kat ile cümle
kat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Siz bayanlar size katılabilir miyim?Would you ladies mind if we join you?
Tom yaralanmadan ikinci kat penceresinden atladı.Tom jumped out of a second-story window without getting hurt.
Spekülasyona katılmayacağım.I won't participate in speculation.
Yirmi kat aşağıya gitmek istiyorsan bir asansöre ihtiyacın var.You need an elevator if you want to go down twenty storeys.
Katlanır sandalyelere oturduk ve dağa baktık.We sat in lawn chairs and stared at the mountain.
Şehrin 1940'larda yapılmış çok katlı yapıları çökme tehlikesindeler.The city's multi-story buildings built in the 1940's are in danger of collapse.
Kathleen bir aktristir.Kathleen is an actress.
Kathleen lineer cebir çalışıyor.Kathleen is studying linear algebra.
Buna nasıl katlanıyorsun?How do you put up with it?
O hesaba katmak için çok fazla.That's a lot to consider.
Bize yardım etmenin en iyi yolu kendi dilinizde katkıda bulunmaktır.The best way to help us is to contribute in your own native language.
Partiye seninle katılmak istiyorum.I want to party with you.
Tom'un modası geçmiş fıkralarına nasıl katlanabiliyorsun?How can you put up with Tom's corny jokes?
O, soğukkanlı bir katildi.He was a stone-cold killer.
Yalnız olduğun için mi katısın? Yoksa katı olduğun için mi yalnızsın?Are you bitter because you're lonely, or lonely because you're bitter?
Tom'un bir katil olduğuna inanmıyorum.I don't believe that Tom is a murderer.
Tom'un katil olduğuna inanmam.I don't believe that Tom is the murderer.
O, kahvesine şeker kattı.He added sugar to his coffee.
Bunu benim için üst kata taşıyabilir misin?Would you carry this upstairs for me?
Daha ne kadar katlanabileceğimi bilmiyorum.I don't know how much more I can stand.
Tom herkese toplantıya katılmayı planlamadığını söylüyor.Tom has been telling everyone that he doesn't plan to attend the meeting.
Tom bu öğleden sonraki toplantıya katılmaya çalışacak.Tom is going to try to attend this afternoon's meeting.
Gerçekten o toplantıya katılmamız gerektiğini sanmıyorum.I don't think we really need to attend that meeting.
Akşam yemeği için size katılacağım.I'll join you for dinner.
Buna daha ne kadar katlanacağımı bilmiyorum.I don't know how much longer I stand this.
Buna daha ne kadar katlanabileceğimi bilmiyorum.I don't know how much longer I can stand this.
Size katılmaktan memnun olurum.I'd be delighted to join you.
Tom toplantıya katılabileceğini düşünüyor mu?Does Tom think he'll be able to attend the meeting?
Bunu benim için ikinci kata kadar taşır mısın?Would you carry this up to the second floor for me?
Tom, çocukken katatonik olarak utangaçtı.Tom was catatonically shy as a child.
Yapabilirsem toplantıya katılacağım.I'll attend the meeting if I possibly can.
Toplantıya katılmak istiyorum ama korkarım olanaksız.I would attend the meeting but I'm afraid it's impossible.
Tom benim yerime bugünkü toplantıya katılacak.Tom will attend today's meeting instead of me.
Pek katıldığım söylenemez.I'm not completely in accord.
Mary, Kate'le dedikodu yapıyordu.Mary is gossiping with Kate.
Hükümet, katılımcı olmalıdır.Government should be participatory.
Konsere katılamadığına pişman oldu.She regretted not being able to attend the concert.
Affedersiniz, size katılabilir miyim?Excuse me, can I join you?
Mary'nin Kate'ten daha az arkadaşı var.Mary has fewer friends than Kate.
O, dört ödül kategorisinde aday.He is a nominee in four award categories.
O, kağıtları katladı ve masanın üzerine attı.He folded the papers and threw them onto the table.
Sana katılıyorum, o yüzden bu kadar kavgacı olmaya gerek yok.I agree with you, so there's no need to be so argumentative.
Görüşüne tamamen katılıyorum.I fully agree with your point of view.
O asla herhangi bir toplantıya katılmaz.He never participates in any get-togethers.
O asla toplantılara katılmaz.He never participates in any reunions.
Asya Avrupa'dan dört kat daha büyük.Asia is four times larger than Europe.
Tom silahlı kuvvetlere katıldı.Tom has joined the army.
Ken kağıdı ikiye katladı.Ken folded the sheet in half.
Buz, katı haldeki sudur.Ice is water in solid form.
Neden ona katılmak istemedi?Why didn't she want to join him?
Ne kadar hoşgörüsüzlüğe katlanmaya hazırız?How much intolerance are we prepared to tolerate?
O benim üzerimdeki katta yaşıyor.He lives on the floor above mine.
Engelli insanlar acınmaya katlanamaz.Disabled people can't stand being pitied.
İnsanlar onlara acıdığında engelli insanlar buna katlanamaz.Disabled people can't stand it when people pity them.
Yürekten katılıyorum.I heartily agree.
Ben neredeyse katılmayacak pozisyonda değilim.I'm hardly in a position to disagree.
Tom'un katili hâlâ kaçak.Tom's killer is still at large.
Lütfen bana katlan.Please bear with me.
Katliamda hayatta kalan sadece Tom değildi.Tom wasn't the only survivor of the massacre.
Tom burada kat yöneticisidir.Tom is the floor manager here.