Ana içeriğe geç
Sözlük

kas ile cümle

kas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Metal kase pahalıdır.The metal bowl is expensive.
Kağıt kase ucuzdur.The paper bowl is cheap.
Kasabaya sadece iki mil mesafede.It's just two miles to the town.
Kasırgadan dolayı okul kapalıydı.Because of the typhoon, the school was closed.
Lütfen VCR'a bir kaset koy ve kayıt butonuna bas.Please put a cassette in the VCR and press the record button.
Eğer onun gibi egzersiz yapsaydı erkek kardeşi kadar kaslı olurdu.He would be as muscular as his brother if he had worked out like him.
Gerçekten onu mu kastediyorsun?Do you really mean that?
O egzersiz karın kasları için yararlıdır.That exercise is good for the abdominal muscles.
Uzun zaman önce terkedilmiş küçük kasaba zamanla donmuş gibi görünüyor.The small town, abandoned long ago, seems frozen in time.
Bunu yapmak için iki kase una ihtiyacın var.You need two bowls of flour to make this.
Bugün 10 Kasım, Atatürk'ü anıyoruz.Today is November 10, we are commemorating the great leader Atatürk.
Kasabadaki çoğu kişi tatilde.Most of the people in this town are on vacation.
Parayı kasaya koydum.I put the money into the safe.
Kasaptan etteki tüm yağları kesmesini istedim.I asked the butcher to trim all the fat off of the meat.
Kasaba sakinleri tarafından terk edildi.The town was deserted by its inhabitants.
Onlar bu kasabada 350 yıldır demir çıkardılar.They mined iron in this town for 350 years.
Beni kasabaya kadar götürebilirsen çok minnettar olurum.I'd be much obliged if you could give me a lift into town.
Onlar 2000 yıl öncesinden kalma antika bir kase buldular.They found an ancient bowl from 2,000 years ago.
Köpek kasenin yanında oturuyor.The dog is sitting by the bowl.
Kasap eti kıydı.The butcher ground the meat.
Kasap etin çeşitli kesimlerini satar.The butcher shop sells assorted cuts of meat.
Kase mükemmel bir şekilde yuvarlaktı.The bowl was perfectly round.
Şüpheliye kasabadan ayrılmaması söylendi.The suspect was told not to leave town.
Kasaba 18. yüzyılda kurulmuştur.The town was established in the 18th century.
Küçük kasabada hayat sıkıcıdır.Life in a small town is boring.
Küçük bir kasabada hayat sıkıcıdır.Life in a small town is boring.
Kasırga mağdurları hükümetten mali yardım aldı.Victims of the hurricane received financial aid from the government.
Kasırgadan sonra, evleri bir harabeydi.After the hurricane, their house was a wreck.
Kasiyer müşterinin erzaklarını torbaya koydu.The cashier bagged the customer's groceries.
O andan itibaren, kasaba Esteban'ın şehri olarak tanındı.From that moment on, the town was recognized as Esteban's town.
Geçen ay kasım mıydı?Was last month November?
Evim kasırganın yolunda olmasına rağmen yara almadan geçti.Though my house was in the path of the tornado it came through unscathed.
Kasvetli bir manzara, her yöne millerce yayıldı.A dreary landscape spread out for miles in all directions.
Yatakta kaldığı yedi ay boyunca bacak kasları köreldi.The muscles in his legs had atrophied during the seven months he was bedridden.
Haritadaki kasabayı araştır.Search the town that's on the map.
Bizim kız arkadaşımız, geçen hafta küçük bir kasabaya yolculuk etti.Our girlfriend traveled to a small town last week.
Bizim bir bayan arkadaşımız, geçen hafta küçük bir kasabaya bir seyahat yaptı.A woman friend of ours took a trip to a small town last week.
Haritada kasabayı buldum.I located the town on the map.
Ben bir kasabada yaşıyorum.I'm living in a town.
Ben küçük bir kasabada yaşıyorum.I'm living in a small town.
Küçük bir kasabada yaşamak istiyorum.I want to live in a small town.
İki yıldır Kassel'de yaşamaktayım ve hâlâ Herkules'e gidemedim.I've been living in Kassel for two years and still haven't been to Herkules.
Haydutlar kutsal kaseyi çaldılar.The bandits stole the Holy Grail.
Çiftliklerde ya da küçük kasabalarda yaşadılar.They lived on farms or in small towns.
Kasım ayı sonlarında, Onlar Finlandiya'ya saldırdılar.In late November, they attacked Finland.
İki nehrin bir araya geldiği bir bölgede bir kasaba inşa ettiler.They built a town in an area where two rivers met.
Yedi kasım'da, onlar Pasifik Okyanusuna ulaştılar.On November seventh, they reached the Pacific Ocean.
Batı Tunus'ta Kasserine'de korkunç bir savaş gerçekleşti.A terrible battle took place at Kasserine in western Tunisia.
Ronald Reagan, Illinois'in küçük Tampico kasabasında, 1911 yılında doğdu.Ronald Reagan was born in 1911, in the little town of Tampico, Illinois.
Halk Kasım ayında oy verdi.The people voted in November.
Amerikalılar, 2 Kasım 2004 tarihinde oy kullandı.Americans voted on November 2, 2004.
18 Kasım 1903 tarihinde anlaşma imzalandıThe treaty was signed on November 18, 1903.
Yaşadığım kasaba oldukça küçük.The town in which I live is rather small.
Seçim kasım ayındaydı.The election was in November.
Eisenhower Kasım 1952'de seçildi.Eisenhower was elected in November 1952.
Yüzlerce şehir ve kasaba hasar gördü.Hundreds of cities and towns suffered damage.
Italya'nın Reggio Emilia kasabasında istakozları kaynatmak yasa dışıdır.Boiling lobsters is illegal in the town of Reggio Emilia, Italy.
Bir kasaba ne kadar eskiyse, o kadar çok çöp üretir.The older a town is, the more garbage it produces.
Onlar kasabadaki Ceilidh'e gitmiyorlar mı?Aren’t they going to the ceilidh in the town?
Kasabaya giden yoldaydım.I was on the road to the town.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod