kayın ile cümle
kayın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Og da mannen reiste sig og vilde ta avsted, nødde svigerfaren ham, så han gav efter og blev der natten over.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.O homem, porém, levantou-se para partir; mas, como seu sogro insistisse, tornou a passar a noite ali.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Και οτε ο ανθρωπος εσηκωθη να αναχωρηση, ο πενθερος αυτου εβιασεν αυτον οθεν εμεινε και διενυκτερευσεν εκει.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Обаче, човекът се дигна да си иде; но понеже тъстът му настояваше пред него, той пак пренощува там.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.Человек тот встал, было, чтоб идти, но тесть его упросил его, и он опять ночевал там.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.ויקם האיש ללכת ויפצר בו חתנו וישב וילן שם׃
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.ولما قام الرجل للذهاب الحّ عليه حموه فعاد وبات هناك.
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.那 人 起 來 要 走 、 他 岳 父 強 留 他 、 他 又 住 了 一 宿
Damat gitmek üzere ayağa kalkınca kayınbabası ısrarla kalmasını istedi; damat da geceyi orada geçirdi.那人 起來 要 走 、 他 岳父 強 留 他 、 他 又 住 了 一 宿
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Anta att jag ber dem kontakta min döda styvfars spöke, till exempel
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Giả sử tôi yêu cầu họ liên lạc với linh hồn người cha dượng đã mất của tôi, chẳng hạn.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Hvis jeg nu bad dem kontakte min afdøde svigerfars ånd, f.eks.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Ipotizzate che io chieda loro di contattare, ad esempio, lo spirito di mio suocero.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.예를 들어, 제가 심령술사들에게 돌아가신 장인 어른의 영혼과 접촉해달라고 요청했다고 합시다.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Kuvitelkaa, että pyydän heitä ottamaan yhteyttä kuolleen appeni henkeen, esimerkiksi.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Nehmen sie beispielsweise an, ich bitte sie den Geist meines toten Schwiegervater zu rufen.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Powiedzmy na przykład, że chcę skontaktować się z duchem teścia.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Předpokládejme, že je požádám, aby kontaktovali ducha mého zesnulého tchána, například.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Să presupunem că îi rog să contacteze spiritul socrului meu decedat, ca un exemplu.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Stel ik vraag ze om contact te leggen met de geest van mijn overleden schoonvader, als voorbeeld.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Supongamos que les pido que contacten con espíritu de mi suegro que ha muerto, por poner un ejemplo.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Suponham que eu lhes peço para contactarem o espírito do meu falecido sogro, como um exemplo.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Supposez que je leur demande de contacter l'esprit de mon beau-père décédé, par exemple.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Tegyük fel, hogy megkérném őket, hogy lépjenek kapcsolatba az elhunyt apósom szellemével például.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Ας υποθέσουμε ότι τους ζητώ να έρθουν σε επαφή με το πνεύμα του εκλιπόντος πεθερού μου, για παράδειγμα.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Да предположим, че ги помоля да се свържат с духа на починалия ми свекър, например.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.Предположим, я попрошу их связаться с духом моего покойного тестя, как пример.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.נניח שהייתי מבקש מהם ליצור קשר עם רוחו של חמי המנוח, למשל.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.لنفترض انني اطلب منهم الاتصال بروح حماي المتوفى ، على سبيل المثال.
Diyelim ki örnek olarak vefat etmiş olan kayınpederimin ruhu ile iletişime geçmelerini istedim.亡くなった義父と話したいと言ったとしましょう 彼らは耳元でしつこく
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.제 장인어른이 생의 마지막 48 시간을 암으로 죽기 바로 전이었기 때문입니다.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.Szerettem volna már tegnap ideérni, mert az apósom talán az utolsó 48 órájában van mielőtt meghalna rákban.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.Wolałbym być tutaj wczoraj, ponieważ mój teść ma, prawdopodobnie, 48 godziny życia zanim umrze na raka.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.Надявах се да бъда тук вчера, защото моя свекър е в последните си, 48 часа преди да умре от рак.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.Я надеялся быть здесь вчера, потому что мой тесть, вероятно, в течение двух дней умрет от рака.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.Я сподівався бути тут учора, бо мій вітчим проживає свої останні, мабуть, 48 годин, до того як помре від раку.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.מפני שחמי הוא ב-48 שעות האחרונות של חייו, כנראה לפני שהוא ימות מסרטן.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.بسبب صهري كان في آخر 48 ساعة له، على الأرجح قبل أن يموت بسبب السرطان.
Dün burada olmayı umut etmiştim çünkü kayınbabam muhtemelen kanserden ölmeden önceki son 48 saatinde.あと48時間の命だからです 私は この人生を全うした義父を-
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Aconteció después de un tiempo que Caín trajo, del fruto de la tierra, una ofrenda a Jehovah
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Ao cabo de dias trouxe Caim do fruto da terra uma oferta ao Senhor.
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.A stalo sa po čase, že Kain doniesol Hospodinovi obetný dar z plodu zeme:
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Au bout de quelque temps, Caïn fit à l`Éternel une offrande des fruits de la terre;
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Beberapa waktu kemudian Kain mengambil sebagian dari panenannya lalu mempersembahkannya kepada TUHAN
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Da nogen tid var gått, hendte det at Kain bar frem for Herren et offer av jordens grøde.
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Dopo un certo tempo, Caino offrì frutti del suolo in sacrificio al Signore
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.După o bucată de vreme, Cain a adus Domnului o jertfă de mîncare din roadele pămîntului.
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Es begab sich nach etlicher Zeit, daß Kain dem HERRN Opfer brachte von den Früchten des Feldes;
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.I stało się po wielu dni, iż przyniósł Kain z owocu ziemi ofiarę Panu.
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Ja jonkun ajan kuluttua tapahtui, että Kain toi maan hedelmistä uhrilahjan Herralle;
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.세월이 지난 후에 가인은 땅의 소산으로 제물을 삼아 여호와께 드렸고
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Lõn pedig idõ multával, hogy Kain ajándékot vive az Úrnak a föld gyümölcsébõl.
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Nogen Tid efter bragte Kain HERREN en Offergave af Jordens Frugt,
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Och efter någon tid hände sig att Kain av markens frukt bar fram en offergåva åt HERREN.
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Po mnohých pak dnech stalo se, že obětoval Kain z úrody zemské obět Hospodinu.
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Vả , cách ít_lâu , Ca-in dùng thổ_sản làm của lễ dâng cho Ðức_Giê - hô-va .
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Vả, cách ít lâu, Ca-in dùng thổ sản làm của lễ dâng cho Ðức Giê-hô-va.
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Zgodi se pa čez mnogo dni, da prinese Kajn daritev od sadu zemeljskega GOSPODU.
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.Και μεθ' ημερας προσεφερεν ο Καιν απο των καρπων της γης προσφοραν προς τον Κυριον.
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.И след време Каин принесе от земните плодове принос на Господа.
İlgili Sayfalar