Tom karı paltosundan fırçaladı.Tom brushed the snow from his coat.
Karınızın boyu ne kadar?How tall is your wife?
Karışmamamız gerektiğini düşünüyorum.I think we shouldn't get involved.
Tom'un botları karın derinliklerine battı.Tom's boots sank deep into the snow.
Tom karın kar küresi içine düşüşüne baktı.Tom looked at the snow falling inside the snow globe.
94 yaşındaki bir adam evinin dışındaki karı kürekle temizlerken kalp krizi geçirdi.A 94-year-old man had a heart attack while shoveling snow outside his house.
Kar temizleme aracı caddeden karı temizledi.The snowplow cleared the snow from the street.
Tom kıyafetlerinden karı fırçaladı.Tom brushed the snow off his clothes.
O, karısının bilinçsiz olduğunu söyledi.He said his wife in unconscious.
O, karısının cinayeti için ömür boyu hapis yatıyor.He is serving a life sentence for the murder of his wife.
O, karısını vahşice öldürdü.He brutally murdered his wife.
Tom'un karısı doğum yaparken öldü.Tom's wife died in childbirth.
Onun karısı bir bebek doğurdu, o sağlıklı doğdu.His wife gave birth to a baby, who was born healthy.
Sen karınla mum ışığında akşam yemeği mi yiyorsun?Are you having a candlelit dinner with your wife?
Onun hakkında karışık duygularım var.I have mixed feelings about that.
Bu karışıklığı kim düzeltebilir?Who can fix this mess?
Karım giyinmeyi bitirinceye kadar otobüs zaten gitmişti.The bus had already left by the time my wife was finished dressing.
Erkek kardeşim Tom'un karısı Mary'nin babası, John, Boston'dan ziyarete geliyor.My brother Tom's wife Mary's father, John, is visiting from Boston.
Benim eski karım tıknaz postacı ile yeni bir hayata başladı.My ex-wife started a new life with the tubby postman.
Odam bir karışıklık olmalı.My room must be a mess.
Bu karışıklığa sebep olan kişi sen misin?Are you the one who caused this mess?
Ana dilim, Klingonca ve Esperanto'nun bir karışımı olan Klingorantodur.My mother tongue is Klingoranto, a mixture of Klingon and Esperanto.
Bu gerçek bir karışıklık.This is a real mess.
O, Alan'ın karısı.She is Alan's wife.
Bunun dışında bir kariyer yapmayı düşünüyor musun?Are you thinking of making a career out of it?
Çikolatayı eritin tereyağı ekleyin ve iyice karıştırın.Melt the chocolate, add butter and mix well.
Tom'un karısı bir avukat.Tom's wife is a lawyer.
Onun karısı Japon.His wife is Japanese.
Sen buna karıştın mı?Are you involved in this?
Karı koca arasına girme.Do not come between a husband and his wife.
Termitlere bazen beyaz karıncalar denir.Termites are sometimes called white ants.
O, yağmur ve karı seviyor.He loves rain and snow.
Duygularım hakkında kafam karışık.I'm confused about my feelings.
Sen karizmatik bir adama benziyorsun.You seem like a cool guy.
Karizmatik bir adama benziyorsun. Arkadaş olabilir miyiz?You seem like a cool guy. Can we be friends?
Karım ve ben dün tiyatroya gittik.Yesterday my wife and I went to the theatre.
Endişelenme. Karın vefasız değil.Don't worry. Your wife is not unfaithful.
O bir skandala karışmıştı.He was involved in a scandal.
Neden seni hiç ilgilendirmeyen bir işe karıştın?Why did you interfere in an affair that did not concern you at all?
Tom her zaman kendini ilgilendirmeyen işlere karışır.Tom always meddles in affairs that do not concern him.
Karım bir doktordur.My wife is a physician.
Tom'un karısı hâlâ hayatta.Tom's wife is still alive.
Mary Tom'un ikinci karısı.Mary is Tom's second wife.
O, karısının kendini anlamadığını iddia ediyor.He claims his wife doesn't understand him.
Seni ağabeyinle karıştırıyordum.I was mixing you up with your older brother.
Kimin kazandığına gelince bir karışıklık var.There is some confusion as to who won.
Tom'un karısı benim bir arkadaşım.Tom's wife's a friend of mine.
Bu kısa günün kârıdır.This is better than nothing.
Tom'un karısının adı Mary'dir.Tom's wife's name is Mary.
Bu küçük bir kafa karıştırıcıydı.It was a little disorienting.
Tom karısının giysilerini ateşe attı.Tom threw his wife's clothes in the fire.
Tom çok karizmatik bir adam.Tom is a very charismatic man.
Ben gerçekten karı severim.I really like snow.
Bir kavgaya karıştım.I got into a fight.
Karımı patronumla aldattım.I cheated on my wife with my boss.
Tom karısını öldürmedi.Tom didn't kill his wife.
Tom karısını döver.Tom beats his wife.
Tom karısını dövdüğünü inkar etti.Tom denied having beaten his wife.
Tom'un karısı ona karşı tanıklık etti.Tom's wife testified against him.
Tom gerçekten kafası karışmış görünüyordu.Tom seemed really confused.