Ana içeriğe geç
Sözlük

kavanozu ile cümle

kavanozu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Lütfen yabanmersini kavanozunu Takako'nun göremeyeceği bir yere sakla.Please hide the blueberry jam where Takako can't see it.
Oğlumu kurabiye kavanozundan çalarken yakaladım.I caught my son stealing from a cookie jar.
Peni dolu bir kavanozun değeri nedir?What is the worth of a jar full of pennies?
Kavanozumda bir kazanova var.There is a casanova in my jar.
Tom silahını buzdolabının üstündeki kurabiye kavanozuna sakladı.Tom hid the gun in the cookie jar on top of the refrigerator.
Tom fıstık ezmesi kavanozunun kapağını yerine koydu.Tom put the lid back on the peanut butter jar.
Birisi kurabiye kavanozundaki bütün kurabiyeleri yedi.Someone ate all the cookies from the cookie jar.
Benim kavanozum sızıntı yapıyor.My jar is leaking.
Reçel kavanozunun kapağı sıkışıyor.The jam jar's lid is jammed.
Bu reçel kavanozunun kapağı sıkışmış ve açılmayacak.This jam jar's lid is stuck and won't open.
Kavanozu çok sıkı biçimde kapatmayın.Don't close the jar too tightly.
Kavanozu çok sıkı biçimde kapatma.Don't close the jar too tightly.
Tom kapağı açtı ve kavanozu Mary'ye uzattı.Tom unscrewed the cap and handed the jar to Mary.
Tom hâlâ kavanozu açmaya çalışıyor.Tom is still trying to open the jar.
Kurabiye kavanozu boştu.The cookie jar is empty.
Tom kavanozu aldı ve etiketi okudu.Tom picked up the jar and read the label.
"Bu kavanozu açamıyorum. Yeterli gücüm yok." "Bırak ben yapayım.""I cannot open this jar. I don't have enough strength." "Let me do that."
Tom kavanozu açmaya çalıştı.Tom tried to open the jar.
Bu kavanozu benim için açabilir misin?Could you open this jar for me?
Bu kavanozu açamıyorum.I can't open this jar.
Kavanozun üstünde etiket var.There's a label on the jar.
Tom parayı bahşiş kavanozuna koydu.Tom put money into the tip jar.
O kavanozu bana ver.Give me that jar.
O kavanozu bana uzat.Hand me that jar.
Leyla kavanozu açamaz. Onun sadece bir eli var.Layla can't open the jar. She only has one hand.
Tom kavanozu açamadı.Tom couldn't open the jar.
Tom kavanozu benim için açtı.Tom opened the jar for me.
Kavanozu açmaya çalıştım ama açamadım.I tried to open the jar, but I couldn't.
Bu kavanozun kapağını açamadım.I couldn't get this jar open.
Her bir taraftaki toplama tarakları genellikle Leyden kavanozu ile tek tek bağlanır.The collection combs on each side are usually connected to respective Leyden jars.
Sam gitti, kavanozu aldı.Anna oddała Kasi swoją książkę.
Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?Did you pour in the whole bottle of salt?!
Kavanoza koyarsanız, kavanozun şeklini alır, hiç bir direnç göstermeden.You put it into a jar, it takes the shape of the jar, with no resistance at all.
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...I'm told they don't bite; in fact, they might not even leave that jar. (Laughter)
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.But the absence of some metaphorical fishbowl is a recipe for misery, and, I suspect, disaster.
Methe, Botrys ve hizmetkarları Pithos ("Şarap kavanozu") Bakkhos güçlerine katılır.Methe, Botrys and their servant Pithos ("Wine-jar") join the Bacchic forces.
1745: Pieter Van Musschenbroek Leyden şişesini (kavanozunu) icat etmiştir.1746: Pieter van Musschenbroek erfindet die Leidener Flasche zur Speicherung von Ladung.
Peni dolu bir kavanozun değeri nedir?¿Cuál es el valor de una jarra llena de peniques?
Bu kap bir kavanoz şeklinde olursa kavanozun camının renkli olması tercih edilir.بعد استخدامك أي من هذه الطرق يجب أن يبرد البن يدوياً.
1745: Pieter Van Musschenbroek Leyden şişesini (kavanozunu) icat etmiştir.1746年 - ピーテル・ファン・ミュッセンブルーク (Pieter van Musschenbroek)が、電気を蓄えるライデン瓶を発明。
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Aber das Fehlen eines metaphorischen Goldfischglases ist ein Rezept für Elend, und, ich vermute, Katastrophe.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Absencia metaforického akvária je receptom na biedu. a obávam sa, že aj na nešťastie.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Ale brak jakiegoś metaforycznego akwarium jest receptą na niedolę, i, jak podejrzewam, katastrofę.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Ale nepřítomnost nějakého metaforického akvária je recept na problémy, a možná i neštěstí.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Dar absența unui acvariu metaforic este o rețetă pentru nefericire și presupun eu, dezastru.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.De a metaforikus akvárium hiánya a receptje a nyomorúságnak, és, ahogy feltételezem, a katasztrófának.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.하지만 은유적인 표현으로의 수조가 없다면 괴로움의 지름길 입니다. 재앙이라고 할 수 있겠죠.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Maar de afwezigheid van een figuurlijke vissenkom is vragen om ellende, en, vermoedelijk, onheil.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Mais l'absence d'un bocal métaphorique conduit à la misère, et, je le suspecte, au désastre.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Ma l'assenza di qualche simbolica sfera è una ricetta per l'infelicità e, temo, per la rovina.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Men fraværet af en metaforisk kumme er en opskrift på elendighed, og, formoder jeg, katastrofe.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Men utan någon form av metaforisk guldfiskskål, går vi mot misär, och förmodligen mot katastrof.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Mutta kuvitteellisen lasimaljan puuttuminen on resepti kurjuuteen, ja, epäilen, katastrofiin.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Nhưng thiếu vắng hình ảnh ẩn dụ hồ cá là một công thức cho đau khổ, và, tôi nghi là, thảm họa.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Pero la ausencia de alguna pecera metafórica es una receta para la miseria, y, yo sospecho, para el desastre.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Tapi hilangnya sebagian metafora akuarium adalah penyebab kesengsaraan, juga, saya kira, bencana.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Toda, odsotnost metaforične ribje posode je recept za bedo in, predvidevam, katastrofo.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Αλλά η απουσία κάποιας γυάλας, μεταφορικά, οδηγεί με βεβαιότητα σε δυστυχία και, υποψιάζομαι, στην καταστροφή.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Але відсутність певного символічного акваріуму — це шлях до нещастя і, я вважаю, до катастрофи.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Но липсата на какъв да е метафоричен аквариум е рецепта за мизерия, и предполагам, за бедствие.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kavanozu ile cümle - kavanozu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App