Bu eti bana satan kasap her zaman sevecendir.The butcher who sold me this beef is always friendly.
Bir kasap et ticareti yapar.A butcher deals in meat.
O, onu kasap dükkanında aldı.She bought it at the butcher's.
Kasaptan etteki tüm yağları kesmesini istedim.I asked the butcher to trim all the fat off of the meat.
Kasap eti kıydı.The butcher ground the meat.
Kasap etin çeşitli kesimlerini satar.The butcher shop sells assorted cuts of meat.
Fırıncı, kasap dükkanının yanında yer almaktadır.The bakery is located next to the butcher shop.
Bu sabah zaten kasap dükkânına gittim.I already went to the butcher's shop this morning.
O bir kasap.He's a butcher.
O bir cerrah değil, ama bir kasapHe's not a surgeon, but a butcher.
Biz kasaplarız.We're butchers.
Tom çekmeceden bir kasap bıçağı çıkardı.Tom took a butcher knife out of the drawer.
Kasap eti kesiyor.The butcher is cutting the meat.
Kasap eti tartıyor.The butcher is weighing the meat.
Kasap bir öküz leşinin kemiğini çıkarıyordu.The butcher was deboning a steer carcass.
Tom bir kasap.Tom is a butcher.
İki kasap arasındaki kalite farkları şaşırtıcıydı.The differences in quality between the two butchers was amazing.
Burası eskiden kasap dükkanı olarak kullanılıyordu.This used to be a butcher shop.
Burası eskiden kasap dükkanıydı.This used to be a butcher's shop.
Tom'un bir kasap olduğunu söylediğini düşündüm.I thought you said Tom was a butcher.
Hâlâ bir kasapsın, değil mi?You're still a butcher, aren't you?
Tom üç yıl boyunca Boston'da bir kasaptı.Tom was a butcher in Boston for three years.
Kasap dükkanı kapalıdır.The butcher shop is closed.
Tom bir kasap, değil mi?Tom is a butcher, isn't he?
Kasap bıçağı çekmecede.The butcher knife is in the drawer.
Ekmek fırını kasap dükkânına yakın.The bakery is near the butcher shop.
Grup ilk olarak eskiden bir kasap dükkânı olan Kirchner'in atölyesinde buluştu.The group met initially in Kirchner's first studio, which had previously been a butcher's shop.
1786 yılında Richard Wall, Londra'daki St James's Market'te bir kasap kulübesi açtı.In 1786, Richard Wall opened a butcher's stall in St James's Market, London.
Örme zincir, kasaplar için et paketleme teçhizatına karşı koruma giysisi olarak kullanılır.Mail is used as protective clothing for butchers against meat-packing equipment.
Klein onu kasap dükkânına götürdü.He was employed at a butcher's shop.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.After a serious battle, Robot dad wins and is pleased; he looks at misae.
Kasap dükkanındaki işime geri döneceğim.I'll go back to working at the butcher's shop.
Kasaplık koyuna çevirdin bizi, Ulusların arasına dağıttın.You have made us like sheep for food, and have scattered us among the nations.
Senin uğruna her gün öldürülüyoruz, Kasaplık koyun sayılıyoruz.Yes, for your sake we are killed all day long. We are regarded as sheep for the slaughter.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Whatever is sold in the butcher shop, eat, asking no question for the sake of conscience,
Kasapolli bu spor hakkında, "Kosova eski Yugoslavya'da beş yıl art arda şampiyon oldu." diyor."Kosovo was a champion in [the former] Yugoslavia for five consecutive years," he says of the sport.
Gardiyanlardan Petar Brzica'nın 1.360 mahkumun boğazını kasap bıçağıyla kestiği bildirildi.Petar Brzica, one of the guards reportedly cut the throats of 1,360 prisoners with a butcher knife.
Gencay Kasapçı (1933–2017) fresk, cam sanatı ve mozaik alanlarında uzmanlaşmış ressam.Gencay Kasapçı (1933–2017) painter who specialized in fresco, glass art and mosaic.
H. habilis, Oldowan taş alet endüstrisini üretti ve esas olarak kasaplık aletlerini kullandı.H. habilis manufactured the Oldowan stone tool industry and mainly used tools in butchering.
Kasap eti alışılmadık bir lükstü.Butcher's meat was an uncommon luxury.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Buddha: Ich kenne das Leiden wohl, ich sehe das Leiden wohl, Kassapa.
Müslümanlar genellikle kasaplarda çalışmaktadır.Kopfschlächter arbeiten meist auf Schlachthöfen.
Klein onu kasap dükkânına götürdü.Das Restgut übernahm Karl zum Winkel.
Grup ilk olarak eskiden bir kasap dükkânı olan Kirchner'in atölyesinde buluştu.Celui-ci se réunissait dans le premier studio de Kirchner, une ancienne boutique de boucher.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Le butane se condense, suivi du propane.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.El torero, quien da capotazos y persigue al toro.
Kasap (2000) adlı film ile çıkış yaptı.Debutó en el cine con Animal Room (1995).
Kasap filmi Avustralya'da mali ve eleştirel açıdan başarılı oldu.El cine de Australia ha alcanzado éxito comercial y crítico.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Esistono giusti che soffrono e crudelmente, testimonia Giobbe.
Bir kasap et ticareti yapar.Мясник торгует мясом.
Ağıttan bir bölüm; Bu ne haldır, Kasap Misak?Ты знаешь, что это такое, Мак, — хорёк в курятнике?..
Buda: Böyle konuşmamalısın Kasapsa.Эми: Не говори такое, Лумина!
Gençliğinde bir kasap ve otel görevlisi olarak çalıştı.В юности работала барменшей и буфетчицей.
Büyük çiftlikler, İngiliz kasaplarının dondurulmuş et gereksinimlerini karşılamaya başladı.Погреба боеприпаса получили традиционную для британских тяжёлых крейсеров коробчатую защиту солидной толщины.
Kasap filmi Avustralya'da mali ve eleştirel açıdan başarılı oldu.نجح فيلم الجزار في أستراليا ماليا ونقديا.
Buda: Böyle de sormamalısın Kasapsa.Fucker: Não podemos fazer isso, Sucker.
Grup ilk olarak eskiden bir kasap dükkânı olan Kirchner'in atölyesinde buluştu.Reuniam-se inicialmente no primeiro estudo de Kirchner, que previamente fora um açougue.
2002 yılında Işıl Kasapoğlu önderliğinde kuruldu.General, assumiu o comando da empresa em 2002.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Puk ziet dit en denkt dat het Poppedijn is.
Yaz-kış fırın ve kasapları açıktır.Zimowe Pogotowie Harcerek i Harcerzy.