kast ile cümle

kast kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Güzel görünüşünü kasten gizlediğini söylüyorsun.You are saying you intentionally hide your good looks?
Sana o izlenimi vermeyi kastetmemiştim.I didn't mean to give you that impression.
Neyi kastettiğini biliyorum.I know what you mean.
İşin gerçeğini kastetmek zorundayız.We have to get at the truth of the matter.
Ben onu orada giyinmeyi kastetmedim.I didn't mean to put that on there.
Çocuk kasten ayağıma bastı.The boy stepped on my foot on purpose.
Onun o sözlerle kastettiği şey sonunda kafama dank etti.What he meant by those words finally dawned on me.
İletişimle neyi kastediyorsun?What do you mean by communication?
Buraya gel! Seni kastediyorum.Come here! I mean you.
Bir şey söylüyor, başka bir şey kastediyor.He says one thing and means another.
Bunun bir ders kitabı olarak kullanılmasını kastettim.I meant it to be used as a textbook.
Söylediğimi kastettim.I meant what I said.
Onunla neyi kastettiğini kimse söyleyemedi.Nobody could tell what he meant by that.
Onu kasten yapması mümkün değil.It is not likely that he did it on purpose.
Onun ne kastettiğini anlamaya başladım.I began to see what he was getting at.
Gerçekten onun ne kastettiğini anlamak için yeterli aklı vardı.She had enough sense to understand what he really meant.
Sence, O onunla neyi kastetti?What do you think he meant by that?
Onun bunu kasten yaptığını fark ettim.It occurred to me that he had done it on purpose.
O kasten bir hata yaptı.He made a mistake on purpose.
O, camı kasten kırdı.He deliberately broke the glass.
Onun kastettiğini açıkça kavradı.He grasped her meaning clearly.
Onlardan hiçbiri onun ne kastettiğini anlayamadı.None of them could understand what she was implying.
Hangi doktoru kastettiğini bilmiyorum.I don't know which doctor she meant.
O, sokakta kasten beni görmezlikten geldi.She deliberately ignored me on the street.
O onun dikkatini çekmek için kasten mendilini düşürdü.She dropped her handkerchief on purpose to draw his attention.
Ben onu kasten yapmadım.I didn't do it on purpose.
Gerçekten onu mu kastediyorsun?Do you really mean that?
Kalp bir kastır.The heart is a muscle.
Sen başka bir şey kastettin.You alluded to something else.
Ona bir şey söylemediğini mi kastediyorsun?You mean you didn't tell him anything?
Tom bunu kasten yapmadı.Tom didn't do it on purpose.
Tom'un herhangi bir zarar kastettiğinden şüpheliyim.I doubt that Tom meant any harm.
Bunu kasten yapıyorsun!You're doing it on purpose!
Güzelliğini kasten sakladığını mı söylüyorsun?Are you saying you intentionally hide your good looks?
Ben Mary'yi kastediyorum.I am alluding to Mary.
Diyafram bir kastır.The diaphragm is a muscle.
Ben asla evliliği kastetmedim.I have never alluded to marriage.
Beni mi kastediyorsun?Do you mean me?
Bunu kastetmiyorsun, değil mi?You don't mean that, do you?
Kastettiğim bu değil.That isn't what I meant.
Tom onu kastetmiş olamaz.Tom can't mean that.
Bugünlerde yaşlı insanları kastetmek için "kıdemli vatandaş" terimini sıklıkla kullanırız.Nowadays, we often use the term "senior citizen" to refer to old people.
Tom'un onunla ne kastettiğini bana söylemesini istiyorum.I want Tom to tell me what he meant by that.
Söylediğim her sözü kastettiğimi bilmeni istiyorum.I want you to know that I meant every word I said.
Bunun olmasını kastetmediğimi Tom'un bilmesini istiyorum.I want Tom to know that I didn't mean for this to happen.
O hatayı kasten yaptın, değil mi?You made that mistake on purpose, didn't you?
Tom onu kastetti.Tom meant that.
Sonunda kastedileni anlayabildim.Finally I was able to get the meaning across.
Tom'u kastetmedim.I didn't mean Tom.
Ben kelimenin tam anlamıyla bunu kastetmedim.I didn't mean that literally.
Sanırım son zamanlarda burada olanları kastediyorsun.I assume you're referring to what happened here recently.
Onu kasten yaptım.I did it on purpose.
Onu kasten yapmayacağını biliyorum.I know you'd never do that intentionally.
Daha önce söylediğimi kastettim.I meant what I said before.
Gerçekten bunun olmasını kastetmedim.I really didn't mean for this to happen.
Tom ve Mary kasten birbirine kafa salladı.Tom and Mary nod at each other knowingly.
Seni kasten incitmek için bir şey söylemeyeceğimi biliyorsun.I would never say anything to intentionally hurt you, you know.
Vaktini boşa harcamanı kast etmedim.I didn't mean to waste your time.
Tom'un onunla neyi kastetmiş olduğunu merak ediyorum.I wonder what Tom meant by that.
Tom'un onunla neyi kastettiğini merak ediyorum.I wonder what Tom means by that.

İlgili Sayfalar