-48 שעות האחרונות של חייו, כנראה לפני שהוא ימות מסרטן.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.بسبب صهري كان في آخر 48 ساعة له، على الأرجح قبل أن يموت بسبب السرطان.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.あと48時間の命だからです 私は この人生を全うした義父を-
İkisi oturup birlikte yiyip içtiler. Kayınbaba, ‹‹Lütfen bu gece de kal, keyfine bak›› dedi.두 사람이 앉아서 함께 먹고 마시매 여자의 아비가 그 사람에게 이르되 청하노니 이 밤을 여기서 유숙하여 그대의 마음을 즐겁게하라
İkisi oturup birlikte yiyip içtiler. Kayınbaba, ‹‹Lütfen bu gece de kal, keyfine bak›› dedi.וישבו ויאכלו שניהם יחדו וישתו ויאמר אבי הנערה אל האיש הואל נא ולין ויטב לבך׃
İkisi oturup birlikte yiyip içtiler. Kayınbaba, ‹‹Lütfen bu gece de kal, keyfine bak›› dedi.فجلسا وأكلا كلاهما معا وشربا. وقال ابو الفتاة للرجل ارتض وبتّ وليطب قلبك.
İkisi oturup birlikte yiyip içtiler. Kayınbaba, ‹‹Lütfen bu gece de kal, keyfine bak›› dedi.於 是 二 人 坐 下 一 同 喫 喝 . 女 子 的 父 親 對 那 人 說 、 請 你 再 住 一 夜 暢 快 你 的 心
İkisi oturup birlikte yiyip içtiler. Kayınbaba, ‹‹Lütfen bu gece de kal, keyfine bak›› dedi.於是 二 人 坐 下 一同 喫喝 . 女子 的 父親對 那 人 說 、 請 你 再 住 一 夜 暢 快 你 的 心
Kayınbabası, ‹‹Yaptığın iş iyi değil›› dedi,I řekl jemu test Mojžíšův: Nedobře děláš.
Kayınbabası, ‹‹Yaptığın iş iyi değil›› dedi,Kata Yitro, "Tidak baik begitu
Kayınbabası, ‹‹Yaptığın iş iyi değil›› dedi,모세의 장인이 그에게 이르되 그대의 하는 것이 선하지 못하도다
Kayınbabası, ‹‹Yaptığın iş iyi değil›› dedi,A svokor Mojžišov mu povedal: Nie je to dobrá vec, ktorú konáš.
Kayınbabası, ‹‹Yaptığın iş iyi değil›› dedi,Då sade Moses svärfader till honom: »Du går icke till väga på det rätta sättet.
Kayınbabası, ‹‹Yaptığın iş iyi değil›› dedi,Da sagde Moses's Svigerfader til ham: "Det er ikke klogt, som du bærer dig ad med det.
Kayınbabası, ‹‹Yaptığın iş iyi değil›› dedi,Da sa Moses' svigerfar til ham: Det er ikke klokt det du her gjør.