kayın ile cümle
kayın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Millî Parkta hakim bitki örtüsü kayın ağaçlarıdır.进程树中的每个进程是树的节点。
Normal hızla kayın.總是急急忙忙抓緊。
Avrupa kayını çoğunluğu kesilmiş bir ormanda önce filizlenir daha sonra ise fazla kuruluk nedeniyle ölür.在一些砍伐过的森林里,欧洲山毛榉萌芽,然后死于过度干燥。
Kayın ağaçları ormanın büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.大森林 制造大規模森林。
Ancak daha sonra kayınvâlidesinin zulmüne dayanamayarak boşanmış ve Türkiye'ye geri dönmüştür.及後發現關詠荷卻一直無微不至地照顧其家姐,重逢後復合。
İdare işlerinin hemen hepsini çok dirayetli olan kayınbiraderinin eline bırakmıştı.曾因自己的英雄行為而使自己造成了巨大的損失。
Örneğin: Qadın (Kadın), Qayın (Kayın)… Ң: Genizden çıkarılan N ve G karışımı bir sestir.금희의 아내를 불러 사실을 묻고, 윤호를 나치(拿致)하여 국문하라.
Ancak daha sonra kayınvâlidesinin zulmüne dayanamayarak boşanmış ve Türkiye'ye geri dönmüştür.성한이 성립된 후 성한으로 소속이 이관되었으며 환온에 의해 성한이 멸망하면서 동진으로 복귀되었다.
Kayınbaba ile damat arasındaki kaçınma bu kadar sıkı değildir.양친자 관계는 양친과 양자의 관계로만 국한되는 것이 아니라.
Murat, Napoleon Bonaparte'ın kayınbiraderiydi ve Napoli'ın bir sonraki kralı olacaktı.뮈라는 나폴레옹의 처남이었는데, 후에 나폴리의 왕이 된다.
Evin anneannesi ve kayınvalidesidir.모두 성삼문의 손녀딸과 딸이다.
Hanım veya eşi çocuklarını anne ve babaları kayınpeder ve kayınvalidelerinin yanında sevmekten ar ederler.על אשתך וילדיך לבחור בינך לבין מולדתם...
Kayınpederi, ülkenin en önemli gazetelerinden birinin yayın yönetmedir.המחאה על הקליפ התפרסמה בחלק מהעיתונים הראשיים במדינה.
Kayınpederi İmparator VII. Konstantinos'u zehirlediğine dair dedikodular vardır.Имало слухове че Константин VII е бил отровен.
Cicero'nun Sezar'ın kayınpederini mahkemeye getirmekten korkmuş olması muhtemeldir.Те се страхуват, че враговете на Цезар могат да го убият като роднина на Цезар.
Uluğ Kayın’ın dallarından biri Güneşe biri de Aya uzanır.Някои от пъстролистните му форми се нуждаят от слънце.
Versay Sarayı'nda kayınpederi XV. Louis ve kraliyet ailesinin diğer fertleri ile tanıştı.U Versaillesu ju je dočekao zaručnikov djed, kralj Luj XV. i ostali članovi francuske kraljevske porodice.
Avrupa kayını yaz ve sonbaharda gelecek ilkbahar için hazırlanır.Poslije toga slijedi europska turneja u proljeće i ljeto iste godine.
Kayınbiraderleri onlara kendi kardeşlerinden daha sevimli gelecek.Njegov je rad ostao poznatijim od bratova.
Vedat Dicleli'nin yedi kayınbiraderi vardı.Majka koza je imala sedam kozlića.
Hanım veya eşi çocuklarını anne ve babaları kayınpeder ve kayınvalidelerinin yanında sevmekten ar ederler.Borite se sa svime što imate, za vaše supruge i djeci, za vaše majke i roditelje.
1000-1800 m yükseltiler arasında, kayın ve ladin egemenliğindeki doğal yaşlı ormanlar görülür.Vo výške 300 až 400 m n. m. prechádza vždyzelená vegetácia do pásma krov a riedkych lesov.
Sezar, Galya Savaşı Üstüne Yorumlar adlı eserinde kayınpederinden bahsetmiştir.Borbe je podrobno opisal Cezar v svojih Komentarjih galskih vojn.
Komşularına zengin kayınpederini abartarak anlatır ve bu yüzden komşuları tarafından yadırganır.Vendar so bremena zanjo pretežka, zato se zadolži pri pohlepnem sosedu.
Avrupa kayını 30-80 yaşları arasında çiçeklenmeye başlar.Paprastasis bukas žydėti pradeda 30-80 metų amžiaus.
Constantinus'un kayın-babası.Ta oli Constantiuse poeg.
14 yaşındayken nişanlanmış ve yaklaşık 21 yaşındayken Kayınvalidesinin evine taşınmış.A fost logodită la 14 ani, iar pe la 21 de ani s-a mutat în casa socrilor.
