Eğer istersen sana kasabayı gezdirebilirim.I can show you around town if you'd like me to.
Eğer isterseniz size kasabayı gezdirebilirim.I can show you around town if you want me to.
Tom bir süre kasabanın dışında olacak.Tom is going to be out of town for a while.
Tom, önümüzdeki hafta kasaba dışında olacak.Tom is going to be out of town next week.
Tom bütün hafta kasabanın dışında olacak.Tom is going to be out of town all week.
Tom Mary'ye kasabayı gezdirdi.Tom showed Mary around town.
Bu hangi kasaba?What town is this?
Tom, kasabanın en popüler restoranlarından birinde çalışıyordu.Tom worked at one of the most popular restaurants in town.
Tom, kasabada en popüler restoranlarından birinde çalışıyor.Tom works at one of the most popular restaurants in town.
Tom, Boston'dan uzakta olmayan küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town not far from Boston.
Tom kasabadan çıkmak istedi.Tom wanted to get out of town.
Tom kasabaya geri gidiyor.Tom is heading back to town.
Bu, Tom'un ve benim doğduğum kasaba.This is the town where Tom and I were born.
Tom buradan yaklaşık üç yüz kilometre uzakta küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town about three hundred kilometers from here.
Sami hareketli bir üniversite kasabasında büyüdü.Sami grew up in a vibrant college town.
Sami yakındaki bir kasabada yaşıyordu.Sami lived in a nearby town.
Sami, Louisiana'da bir bayou kasabasında yaşıyordu.Sami lived in a bayou town in Louisiana.
Tom kasabanın kenarındaki bir evde yaşıyor.Tom lives in a house on the edge of town.
Sami küçük bir Kanada kasabasında yaşıyor.Sami lives in a small Canadian town.
"Bu kasabayı beğeniyor musun?" "Hayır, ondan nefret ediyorum.""Do you like this town?" "No, I hate it."
Sami kasabada, neler olduğunu bilen tek kişiydi.Sami was the only one in town who knew what was going on.
Sami küçük bir kasabanın sessizliğini seviyordu.Sami loved the quiet of a small town.
Sami bu uykulu kasabanın eteklerinde yaşıyordu.Sami lived in the outskirts of this sleepy town.
Sami bu hareketsiz kasabanın dışında yaşıyordu.Sami lived in the outskirts of this sleepy town.
Yaşadığım kasaba çok sessiz ve bir köye benziyor.The town where I live is very quiet and resembles a village.
Sami çok küçük bir kasabada yaşıyor.Sami lives in a very small town.
Tom'un kız kardeşi kasabadaki en güzel kız.Tom's sister is the prettiest girl in town.
Sami, Saint Augustine adlı küçük bir Florida kasabasında büyüdü.Sami grew up in a small Florida town called Saint Augustine.
Tom kasabada, değil mi?Tom is in town, isn't he?
Tom kasabada yeni, değil mi?Tom is new in town, isn't he?
Tom kasabaya döndü, değil mi?Tom is back in town, isn't he?
Büyük bir şehirde mi yoksa küçük bir kasabada mı yaşamayı tercih edersiniz?Would you rather live in a big city or a small town?
Tom ve Mary kasabada yeni.Tom and Mary are new in town.
Hiç küçük bir kasabada yaşadın mı?Have you ever lived in a small town?
Bu kasabada yapılacak herhangi bir şey var mı?Is there anything to do in this town?
Kasaba turist dolu.The town is full of tourists.
Sami kasabadaki tek Müslüman'dı.Sami was the only Muslim in town.
Kasabada mı çalışıyorsun?Do you work in a town?
Kasaba köyden yaklaşık on beş kilometre uzaklıktadır.The town is nearly fifteen kilometres from the village.
Fırın kasaba yakın.The bakery is near the butcher shop.
Bu kasabada "çok fazla" Müslüman bulunduğundan şikayet ediyorlar.They are complaining that there are "too many" Muslims in this town.
Almanya'daki Nördlingen kasabası bir meteor krateri üzerine kurulmuştur.The German town Nördlingen was built in a meteor crater.
Kasabadaki tek Müslüman oydu.He was the only Muslim in town.
Kasabanın en ucuz manavı bu.This is the cheapest greengrocer in town.
William, Kuzey Cezayir'de nispeten dostça bir kasabada yaşıyordu.William lived in a relatively friendly town in northern Algeria.
Robert kasabaya geçen ay taşındı.Robert moved to town last month.
Karl, Alabama'daki küçük bir kasabada bulunan bir Walmart'ta çalışıyor.Karl works at a Walmart in a small town in Alabama.
Birçok kasaba ismi "-ingen" ile biter.Many town names end in -ingen.
"İnin bir kasabaya; istediğiniz sizin olacaktır."Go ye down to any town, and ye shall find what ye want!"
Sonraları kasaba tekrar büyüdü ve 2012 yılında 309.050 nüfusuna ulaşmıştı.Today the town has grown again and had reached 309,050 inhabitants in 2012.
Türk kaynakları ise Manisa kasabasında 4.355 kişinin öldüğünü iddia ediyor.Turkish sources claim that 4355 people died in the town of Manisa.
"Tomsk çok sıkıcı bir kasaba.Tomsk is a very dull town.
Trablusşam'ın dışında bir kasaba olan Arqa'nın kuşatması Raymond'ın beklediğinden daha uzun sürdü.The siege of Arqa, a town outside Tripoli, lasted longer than Raymond had hoped.
Kasabadaki Alman eski varlığının işaretleri özel bir komite tarafından ortadan kaldırıldı.Signs of the former German presence in the town were obliterated by a special committee.
Dizel motor sesi bir 24 saatlik bir gün olarak bu küçük kasaba atmosferini doldurur.The sound of diesel engines fills the atmosphere of this small town on a 24-hr a day basis.
Kasaba halkı, üç çocuk dahil, dehşete düşer ve Bart, yaptığından pişman olur.The town's residents, including the three boys, are horrified and Bart regrets his actions.
İsviçre'nin ilk turist bürosu da aynı yıl bu kasabada kurulur.The first tourist office in Switzerland was established the same year in the village.
15 Ekim 1958 günü, gerillalar Las Villas kasabasına yaklaşır.On October 15, 1958, the guerrillas approach the town of Las Villas.
Csaba ile birlikte, diğer sekiz kasaba şimdiki yerde bulunuyordu.Besides Csaba, eight other villages stood where now the town stands.
Sonunda, Kasaba bir anonim topluluk haline geldi ve yönetimin sivil sorumlulukları sona erdi.Finally, the town became an incorporated community and the director's civic responsibilities ended.