Kaç tane karın vardı?How many wives have you had?
Tom birkaç ay önce karısını kaybetti.Tom lost his wife a few months ago.
Bir zamanlar yaşlı bir adam ve karısı küçük bir köyde birlikte yaşarmış.Once upon a time an old man and his wife lived together in a little village.
İnsanlar çoğunlukla argument ve debate arasındaki farkı karıştırırlar.People often confuse the difference between an argument and a debate.
Bu kadar çok yersen, karın ağrın olur.If you eat that much, you'll have a stomachache.
Tom ciddi bir suça karıştırıldı.Tom was involved in serious crime.
Tom, karısını ve çocuklarını geride bıraktı.Tom left his wife and children behind.
Tom karısının evlilik dışı ilişkisini onayladı.Tom approved of his wife's extra-marital affair.
Tom karısının öldürülmesini düzenlemekle suçlandı.Tom was convicted of arranging the murder of his wife.
Korece, öğrenilmesi kafa karıştıran bir dil, değil mi?Korean is a puzzling language to learn, isn't it?
Tom biraz kafası karışmış görünüyordu.Tom seemed a little confused.
Tom'un karısı çalışkandır.Tom's wife is hard-working.
Onun karısı Sevilla'lıdır.His wife is from Seville.
Ben evlenmeden önce bir kariyer sahibi olmak istiyorum.I want to have a career before I get married.
Evlendikten sonra karımla Fransızca konuşmaya başladığım için Fransızcam daha iyi oldu.After I got married, my French got better since I started speaking French with my wife.
Tom, karısı ve üç çocuğuyla birlikte Boston'da yaşar.Tom lives in Boston with his wife and his three children.
Tom çekmeceyi karıştırdı, bir kurşun kalem arıyordu.Tom rummaged through the drawer, looking for a pencil.
Bu karışıklık için sorumlu kişi Tom değil.Tom isn't the one responsible for this mess.
Tom'a karısı hakkında hiç soru sorma.Don't ask Tom any questions about his wife.
Herkesin önünde burnunu karıştırmamalısın.You shouldn't pick your nose in public.
Sanırım bir kariyer değişikliği zamanı.I think it's time for a career change.
Sen elmalarla armutları karıştırıyorsun.You're comparing apples with oranges.
Bu kesinlikle kafa karıştırıcı.It's definitely very confusing.
Herkes kafası karışmış gibi görünüyor.Everybody seems to be confused.
Bizim hala biraz kafamız karışık.We're still a little confused.
Bu biraz kafa karıştırıcı olabilir.It can be a little confusing.
Tom karısıyla nerede tanıştı?Where did Tom meet his wife?
Bunların hepsi çok kafa karıştırıcı.This is all very confusing.
Bu biraz kafa karıştırıcı.This is a little confusing.
Kafası karışmak kolaydır.It's easy to get confused.
Benim iyice kafam karışmıştı.I was thoroughly confused.
Tom'un karısının adı ne?What's Tom's wife's name?
O kafa karıştırıcı bir zamandı.It was a confusing time.
Bu benim kafamı karıştırıyordu.It was confusing to me.
Tom'un karısı nerede?Where is Tom's wife?
Kıskançlık imrenme ile aynı değildir. İkisini karıştırmayın. Bir fark var.Jealousy is not the same as envy. Do not confuse the two. There is a difference.
Bizim bile kafamız karıştı.Even we ourselves were confused.
Tom karısının onu neden terk ettiğimi merak ediyordu.Tom wondered why his wife left him.
İşletme sahibi kârı maksimuma çıkarmak istiyor.The business owner wants to maximize profit.
Tom karısının onu neden terk ettiğini bilmiyordu.Tom didn't know why his wife left him.
Bu başka birinin işinde patronluk taslamak ya da karışma mıdır?Is this patronizing or meddling in someone else's business?
Tom karına o mektubu göndermem için beni zorladı.Tom forced me to send your wife that letter.
Polis, bıçaklı cinayete adı karışan adamı teslim olmaya çağırdı.Police have urged the man involved in a fatal stabbing to turn himself in.
Tom hariç herkes onun karısının onu neden terk ettiğini biliyor.Everybody but Tom knows why his wife left him.
Benim karım kedileri sever.My wife loves cats.
Adam karısının çocuklarını izlemesini izledi.The man watched his wife watch her kids.
İnsanların arasına karışmaktan hoşlanmıyorum.I don't like socializing.
O Başkan Karısıydı.She was the First Lady.
Karıma yirmi bir senedir el sürmedim.I have not touched my wife in twenty-one years.
Karım ben yurt dışında seyahat ediyorken beni sık sık aradı.My wife often called me when I was travelling abroad.
Karım benimle satranç oynamak istemedi.My wife did not want to play chess with me.
Tom ortalığı karıştırmaya çalışıyor gibi görünüyor.Tom seems to be trying to stir up trouble.
Bugün karım ve ben yirminci evlilik yıldönümümüzü kutluyoruz.Today my wife and I are celebrating our twentieth wedding anniversary.
Tom olaya karıştığını kabul etmedi.Tom denied that he had been involved in the affair.
Yıldızbilimini gökbilimi ile karıştırma.Don't confuse astrology with astronomy.
Mary karizmatik bir sanatçıdır ve seyircisini nasıl cezbedeceğini gerçekten biliyor.Mary is a charismatic performer, and really knows how to captivate her audience.
Tom'un sevdiği bir karısı var. Onun adı Mary.Tom has a beloved wife. Her name is Mary.
Adam üç gündür karısıyla konuşmamıştı.The man had not spoken to his wife in three days.
Birçok insan bu politikacının vicdansız bir kariyerist olduğunu düşünüyor.A lot of people think this politician is an unscrupulous careerist.
Tom karı tekmeleyerek botundan düşürdü.Tom kicked the snow off his boots.