Orijinal olarak gazete Roman-Katolik gazetesi olup, Katolik Halk Partisi ile bağları bulunmakaydı.Traditioneel had de krant banden met de katholieke vakbonden.
Cromwell adadaki Katolik İrlandalı halka oldukça zorlu varlık koşulalrı dayatır.Cromwell veroverde het katholieke Ierland daarentegen met bruut geweld.
Günümüzde rezervdeki Tsutinaların çoğu ya Anglikan ya da Katolik mezhebinden Hristiyandırlar.Dit is uniek voor de universiteit, aangezien de meeste collegekapels anglicaans of katholiek zijn.
Bu anlamda, Katoliklik devletin resmi dini olarak kabul edilmektedir de denebilir.Hierdoor werd onder meer bepaald, dat het katholieke geloof in Italië erkend werd als staatsgodsdienst.
Kral Agilulf ve Katolik kraliçe Theodelinda'nın oğludur.Hij was de zoon van de succesvolle koning Agilulf en de katholieke koningin Theodelinde.
Landkreis'ın %76'sı protestan ve %15'i katolik.Van de bevolking is 74% protestant en 25% katholiek.
Anabaptizme geçen bir Katolik rahipti.Hij was een katholiek priester die zich bekeerde tot het anabaptisme.
Roma Katolik Kilisesince çevirmenlerin, kütüphanecilerin ve ansiklopedistlerin koruyucu azizi olarak tanınır.W Kościele rzymskokatolickim jest on uznawany za patrona tłumaczy, bibliotekarzy oraz encyklopedystów.
Çocukluğu Philadelphia'da geçti ve ordayken Katolik okuluna gitti.Dzieciństwo spędziła w Filadelfii, gdzie uczęszczała do katolickich szkół.
Madonna ve ailesi Katolik inancındandır.Salma jak i jej rodzina są wyznania katolickiego.
Özel bir Katolik okulu olan St. Edward's School, Cheltenham'da okudu.Uczęszczała do prywatnej, katolickiej szkoły św. Edwarda w Cheltenham.
Bu kilise kuruluşunun görevi dünya çapinda Katolik misyonunun desteklenmesiydi.Jego zadaniem jest wspieranie działalności misyjnej w Kościele katolickim na całym świecie.
Büyükbabası Katoliklikten Lutheran mezhebine geçmişti.Pod wpływem męża przeszła z luteranizmu na katolicyzm.
Nüfusun üçte ikisi Protestan, üçte biri Katoliktir.Obecnie do Kościoła katolickiego należy około jedna czwarta mieszkańców, a co trzeci jest protestantem.
Mary bir Katolik iken, Jane bir Protestan idi.Franciszek był katolikiem, Joanna – protestantką.
Katolik Kilisesince aziz olarak kabul edilir ve 3 Kasım günü anılır.W Kościele katolickim uważany za świętego, wspominano go 10 maja.
Annesi katoliktir.Matka – katoliczką.
Katolik Kilisesi'nin reform edilmesi ile ilgili vaazlarına burada başlamıştır.W rzeczywistości zawarta została w nich myśl reformacji kościoła katolickiego.
Ortodoks kiliselerinde keşişlik, Katolik kilisesindeki gibi değildir.Cerkwie prawosławne nie są tak jurydyczne, jak Kościół katolicki.
Ölümünün hemen ardından Katolik Kilisesi tarafından aziz ilan edildi.Po śmierci została świętą Kościoła Katolickiego.
Roma Katolik yetiştirildi ve Katolik okuluna devam etti.Została wychowana w wyznaniu rzymskokatolickim i uczęszczała do katolickich szkół.
Portekiz nüfusunun büyük çoğunluğu Katoliktir.Portugalczycy w przeważającej większości są katolikami.
Katoliklerin de %54'ünün çok az kiliseye gittiği veya hiç gitmediği bulunmuştur.58% Hiszpanów zdeklarowało, że nigdy nie chodzi do kościoła.
Ayrıca Roma Katolik Kilisesi ile yakın bağlantıya sahiptir.W swoim działaniu pozostaje w pełnej łączności z Kościołem Rzymsko-Katolickim.
Leuven Katolik Üniversitesi'ndeki Pierre Verbaeten tarafından işletilmiştir.Wcześniej domeną administrował Pierre Verbaeten z Katholieke Universiteit Leuven.
Ancak Katolik Merkez Partisi ile bir anlaşma sağlanamadı.Nie udało się doprowadzić do połączenia z katolicką partią Adsao.
Kendisi aslında bir Katolik papazıydı.Był początkowo księdzem katolickim.
Ailesi dindar olmasa da kendi isteğiyle 12 yaşında Katolik olarak vaftiz oldu.Będąc pod wpływem religii katolickiej swej matki przyjął chrzest w wieku dwunastu lat.
Katolik Kilisesi’nin 20. ekümenik konsilidir.Katechizm Kościoła Katolickiego nr 2820.
