Ben bu küçük kasabada büyüdüm.I grew up in this small town.
Kasabanın her yerini biliyorum.I know every inch of the town.
Kasabaya, iyi bir restoran aramaya gittim.I went into the town in search of a good restaurant.
Uzun süredir kasabayı ilk kez ziyaret ettim.I visited the town for the first time in a long time.
Tatilde kasabanın dışındaydım.I was out of town on vacation.
Ben bir görev için kasaba dışındaydım.I was out of town on an assignment.
Küçük bir kasabada yaşıyorum.I live in a small town.
Kasadan parayı çaldığı için çocuğu bağışladım.I forgave the boy for stealing the money from the safe.
Ben bir kasabada yaşıyorum ama anne ve babam köyde yaşıyorlar.I live in a town, but my parents live in the country.
Kasabada yapacak bir işim var.I have an errand to do in town.
Kasabanın bu kısmına aşinayım.I am familiar with this part of town.
Kasabaya doğru yürüyordum.I was walking in the direction of the town.
Kasabamız bu hafta iki kez bombalandı.Our town was bombed twice this week.
Kasabadaki en güzel kızla evleniyorum.I am getting married to the most beautiful girl in town.
Çevreleyen tepeler kasabayı korudu.The surrounding hills protected the town.
Tüm evraklar bantlandı ve kasada muhafaza edildi.All the papers were taped up and kept in the safe.
Akşam yemeğinden sonra arabamda kasabanın etrafında kısa bir gezinti yaptık.After dinner, we took a spin around town in my car.
Kasabanın kenarında yeni bir alışveriş merkezi açıldı.A new shopping mall opened on the edge of town.
Yeni köprü köylülerin kasabaya gitmesini kolaylaştırdı.The new bridge made it easy for the villagers to go to town.
Gazetelere göre, kasabada büyük bir yangın vardı.According to the papers, there was a big fire in the town.
Geçen ay kasabada ölümlerden 20 fazla doğumlar vardı.There were 20 more births than deaths in the town last month.
Bir nehir kasabayı bölüyor.A river divides the town.
Nehir kasabadan geçiyor.The river runs through the town.
Büyükannem bu kasabada en yaşlıdır.My grandmother is the oldest in this town.
Kasabada ayaklarımın beni götürdüğü yerde dolaştım.I walked around town wherever my feet led me.
Kasan var mı?Do you have safety deposit boxes?
Büyük bir ateş bütün kasabayı kül haline getirdi.The big fire reduced the whole town to ashes.
Haritamda kasabanın konumuna bakacağım.I'll look up the location of the town on my map.
Ben kasabayı harita üzerinde belirledim.I located the town on a map.
Bugün kasabalar çok kalabalık.Towns are very crowded today.
Kasabadaki en eski sinema salonu şu an yıkılıyor.The oldest movie theater in town is being pulled down now.
Lütfen kasabadayken beni ziyaret et.Please look in on me when you're in town.
Kasabadaki tüm evler boştu.All the houses in town were empty.
Kasabadaki insanlar ona yardım etmek için geldi.People in the town came to help him.
Kasaba halkı kaçakçıların ne olduğunu hakkında şaşılacak derecede toydu.The townspeople were astonishingly naive about what the smugglers were.
Kasaba halkı deprem tarafından korkutuldu.The townsfolk were frightened by the earthquake.
Kasaba halkı merakla bana baktı.The townspeople looked curiously at me.
Kasaba su ikmali ağır yağışlar tarafından ciddi şekilde engellendi.The town water supply was seriously obstructed by heavy rainfalls.
Kasaba son iki yıl içinde çok değişti.The town has altered a lot in the last two years.
Kasaba o zamandan beri çok değişti.The town has changed a great deal since then.
Kasaba mekandan 3 mil.The town is 3 miles from the place.
Tüm kasaba yangın tarafından harap edildi.All of the town was destroyed by a fire.
Kasaba etkinlikle uğulduyordu.The town was humming with activity.
Kasaba fabrikalar ve konutlar için ayrıldı.The town was zoned for factories and residences.
Kasaba fırtınadan sonra sel tarafından tahrip edildi.The town was destroyed by the flood after the storm.
Bütün kasaba ziyaretçiye içten bir karşılama yaptı.The whole town accorded a hearty welcome to the visitor.
Kendi kasabamızı temiz tutmak bizim görevimizdir.It is our duty to keep our town clean.
Sana kasabayı gezdireceğim.I'll show you around the town.
Bütün kasaba çok temizdi.The whole town was very clean.
Tüm kasaba su altındaydı.The entire town was under water.
Bütün kasaba patlatıldı.The whole town was blown out.
Kasabadaki her yerde hava karanlık oluyor.Everywhere in town it's getting dark.
Bütün kasaba bir kargaşa içindeydi.The whole town was in a ferment.
Bütün kasaba onun hakkında biliyor.The whole town knows about it.
Kasaba halkı kalın biftek yemekten hoşlanır.The townspeople like to eat thick steaks.
Düşman kasabaya saldırdı.The enemy attacked the town.
İki kasaba bir nehirle ayrılır.The two towns are separated by a river.
Bir kasap et ticareti yapar.A butcher deals in meat.
Onun kasabayı aniden terk etmesinin nedeni hala bir sır.It is still a mystery why he suddenly left the town.
Yaşadığı yer kasabadan uzaktır.The place where he lives is far from town.