kat ile cümle

kat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Mary Kate hakkında ahlaksız söylentiler yaydı.Mary spread vicious rumors about Kate.
Sen hastanenin ikinci katında koridordaydın.You were in the corridor on the second floor of the hospital.
Biz buna nasıl katlanabiliriz?How can we put up with that?
Katı bir şekilde diyeti uyguladım.I followed the diet strictly.
Tom pek çok şeye katlandı.Tom has endured a lot.
Biz yeterince uzun katlandık.We've endured for long enough.
Eğer Tom için sakıncası yoksa, öğle yemeği için ona katılmak istiyorum.If Tom doesn't mind, I'd like to join him for lunch.
Tom'un ebeveynlerinin bodrum katında bir barı var.Tom's parents have a bar in their basement.
Dün geziye katıldın mı?Did you take part in the excursion yesterday?
Telafuzu katlettiğim için beni affet.Please forgive me for butchering the pronunciation.
Katot ışınları elektron ışınlarıdır.Cathode rays are beams of electrons.
Bu tür ağrıya katlanamıyorum.I can't bear this kind of pain.
Hemşire hastayı hastanenin üst katına taşıdı.The nurse moved the patient to the top floor of the hospital.
Başkaları hakkında her zaman kötü konuşan insanlara katlanamam.I can't stand people who always speak ill of others.
Her şeyi kaybetmeye katlanıyorsunuz.You stand to lose everything.
O artık buna katlanamaz.He can't stand it anymore.
Birçok kişi Tom'un cenaze törenine katıldı.Many people attended Tom's funeral.
Erkek kardeşim başından beri ona katlanamadı.My brother couldn't stand her from the very beginning.
Benim ülkemde insanlar kendilerinden daha zeki olan kişilere katlanamazlar.In my country, people can't stand others who are more intelligent than they are.
Sanırım onlar en azından iki kat daha uzun olmalı.I think they must be at least twice as long.
Tepelik arazide yer alan katedral uzun bir mesafeden görülebilir.Situated on hilly terrain, the cathedral can be seen from a long distance.
Hastanenin ikinci katında koridordaydım.I was in the hallway on the second floor of the hospital.
İnsanlık için katkıları geride bırakmak istiyorum.I want to leave behind contributions to humanity.
Dostluk sevinci ikiye katlar ve üzüntüyü yarıda keser.Friendship redoubles joy and cuts grief in half.
Siz kutlamaya katılacak mısınız?Will you be participating in the celebration?
Tom yerel bir bisiklet yarışına katıldı.Tom took part in a local bike race.
Memurların sayısı geçen yıl iki katına çıktı.The number of officials doubled last year.
Ağlayan çocuklara katlanamam.I can't stand children crying.
O hangi katta yaşıyor?What floor does he live on?
Kaç kişi katılıyor?How many people are involved?
Toplantıya katılmanız gereklidir.It is necessary that you attend the meeting.
Benim ülkemde insanlar kendilerinden daha zeki olanlara katlanamazlar.In my country people cannot stand those who are more intelligent than they are.
Stres bir katil.Stress is a killer.
Bir kitleye katılmak zorundayım.I have to attend mass.
Bu farklı bir kategoridir.This is a different category.
Üst kata gittin mi?Did you go upstairs?
Bu sabah kalın bir don katmanı vardı.This morning there was a thick layer of frost.
Tom Udmurtçada bir başlayanlar kursuna katılacak.Tom will join a beginners course in Udmurt.
Yüz elli kişi maratona katıldı.A hundred and fifty people took part in a marathon.
Tom araştırmaya katıldı.Tom took part in the search.
Ben can sıkıcı zengin insanlara katlanamam.I can't stand annoying rich people.
O durmaksızın üç saat konuştu. O katlanılmaz.He talked for three hours non-stop. He's unbearable.
O, repertuvarına fıkra kattı.He incorporated the joke into his repertoire.
Tom senin partiye katılabileceğini umuyor.Tom hopes you're able to attend the party.
Tom sana katılabilir mi?Can Tom join you?
Ben listeye katıldım.I joined the list.
Bu öğleden sonra katılmak zorunda olduğum önemli bir toplantım var.I have an important meeting I have to attend this afternoon.
Tüm katılımcılar bir tişört alacak.All participants will receive a T-shirt.
Tüm katılımcılar kayıtlı olmalı.All participants must be registered.
Yangının bu kata da ulaştığını duvardaki kurumdan görebilirsiniz.You can see from the soot on the walls that the fire reached this floor as well.
Ona katlanamadığımı biliyorsun.You know I can't stand him.
Ben onların planına katılıyorum.I agree with their plan.
O bir katır kadar inatçı.He's as stubborn as a mule.
Onu projeye katılmaktan vazgeçirmeye çalıştım.I tried to dissuade him from participating in the project.
Katoliklik, reenkarnasyon fikrini reddeder.Catholicism repudiates the idea of reincarnation.
O, toplantıya katılmaya çekindi.He hesitated to take part in the reunion.
Mary Tom'un bir katil olduğunu düşünüyor.Mary thinks that Tom is a murderer.
Keşke bunu kati olarak söyleyebilsem.I wish I could say for sure.
Bize katılmak istersen bize bildir.Let us know if you'd like to join us.
Ben bir sürü olaylara katılırım.I attend a lot of events.

İlgili Sayfalar