Ana içeriğe geç
Sözlük

kavuşma ile cümle

kavuşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.האיחוד הזה, ההתלכדות של האטומי והדיגיטלי
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.هذا الإتحاد، هذا التقارب بين الذرية والرقمية.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.その結果として例えば
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.A ruszywszy się z Hezerot, położyli się obozem w Retma.
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Chúng tôi không trở về nhà chúng tôi trước khi mọi người trong dân Y-sơ-ra-ên chưa lãnh được sản nghiệp mình.
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Chúng_tôi không trở_về nhà chúng_tôi trước khi mọi người trong dân Y-sơ-ra-ên chưa lãnh được sản_nghiệp mình .
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Emme me palaisi kotiimme, ennenkuin israelilaiset ovat saaneet haltuunsa kukin perintöosansa,
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Kami tidak akan pulang ke rumah kami sebelum semua orang Israel mempunyai tanah untuk milik pusakanya
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.이스라엘 자손이 각기 기업을 얻기까지 우리 집으로 돌아오지 아니하겠사오며
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Não voltaremos para nossas casas até que os filhos de Israel estejam de posse, cada um, da sua herança.
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Nenavrátíme se do domů svých, až prvé vládnouti budou synové Izraelští jeden každý dědictvím svým;
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Nevrátime sa do svojich domov, dokiaľ nezdedia synovia Izraelovi, každý svojho dedičstva.
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Ne vrnemo se v hiše svoje, dokler ne posede sleherni sinov Izraelovih svoje dediščine.
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Non torneremo alle nostre case finché ogni Israelita non abbia preso possesso della sua eredità
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.No volveremos a nuestras casas hasta que los hijos de Israel reciban cada uno su heredad
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Vi skola icke vända tillbaka hem, förrän Israels barn hava fått var och en sin arvedel.
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Vissza nem térünk addig a mi házainkhoz, a míg Izráel fiai közül meg nem kapja kiki az õ örökségét.
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Vi vil ikke vende tilbage til vore Huse, før enhver af Israelitterne har fået sin Arvelod;
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Vi vil ikke vende tilbake til våre hus før Israels barn har fått hver sin arv;
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Wij zullen ons hier niet vestigen voordat het hele volk Israël zijn erfdeel heeft gekregen.
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Wir wollen nicht heimkehren, bis die Kinder Israel einnehmen ein jeglicher sein Erbe.
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.δεν θελομεν επιστρεψει εις τας οικιας ημων, εωσου οι υιοι Ισραηλ κληρονομησωσιν εκαστος την κληρονομιαν αυτου
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.не возвратимся в домы наши, доколе не вступят сыны Израилевы каждый в удел свой;
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.Няма да се върнем в домовете си догде израилтяните не наследят, всеки наследството си.
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.לא נשוב אל בתינו עד התנחל בני ישראל איש נחלתו׃
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.لا نرجع الى بيوتنا حتى يقتسم بنو اسرائيل كل واحد نصيبه.
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.我 們 不 回 家 、 直 等 到 以 色 列 人 各 承 受 自 己 的 產 業
Her İsrailli mülküne kavuşmadan evlerimize dönmeyeceğiz.我 們 不回家 、 直 等到 以色列人 各 承受 自己 的 產業
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.A opýtalo sa ho ktorési knieža a rieklo: Dobrý Učiteľu, čo mám činiť, aby som dedične obdržal večný život?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.E perguntou-lhe um dos principais: Bom Mestre, que hei de fazer para herdar a vida eterna?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.És megkérdé õt egy fõember, mondván: Jó Mester, mit cselekedjem, hogy az örökéletet elnyerhessem?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.In vpraša ga neki poglavar, rekoč: Dobri učenik, kaj naj storim, da podedujem večno življenje?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.I otázalo se ho jedno kníže, řka: Mistře dobrý, co čině, život věčný obdržím?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.I pytał go niektóry książę, mówiąc: Nauczycielu dobry! co czyniąc odziedziczę żywot wieczny?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.어떤 관원이 물어 가로되 선한 선생님이여 내가 무엇을 하여야 영생을 얻으리이까
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Le preguntó cierto hombre principal, diciendo: --Maestro bueno, ¿qué haré para obtener la vida eterna
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Og en af de Øverste spurgte ham og sagde: "Gode Mester! hvad skal jeg gøre, for at jeg kan arve et evigt Liv?"