İkisi de Jansenizm denen bölücü bir katolik grubun savunucusu olan Jean Guillebert’in takipçisiydi.Obaj mężczyźni byli zwolennikami Jeana Guilleberta, orędownika odłamu chrześcijaństwa zwanego jansenizmem.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.Katolicy dominują na południu i zachodzie kraju, a protestanci na północy i w centrum.
Daha sonraki yıllarda Katolik oldu.W późniejszych latach konwertował na katolicyzm.
Doğu Timor Güneydoğu Asya'nın Katolik çoğunluklu nüfusuna sahip 2 devletinden biridir.Timor jednym z dwóch krajów katolickich.
1385'te Vytautas Polonya ile Kreva Birliği'ne katıldı ve 1386'da yeniden Katolik töreniyle vaftiz oldu.W roku 1385 Jagiełło podpisał z Polską Unię w Krewie, a w roku 1386 został wybrany na króla Polski.
Arnavutlar arasında da Katolik vardır.Ilu jest katolików w Brazylii?
Üç yerli Protestan kadınlar Katolik çoğunluğundan yakılarak öldürülmüş.Autor twierdzi, że protestanci zabili więcej Indian niż katolicy.
Katolik kilisesi tarafından aziz ilan edilmişlerdir.Został uznany za świętego przez Kościół Katolicki.
1972'de bir referandum ile Roma Katolik Kilisesi'nin devlet üzerindeki etkisi ortadan kaldırıldı.W wyniku referendum 1972 usunięto z konstytucji zapis o szczególnym statusie Kościoła katolickiego.
İrlandalı katolik bir ailede dünyaya geldi.Urodził się w irlandzkiej katolickiej rodzinie.
Geri kalanlar da genellikle Katolik ya da Metodist kiliselerin üyesidir.Tradycyjnie są wyznawcami katolicyzmu lub luteranami.
Cusack, Katolik Hristiyan'dır.Gajadhur: Jestem katolikiem.
La Rochelle Kuşatması Fransa'da Katolikler ile Protestanlar arasındaki gerginliğin doruk noktası olmuştur.Upadek La Rochelle było głównym ciosem wymierzonym w protestantów.
Katolik Avusturyalılar kendi yönetimleri altındaki Protestan Macarları Katolikleştirme siyaseti güdüyorlardı.Przykładem jest krytyka katolików przez protestanckich przywódców w trakcie reformacji.
İkisi de katolikti.Wszyscy byli katolikami.
En yaygın mezhep, Katoliktir.Jest to najczęstsza interpretacja katolicka.
Portekizce konuşulan São Paulo'da halkın büyük bölümü Katolik'tir.We Włoszech odsetek osób deklarujących się jako katolicy jest duży.
Babası da bir Katolik olduğu için, buna inanılabilirdi.Ojciec prawdopodobnie był katolikiem, przychylnym jednak temu wyznaniu.
Michele'in annesi İtalyan asıllı Amerikalı ve Katolik, babası ise İspanyol Sefarad kökenlidir.Peter jest Amerykaninem irlandzkiego pochodzenia, a także katolikiem.
Şehirde çok sayıda Ortodoks ve Katolik kilisesi ile cami bulunmaktadır.W mieście tym zetknął się pierwszy raz z ideą unii Kościołów katolickiego i prawosławnego.
Kent halkı Almanca konuşur ve çoğunluğu Katoliktir.De flesta invånarna talar tyska och är katoliker.
Hollande katolik olarak yetiştirilmiştir.Hollande är uppfostrad katolik.
Katolik Kilisesi'nin gücü azaldı.Även katolska kyrkans inflytande reducerades avsevärt.
Birleşik Krallık'ın kurulmasındaki bir amaç İrlandalı Katoliklerin dinî özgürlüklerinin tanınmasıydı.En viktig fråga för den nybildade staten var den om de irländska katolikernas emancipation.
İmparator da hep Katolik'ti.Hittills har varje ambassadör varit katolik.
İkinci Vatikan Konsili Katolik Kilisesi için büyük bir değişiklik hatta devrim ortaya çıkarmıştır.Andra Vatikankonciliet skapade samtidigt debatt om huruvida katolska kyrkans doktriner ändrats.
Katolik kilisesi tarafından aziz ilan edilmişlerdir.Han är saligförklarad av katolska kyrkan.
Bu dönemde Katolik inanca dönmüştür.Hon konverterade till katolicismen vid denna tid.
Pöttering, Bad Iburg'da yaşamaktadır, katoliktir, evli ve iki erkek çocuk sahibidir.Pöttering bor i Bad Iburg vid Osnabrück, är katolik och har två söner.
13 Nisan - Guy Fawkes veya diğer bilinen adıyla Guido Fawkes, Katolik bir İngiliz askeriydi.13 april – Guy Fawkes, brittisk katolsk konspiratör.
Leuven'de doğan Poullet, Leuven Katolik Üniversitesinde hukuk okudu ve daha sonra üniversitede profesör oldu.Poullet studerade juridik vid Katolska universitetet i Leuven och var senare professor vid universitetet.