Tom kasayı açtı.Tom unlocked the safe.
Ben bir kase ve bir kaşık kullanıyorum.I'm using a bowl and a spoon.
Kaslar yüzlerce ince liften yapılmıştır.Muscles are made of hundreds of thin fibers.
Tom, bir kaseye biraz pirinç koydu.Tom put some rice in a bowl.
Tom bir kasını incitti.Tom pulled a muscle.
Tom kasiyere ödedi.Tom paid the cashier.
Kasaba güzel.The town is beautiful.
Ben güzel kasabayı seviyorum.I love the beautiful town.
Onun sadece bir kaska ihtiyacı var.He just needs a helmet.
Kasabaya gelecek misin?Will you come to town?
Küçük bir köy, iki kasaba arasında yer alır.A little village is situated in between both towns.
Kasaba kilisesi tamamen yeniden yapıldı.The town church has been completely redone.
Birkaç günlüğüne kasabanın dışında olacağım.I'll be out of town for a few days.
Çorba için derin bir kasen var mı?Do you have a deep bowl for soup?
Kaskını giysen iyi olur.You had better put on your crash helmet.
Bu kamerada kaset yok.There's no tape in this camera.
Ucube gösteri kasabaya geldi!The freak show came to town!
Bu kasabada kimseyi tanımıyorum.I don't know anybody in this town.
Kasabada değil misiniz?Aren't you in town?
Birkaç günlüğüne kasabadan ayrılıyorum.I'm leaving town for a few days.
Bunu kasten yapıyorsun!You're doing it on purpose!
Bana kaseti göster.Show me the tape.
Kasabadaki herkes onun adını biliyor.Everyone in town knows his name.
Kasabada en pahalı otelde kaldık.We stayed at the most expensive hotel in town.
Sen bir çocukken kasvetten korkardın.When you were a child you feared the gloom.
O kasılarak yürüyor.He is swaggering.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en sevdiğin küçük kasaba nedir?What's your favorite small town in the United States?
Kasaba terk edildi.The town was deserted.
Tom'un evi bir kasırga tarafından tahrip edildi.Tom's house was destroyed by a hurricane.
Bu bir betamax kasettir.This is a Betamax cassette.
Bu kasaba o kadar küçüktür ki herkesin ismini kolayca öğrenebilirsin.This town is so small that you can easily learn everyone's names.
Senin kasabanda çok insan yaşıyor mu?Do a lot of people live in your town?
Güzelliğini kasten sakladığını mı söylüyorsun?Are you saying you intentionally hide your good looks?
Motosiklet sürerken bir kask takmalısın.You should wear a helmet when riding a motorcycle.
Güzel eski bir orta çağ kasabasıdır!It's a beautiful old medieval town!
Bu güzel bir sahil kasabası.It's a nice seaside town.
Bu harika bir kasaba olacak.It will be a wonderful town.
Arka bahçedeki korkuluk kasırga sırasında devrildi.The scarecrow in the backyard fell over during the hurricane.
Bu kasabadan birçok büyük insan çıktı.Many great men came from this town.
Herkül'ün güçlü kasları vardı.Hercules had strong muscles.
Deep Blue, 1997 yılında satranç ustası Gary Kasparov'u yendi.Deep Blue beat chess grandmaster Gary Kasparov in 1997.
Ben senin evinin kasabanın aşağısında olduğunu düşündüm.I thought your house was downtown.
Her sabah bir kase tahıl yerim.I have a bowl of cereal every morning.
Katrina kasırgası New Orleans'ı perişan etti.Hurricane Katrina devastated New Orleans.
Katrina kasırgası New Orleans'ı harap etti.Hurricane Katrina devastated New Orleans.
Ladino Kursları 8 Kasım'dan itibaren.Courses in Ladino from the 8th of November.
Ben Mary'yi kastediyorum.I am alluding to Mary.
Diyafram bir kastır.The diaphragm is a muscle.
Tom'un hayali Fransa'nın güneyinde küçük bir kasabada yaşamak.Tom's dream is to live in a small town in the south of France.
Kasabada yeniyim.I'm new in town.
O kasabada yeni.She's new in town.
Ben ufak bir kasabada büyüdüm.I grew up in a small town.
Yerel çocuklar komşu bir kasabadan gelen rakip bir grupla kavga ettiler.The local boys got into a fight with a rival group from a neighboring town.
Ben asla evliliği kastetmedim.I have never alluded to marriage.
Kasayı kapatın.Close the safe.
Fırıncı, kasap dükkanının yanında yer almaktadır.The bakery is located next to the butcher shop.
"Kimin bıçakları bunlar?" "Onlar kasabın.""Whose knives are these?" "They are the butcher's."
Baldır kaslarındaki gece krampları özellikle acı vericidir.Night cramps in the calf muscles are particularly painful.
O, kasabadaki en şirin oğlan.He's the cutest boy in town.
O kasabanın en çekici kızı.She's the cutest girl in town.