katıyor ile cümle

katıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu onun konuşmasına renk katıyor.This adds color to his speech.
Onun sıcak kişiliği güzelliğine çekicilik katıyor.Her warm personality adds charm to her beauty.
Bu onun konuşma şekline renk katıyor.This adds color to the way he speaks.
O bire bin katıyor.She is making a mountain out of a molehill.
Sami'nin endişesi ailesine daha fazla stres katıyor.Sami's anxiety put more stress on his family.
Kahvene ne katıyorsun?What do you take in your coffee?
Mary her geçen yıl güzelliğine güzellik katıyor.Mary is getting prettier every year.
Bu sürüm Norton Internet Security 2010'da bulunan birçok yeni güvenlik özelliğini katıyor.This version adds many new security features found in Norton Internet Security 2010.
“Ölüm hayatta birçok şeye anlam katıyor."There are so many misunderstandings in life.
HDPE kendisini serigraf dekorasyona katıyor.HDPE lends itself to silk screen decoration.
İkinci türevi de denkleme katıyoruz, demek. -That means that we're now going to start involving the second derivative.
Bu da yapılan görüşmelere ciddilik katıyor.It enables that conversation to get serious.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.It mocks our pieties. It doubts our concern.
Normal stereoya göre o kadar katıyor ki.It's so involving compared to regular stereo.
Dolayısıyla, bu üretim faktörünü kendi sağlıyor ama buna biraz da girişimcilik katıyor. .His wages, he's also going to get $1,000 per year.
Gidiyor, gidiyor ve önüne çıkanı kendine katıyor!It goes and goes and engulfs!
Bu da zenginlik katıyor.That's actually making it very rich.
Küçük mavi morina manzaraya renk katıyor.Little blue cod swimming in for a dash of color.
O zaman bu üç vektörün açıklığı R3, çünkü hepsi yeni bir yön katıyor. -So the span of these three vectors right here, because they're all adding new directionality, is R3.
Earl, birliğe yeni üyeler katıyordu.Earl recruited new members.
0.5.3 güncellemesi ayrıca iki İngiliz uçak dalını da oyuna katıyor.The 0.5.3 update also introduces two branches of British planes.
Her yıl, o yıla başlarken elinizde olan değerin %10 fazlasını hesaba katıyorsunuz.Every year you get 10% of the money that you started off with that year.
Ama şu bir gerçek ki, o çevresindeki şeyleri kendi metabolizmasına katıyorBut it's metabolizing things around itself.
Çift katlı otobüsler Üsküp'e canlılık katıyorDouble decker buses help revive Skopje's flair
Bosna Hersek'teki Turizm Ajansları Haritalarına Bosna Herseği de KatıyorEntity Agencies Putting BiH on Tourist Map
Defne yaprağı hem renk hem de lezzet katıyor.A garnish of bay leaves adds both color and flavor.
Belki de yıllar, yaşanmışlık, insana başka şeyler katıyor."Puede tomar años, pero otras personas van a hacerlo.
Bu sürüm Norton Internet Security 2010'da bulunan birçok yeni güvenlik özelliğini katıyor.В Norton Internet Security 2012 появились новые возможности.
Belki de yıllar, yaşanmışlık, insana başka şeyler katıyor.Несмотря на возраст, Ким ещё может выкинуть какую-нибудь глупость.
Bu albümle grup, punk görüntülerinin yanında bir hard rock sound'u da katıyordu.På dessa inspelningar hittade gruppen sitt speciella drömska sound.
Burada güneşlenerek güzelliğine güzellik katıyor.Αλλά η ομορφιά λάμπει μέσα από αυτές.
Bu da ayrı bir karmaşıklık katıyordu duruma.逆に複雑になった点もあったし。
Burada güneşlenerek güzelliğine güzellik katıyor.난 내가 살아있을 때까지는 햇빛과 여름의 아름다움을 느끼고 싶어.
0.5.3 güncellemesi ayrıca iki İngiliz uçak dalını da oyuna katıyor.Además, la actualización 0.5.3 incorpora dos ramas de aviones británicos.
0.5.3 güncellemesi ayrıca iki İngiliz uçak dalını da oyuna katıyor.Das Update 0.5.3 führt zudem zwei Zweige für britische Flugzeuge ein.
0.5.3 güncellemesi ayrıca iki İngiliz uçak dalını da oyuna katıyor.La mise à jour 0.5.3 introduit également deux branches d'avions anglais.
0.5.3 güncellemesi ayrıca iki İngiliz uçak dalını da oyuna katıyor.V aktualizaci na verzi 0.5.3 budou představeny také dvě větve britských letadel.
0.5.3 güncellemesi ayrıca iki İngiliz uçak dalını da oyuna katıyor.W wersji 0.5.3. pojawią się również dwie nowe gałęzie brytyjskich samolotów.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Deride il nostro senso di pietà. Mette in dubbio le nostre preoccupazioni.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Elle se moque de nos croyances, elle remet en question nos convictions.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Es verspottet unsere Frömmigkeit. Es zweifelt an unser Sache.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Goza com a nossa piedade. Duvida da nossa preocupação.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Het bespot ons medeleven. Het betwijfelt onze zorg.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.우리의 경건한 마음을 조롱합니다. 우리의 관심을 의심합니다.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Kpi z naszej litości. Wątpi w naszą troskę.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Se pilkkaa meidän hurskauttamme. Se epäilee huoltamme.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Se ríe de nuestras piedades. Duda de nuestro interés.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Sfidează pietatea noastră. Se îndoieşte de preocuparea noastră.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Ειρωνεύεται την ευλάβειά μας. Αμφισβητεί το ενδιαφέρον μας.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Она осмеивает наши добродетельные поступки. Подвергает сомнению наши тревоги.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Присмива се на нашите добродетели, усъмнява се в нашата загриженост.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.מגחכים על הדבקות ומטילים ספק לגבי הדאגה שלנו.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.انها تسخر من معتقداتنا، تتشكك في إهتماماتنا.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.約束も果たされるとは思わない
Ama bunu da cam bölüme katıyorlar sanıyorum , çünkü bunun için ölçü vermemişler. -어쨌든 문제에서는 틀까지 포함해서 유리라고 했습니다 중간 나무틀에 대해서는
Ama bunu da cam bölüme katıyorlar sanıyorum , çünkü bunun için ölçü vermemişler. - -To není sklo, ale myslím, že to zahrnují do té skleněné části, protože k tomu nemáme žádné rozměry.
Ama bunu da cam bölüme katıyorlar sanıyorum , çünkü bunun için ölçü vermemişler. -انه ليس الزجاج، لكنني اعتقد انهم يشملونه مع قطعة الزجاج، لأنهم لم يعطونا اي
Ama şu bir gerçek ki, o çevresindeki şeyleri kendi metabolizmasına katıyorAber es baut Dinge um sich herum ab.
Ama şu bir gerçek ki, o çevresindeki şeyleri kendi metabolizmasına katıyorAle metabolizuje pobrane ze środowiska składniki.
Ama şu bir gerçek ki, o çevresindeki şeyleri kendi metabolizmasına katıyorAle probíhá tu látková výměna,
İlgili Sayfalar