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Og en rådsherre spurte ham: Gode mester! hvad skal jeg gjøre for å arve evig liv?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Un chef interrogea Jésus, et dit: Bon maître, que dois-je faire pour hériter la vie éternelle?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Und es fragte ihn ein Oberster und sprach: Guter Meister, was muß ich tun, daß ich das ewige Leben ererbe?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Un fruntaş a întrebat pe Isus: ,,Bunule Învăţător, ce trebuie să fac ca să moştenesc viaţa vecinică?``
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Un notabile lo interrogò: «Maestro buono, che devo fare per ottenere la vita eterna?»
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Και αρχων τις ηρωτησεν αυτον λεγων Διδασκαλε αγαθε, τι να πραξω δια να κληρονομησω ζωην αιωνιον;
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.И спросил Его некто из начальствующих: Учитель благий! что мне делать, чтобы наследовать жизнь вечную?
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.Истина ви казвам: Който не приеме като детенце Божието царство, той никак няма да влезе в него.
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.І питав Його один старшина, кажучи: Учителю благий, що робивши життв вічне насліджу.
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.וישאלהו קצין אחד לאמר רבי הטוב מה לי לעשות ואירש חיי עולמים׃
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.وسأله رئيس قائلا ايها المعلّم الصالح ماذا اعمل لأرث الحياة الابدية.
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.有 一 個 官 問 耶 穌 說 、 良 善 的 夫 子 、 我 該 作 甚 麼 事 、 纔 可 以 承 受 永 生
İleri gelenlerden biri İsaya, ‹‹İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?›› diye sordu.有 一 個 官問耶穌說 、 良善 的 夫子 、 我該作 甚 麼事 、 纔 可以 承受 永生
İmanları sayesinde bunların hepsi Tanrının beğenisini kazandıkları halde, hiçbiri vaat edilene kavuşmadı.A ci wszyscy świadectwo otrzymawszy przez wiarę, nie dostąpili obietnicy.
İmanları sayesinde bunların hepsi Tanrının beğenisini kazandıkları halde, hiçbiri vaat edilene kavuşmadı.A tí všetci, hoci dostali svedoctvo vierou, neodniesli si zasľúbenia,
İmanları sayesinde bunların hepsi Tanrının beğenisini kazandıkları halde, hiçbiri vaat edilene kavuşmadı.A ti všickni svědectví dosáhše skrze víru, neobdrželi zaslíbení,
İmanları sayesinde bunların hepsi Tanrının beğenisini kazandıkları halde, hiçbiri vaat edilene kavuşmadı.Diese alle haben durch den Glauben Zeugnis überkommen und nicht empfangen die Verheißung,
İmanları sayesinde bunların hepsi Tanrının beğenisini kazandıkları halde, hiçbiri vaat edilene kavuşmadı.És mindezek, noha hit által jó bizonyságot nyertek, nem kapták meg az ígéretet.
İmanları sayesinde bunların hepsi Tanrının beğenisini kazandıkları halde, hiçbiri vaat edilene kavuşmadı.E todos estes, embora tendo recebido bom testemunho pela fé, contudo não alcançaram a promessa;
İmanları sayesinde bunların hepsi Tanrının beğenisini kazandıkları halde, hiçbiri vaat edilene kavuşmadı.Hết thảy những người đó dầu nhơn đức tin đã được chứng tốt, song chưa hề nhận lãnh điều đã được hứa cho mình.
İmanları sayesinde bunların hepsi Tanrının beğenisini kazandıkları halde, hiçbiri vaat edilene kavuşmadı.이 사람들이 다 믿음으로 말미암아 증거를 받았으나 약속을 받지 못하였으니
İmanları sayesinde bunların hepsi Tanrının beğenisini kazandıkları halde, hiçbiri vaat edilene kavuşmadı.Och fastän alla dessa genom tron hava fått sitt vittnesbörd, undfingo de ändå icke vad utlovat var;
İmanları sayesinde bunların hepsi Tanrının beğenisini kazandıkları halde, hiçbiri vaat edilene kavuşmadı.Og alle disse, skønt de havde Vidnesbyrd for deres Tro, opnåede ikke Forjættelsen,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod