kavuştu ile cümle

kavuştu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Aus über 300 Einsendungen aus aller Welt habe ich mein eigenes kleines Schmuckstück kreiert.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Avec plus de 300 offres du monde entier, je l'ai eu, ma boite a bijoux.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Com mais de 300 financiadores em todo o mundo, consegui ter a minha "pequena caixa de jóias".
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Cu aproape 300 răspunsuri din toată lumea, am reușit să-mi fac o mică bijuterie.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Dengan lebih dari 300 masukan dari seluruh dunia, saya mendapatkan kotak perhiasan itu.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Dzięki 300 odpowiedziom z całego świata mam piękne mieszkanko.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Fra oltre 300 offerte da tutto il mondo l'ho trovato: un piccolo gioiellino tutto per me.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Med mer än 300 bidrag från över hela världen fick jag mitt eget lilla smyckeskrin.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Med over 300 forslag fra hele verden fik jeg det, mit eget lille smykkeskrin.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Met meer dan 300 inzendingen van over de hele wereld kreeg ik mijn eigen kleine juwelendoosje.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Recibimos más de 300 sugerencias de todo el mundo, Y lo conseguí, mi pequeña joya.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.S preko 300 idejami z vsega sveta sem dobil svojo škatlico za dragulje.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.S více jak 300 příspěvky z celého světa jsem to dokázal, vytvořit si své hnízdečko.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Több mint 300 javaslat érkezett a világ minden pontjáról, és végül kész lett, a saját kis ékszerdobozom.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Với hơn 300 ý kiến đóng góp từ khắp thế giới, tôi đã có nó, chiếc hộp nhỏ quý báu của tôi.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Yli 300:n ympäri maailmaa tulleen vastauksen avulla, sain sen, ikioman pienen korurasiani.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Z asi 300 položiek z celého sveta som to našiel, moju vlastnú malú šperkovničku.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Με περισσότερες από 300 συμμετοχές απ' όλο τον κόσμο, απέκτησα τη μικρή μου κοσμηματοθήκη.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.З більш ніж 300 дописів з усього світу, я знайшов її, мою власну маленьку скарбничку.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.С над 300 заявки от цял ​​свят, го получих, моето малко бижу.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.עם יותר מ300 כניסות מרחבי העולם, קיבלתי את תיבת התכשיטים האישית שלי.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.وبعد تفقد 300 اقتراح من حول العالم توصلت إلى الحل
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.來之全球300多個方案, 我終於揾到一個完美方案。
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.私だけの宝石箱ができあがりました 55平米ではなく
Durumu açıklığa kavuşturması için bunu Bay Hawang' a gönderdim.Aku sudah utus Tuan Hwang kesana, jadi dia yang akan urus situasinya.
Durumu açıklığa kavuşturması için bunu Bay Hawang' a gönderdim.Ho già mandato il signor Hwang, quindi gestirà la situazione.
Durumu açıklığa kavuşturması için bunu Bay Hawang' a gönderdim.Ich habe schon Mr. Hwang schicken lassen, damit er die Situation klärt.
Durumu açıklığa kavuşturması için bunu Bay Hawang' a gönderdim.J'ai déjà envoyé Mr Hwang, donc il va gérer la situation.
Durumu açıklığa kavuşturması için bunu Bay Hawang' a gönderdim.Już wysłałem pana Hwang'a on zajmie się cała ta sytuacją.
Durumu açıklığa kavuşturması için bunu Bay Hawang' a gönderdim.L-am trimis deja pe dl Hwang sa se ocupe.
Durumu açıklığa kavuşturması için bunu Bay Hawang' a gönderdim.Έχω ήδη στείλει τον Κύριο Χουάνγκ, οπότε θα χειριστεί την κατάσταση.
Durumu açıklığa kavuşturması için bunu Bay Hawang' a gönderdim.Я уже послал Хванга, он разберется
Durumu açıklığa kavuşturması için bunu Bay Hawang' a gönderdim.لقد ارسلت سابقا مستر هوانج , اذن سيقوم بحل الامر
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Albowiem jeźliby im Jozue odpocznienie sprawił, nie mówiłby był potem o inszym dniu.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Căci, dacă le-ar fi dat Iosua odihna, n'ar mai vorbi Dumnezeu după aceea de o altă zi.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Car, si Josué leur eût donné le repos, il ne parlerait pas après cela d`un autre jour.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Denn so Josua hätte sie zur Ruhe gebracht, würde er nicht hernach von einem andern Tage gesagt haben.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.For hadde Josva ført dem til hvile, da hadde han ikke derefter talt om en annen dag.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Kajti ako bi jih bil Jozue vpeljal v pokoj, ne bi potem Bog govoril o drugem dnevu.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.만일 여호수아가 저희에게 안식을 주었더면 그 후에 다른 날을 말씀하지 아니하셨으리라
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Lebo keby ich bol Jozua uviedol do odpočinku, nehovoril by po všetkom tomto o inom dni.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Mert ha õket Józsué nyugodalomba helyezte volna, nem szólana azok után más napról.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Nebo byť byl Jozue v odpočinutí je uvedl, nebylť by potom mluvil o jiném dni.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Porque, se Josué lhes houvesse dado descanso, não teria falado depois disso de outro dia.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Porque si Josué les hubiera dado el reposo, no se hablaría después de otro día
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Se Giosuè infatti li avesse introdotti in quel riposo, Dio non avrebbe parlato, in seguito, di un altro giorno
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Sillä jos Joosua olisi saattanut heidät lepoon, niin hän ei puhuisi toisesta, senjälkeisestä päivästä.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Thi dersom Josva havde skaffet dem Hvile, da vilde han ikke tale om en anden Dag siden efter.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Ty om Josua hade fört dem in i vilan, så skulle Gud icke hava talat om en annan, senare dag.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Vả , nếu Giô-suê đã cho họ yên_nghỉ , thì chắc sau không còn nói về một ngày khác nữa .
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Vả, nếu Giô-suê đã cho họ yên nghỉ, thì chắc sau không còn nói về một ngày khác nữa.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Διοτι εαν ο Ιησους σου Ναυη ειχε δωσει εις αυτους καταπαυσιν, δεν ηθελε μετα ταυτα λαλει περι αλλης ημερας.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Бо коли б Ісус тих упокоїв, не говорив би про инший день після того.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.Ибо если бы Иисус Навин доставил им покой, то не было бы сказано после того о другом дне.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.כי אלו יהושע הניח להם לא היה מדבר אחרי זאת על יום אחר׃
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.لانه لو كان يشوع قد اراحهم لما تكلم بعد ذلك عن يوم آخر.
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.若 是 約 書 亞 已 叫 他 們 享 了 安 息 、 後 來 神 就 不 再 題 別 的 日 子 了
Eğer Yeşu onları huzura kavuştursaydı, Tanrı daha sonra bir başka günden söz etmezdi.若是 約書亞 已 叫 他 們享 了 安息 、 後來神 就 不再 題別 的 日子 了
Elbette... varmışlardır. Bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Dinle.Chodź...
Elbette... varmışlardır. Bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Dinle.Daj no...
İlgili Sayfalar