14 yaşındayken nişanlanmış ve yaklaşık 21 yaşındayken Kayınvalidesinin evine taşınmış.Zaręczyła się w wieku 14 lat, a w wieku około 21 przeprowadziła się do domu rodziny męża.
Belinize kadar eğilin, aşağı kayın ve geri çıkınDescendez au niveau du bas du dos, glissez vers le bas, et allez vers l'arrière.
Boeun, merak etme. Kayınpederin, Sangmin'le kısa bir konuşma yaptı.بويون، لا تقلقي عمّك تكلّم مع سانجماين
Bramblehurst giden yol üzerinde kayın arkasında alacakaranlık yoluyla.Bramblehurst로 도로에서 beechwoods 뒤에 황혼을 통해.
Bramblehurst giden yol üzerinde kayın arkasında alacakaranlık yoluyla.läpi hämärän takana beechwoods tiellä Bramblehurst.
Bramblehurst giden yol üzerinde kayın arkasında alacakaranlık yoluyla.Traljav svila klobuk je bilo boleče korakajo skozi mrak v ozadju beechwoods na poti v Bramblehurst.
Bramblehurst giden yol üzerinde kayın arkasında alacakaranlık yoluyla.من خلال وراء الشفق beechwoods على طريق Bramblehurst.
Bramblehurst giden yol üzerinde kayın arkasında alacakaranlık yoluyla.彼は、観賞用弾性合字のいくつかの並べ替えで一緒にバインドされている3冊の本を実施
Bu noktada, kayınbiraderim cevabını öğrenebilmeyi çok istediği soruyu sorabilecek cesareti toparladı.인터뷰중에 제 처남은 용기를 내서 그가 정말 묻고 싶어하던 것을 물어보았습니다.
Bu noktada, kayınbiraderim cevabını öğrenebilmeyi çok istediği soruyu sorabilecek cesareti toparladı.La un moment dat cumnatul meu isi face curaj si pune intrebarea la care vroia neaparat un raspuns:
Bu noktada, kayınbiraderim cevabını öğrenebilmeyi çok istediği soruyu sorabilecek cesareti toparladı.Till slut tar min svåger mod till sig och ställer frågan han verkligen vill ha svar på.
Bu noktada, kayınbiraderim cevabını öğrenebilmeyi çok istediği soruyu sorabilecek cesareti toparladı.Uiteindelijk vindt mijn zwager de moed om te vragen wat hij echt wil weten.
Bu noktada, kayınbiraderim cevabını öğrenebilmeyi çok istediği soruyu sorabilecek cesareti toparladı.В един момент зет ми събрал смелост да зададе единствения въпрос, на който наистина искал да научи отговора.
Bu noktada, kayınbiraderim cevabını öğrenebilmeyi çok istediği soruyu sorabilecek cesareti toparladı.שני אלה נשלטים ע"י אזורים נפרדים במוח. אז בשלב מסוים אזר גיסי אומץ ושאל את השאלה האחת עליה באמת רצה תשובה.
Bu noktada, kayınbiraderim cevabını öğrenebilmeyi çok istediği soruyu sorabilecek cesareti toparladı.وفي إحدي النقاط، استجمع صهري شجاعته ليسأله سؤال يود حقًا أن يعرف إجابته.
Bu noktada, kayınbiraderim cevabını öğrenebilmeyi çok istediği soruyu sorabilecek cesareti toparladı.一番聞きたかった質問を尋ねることにしました それは「どうしてそういうことができたのか?」
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Am vrut cu adevarat sa te strig "socru"
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Con thực sự muốn gọi chú là "Bố vợ".
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Ich wollte sie wirklich Schwiegervater nennen.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Ik wilde je eigenlijk schoonvader noemen.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Jag ville verkligen kalla dig för "Svärfar".
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Je voulais vraiment vous appeler "Beau-père".
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Naprawdę chciałem nazywać cię Teściem.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Res sem vas hotel klicati tast.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Saya sangat ingin memanggil anda "Ayah mertua".
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Volevo chiamarla suocero.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Πραγματικά ήθελα να σε φωνάζω πεθερό μου.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...Я правда хотел называть вас своим тестем.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...."אני באמת רציתי לקרוא לך "אבא על פי החוק
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim..." لقد أردت حقاً أن أناديك "حماي
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim..." お義父さん"って
Çin kökenli Kanadalı kayınbiraderi olması tesadüf olmasa gerek.중국-캐나다계의 처남을 갖고 있다는 것이 우연은 아닐 것입니다.
Çin kökenli Kanadalı kayınbiraderi olması tesadüf olmasa gerek.גדל חלק מהזמן באינדונסיה ויש לו גיס סיני-קנדי למחצה.
İlgili Sayfalar