kat ile cümle
kat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bana katılır mısın?Will you join me?
Bana katılmalısın.You must join me.
O bire bin katıyor.She is making a mountain out of a molehill.
Onları nerede katlettin?Where did you slaughter them?
O bir online ankete katıldı.He participated in an online survey.
Bu çevrim içi ankete katılmak için size bazı kişisel bilgiler sorabiliriz.In order to participate in this online survey, we may ask you some personal information.
Maraton katılıyor musunuz?Do you participate in the marathon?
Onlara nerede katıldın?Where did you join them?
Neden öğle yemeği için bize katılmıyorsun?Why not join us for lunch?
Partiye kim katıldı?Who crashed the party?
Hiç bir katır sürdün mü?Have you ever ridden a mule?
Ben katlanamadım.I couldn't stand.
O, üst kata odasına gitti.She went upstairs to her room.
İki kat ödeyeceğim.I'll pay double.
Artık bu tür bir davranışa katlanmayacağım.I'm not going to tolerate this kind of behavior anymore.
Tom'un şarkı söyleme tarzına katlanamayan tek kişi ben değilim.I'm not the only one who can't stand the way Tom sings.
Ben katilim.I'm the killer.
Tom ve Mary bayrağı katladı.Tom and Mary folded up the flag.
Pazartesi günkü toplantıya katılmak zorunda kalmayabiliriz.We might not need to attend the meeting on Monday.
Tom Mary için mektubu tercüme etsede, o, tercümeyi okuma zahmetine katlanmadı.Even though Tom translated the letter for Mary, she didn't bother to read his translation.
Pek fazla kişi ziyafete katılacak gibi görünmüyor.It doesn't look like very many people will attend the banquet.
Bir işim çıktı, bu yüzden bugünkü toplantıya katılamam.Something's come up, so I can't attend today's meeting.
Lütfen alt kattaki banyoyu kullan.Please use the bathroom downstairs.
Hoşlansak da hoşlanmasak da o toplantıya katılmak zorundayız.Like it or not, we have to attend that meeting.
O benim fikrime katıldı.She agreed with my idea.
Filmin sonunda aşçı katil çıkmazsa ben ne olayım!I'll be damned, if by the end of the movie the chef doesn't turn out to be the killer.
Katılmıyor musunuz?Do you disagree?
Tom yalnız olmak istediğini söyledi ve sonra üst kata odasına gitti.Tom said that he wanted to be alone and then he went upstairs to his bedroom.
Katilleri kesinlikle bulmalıyız.We must absolutely find the assassins.
Artık buna katlanamam.I can't take this any longer.
O artık buna katlanamadı.He couldn't take it any longer.
Çok cömert katkıların için sana teşekkür etmek istiyorum.I'd like to thank you for your very generous contribution.
Size katılmak istiyorum.I'd like to join you.
Yardım etmek isterdim ama katılmam gereken önemli bir toplantım var.I'd like to help, but I've got an important meeting to attend.
Katı yumurtayı seviyorum.I love hard-boiled eggs.
O dindar bir Katolik.He's a devout Catholic.
Tatoeba'ya katkıda bulunmaya son ver. Sen bağımlısın.Stop contributing to Tatoeba. You're addicted.
Ona katılmam için ısrar etti.She insisted that I join her.
O ona katılmam için ısrar etti.He insisted that I join him.
Tom'un bunca yıldır Mary'ye nasıl katlandığını merak ediyorum.I wonder how Tom put up with Mary for so many years.
Ben buna katlanamam.I can't bear it.
Tom Mary'ye bakmaya katlanamıyor.Tom can't bear to look at Mary.
Buna katılamam.I can't disagree with that.
Biz bile Tom'un toplantıya katılacağından emin olamayız.We can't even be certain Tom will attend the meeting.
Tom'un bunca yıldır Mary'ye nasıl katlandığını hayal bile edemiyorum.I can't imagine how Tom has put up with Mary all these years.
Bebeklerin ağlamasına katlanamam.I can't stand babies crying.
Hastanelere katlanamam.I can't stand hospitals.
Artık buna katlanamıyorum. Şu müziği kapat. O beni çıldırtıyor.I can't stand it any longer. Turn that music off. It's driving me crazy.
Çocuklara katlanamam.I can't stand kids.
Yalancılara katlanamam.I can't stand liars.
Tom kaybetmeye katlanamaz.Tom can't stand losing.
Tom Mary'ye katlanamıyor ve o bunu biliyor.Tom can't stand Mary and she knows it.
Ben tahmin etmeye katlanamam.I can't stand the anticipation.
Bir arkadaş olarak Tom'u kaybetme düşüncesine katlanamam.I can't stand the thought of losing Tom as a friend.
Tom'a katlanamıyorum.I can't stand Tom.
Şirketimize katılmaya karar verdiğin için ne kadar mutlu olduğumu söyleyemem.I can't tell you how happy I am that you've decided to join our company.
Tom'un bu gece bize katılacağını düşündüm.I thought Tom was going to join us tonight.
Niçin bize katılmıyorsun?Why don't you join us?
Niçin bana katılmıyorsun?Why don't you join me?
Doktor maratona katılmama izin vermedi.The doctor wouldn't allow me to take part in the marathon.