Karın ofisinde.Your wife is in your office.
Sen ve karın nasıl tanıştınız?How did you and your wife meet?
Tom'un karısı onu kapıda karşıladı.Tom's wife met him at the door.
Bu kafa karıştırıcı mı?Is this confusing?
Bu kafa karıştırıcı olmalı.That must be confusing.
Şimdi gerçekten kafam karıştı.Now I'm really confused.
Sanırım kafan karışık.I think you're confused.
Kafan karışmış olmalı.You must be confused.
Kafan karışacak.You'll be confused.
Tom ve karısının hiç çocukları yok.Tom and his wife don't have any children.
Lütfen kartları karıştır.Please shuffle the cards.
Karım Bostonlu.My wife is from Boston.
Sadece karımın bir bebeği oldu.My wife just had a baby.
Karım bir çocuk doğuruyor.My wife is having a baby.
Karım ve çocuklar oradaydı.My wife and kids were there.
Karışık bir problem gibi görünen şeylere genellikle basit bir çözüm var.There's often a simple solution to what seems like a complicated problem.
Onun sorusu benim kafamı karıştırıyor.Her question puzzles me.
Arabamı "bebeğim" olarak çağırdığım zaman karım bundan hoşlanmıyor.My wife doesn't like it when I call my car "baby."
Su ve yağ karışmaz.Water and oil don't mix.
Onun karısı benim bir arkadaşım.His wife is a friend of mine.
Karıştırma tesisinden şantiyeye beton taşımak için doksan dakikamız var.We have ninety minutes to carry the concrete from the mixing plant to the worksite.
Senin karın çılgın değil.Your wife isn't crazy.
Karım saat yedide havaalanına geldi.My wife arrived in the airport at seven o'clock.
Karım ve Mary uçağın arkasındaydılar.My wife and Mary were in the rear of the aircraft.
Tom karısı Mary'yi arıyordu.Tom was searching for his wife Mary.
Ona bir içki karıştırın.Mix him a drink.
Onun karışmasına izin vermeyeceğiz.I won't let her interfere.
Ben onlara karışmıyorum.I'm not involving them.
Onlara karışmayın.Don't interrupt them.
Onun sözüne karışma.Don't interrupt him.
Onların kafasını karıştırıyorsun.You're confusing them.
Onun kafasını karıştırıyorsun.You're confusing him.
Onların karışmamasını istedim.I asked them not to interfere.
Onun karışmamasını istedim.I asked him not to interfere.
Ben ondan karışmamasını istedim.I asked her not to interfere.
Tom sık sık karısına ve çocuklarına kötü davrandı.Tom frequently abused his wife and children.
Tom sadakatsiz karısını öldürmeyi planlıyordu.Tom was planning on killing his unfaithful wife.
Tom karısını öldürmek için şeytani bir plan hazırladı.Tom masterminded a diabolic plot to kill his wife.
Dan elması zengin bir iş adamının karısından çaldığını iddia etti.Dan claimed he stole the diamond from a rich businessman's wife.
Elması karısına vermedi.He didn't give the diamond to his wife.
O bir bıçakla karısını yaraladı.He wounded his wife with a knife.
Tom kendini Karındeşen Jack'in oğlu olarak ilan etti.Tom declared himself Jack the Ripper's son.
Dan karısının ölümünün intikamını almak istiyordu.Dan wanted to avenge the death of his wife.
Dan karısını öldürmekten haksız yere suçlu bulunmuştu.Dan was wrongfully convicted of murdering his wife.
Dan metresiyle evlenmek için karısı Linda'yı öldürdü.Dan killed his wife, Linda, to marry his mistress.
Dan cinayete karıştığını yalanladı.Dan denied he was involved in the murder.
Tom bir kariyer danışmanıyla konuştu.Tom spoke to a career advisor.
Dan Lind'yı başka bir adamla gördüğünde tamamen kafası karışmıştı.Dan was completely confused when he saw Linda with another man.
Tom cinayete karıştığını reddetti.Tom denied he was involved in the murder.
1953'te hem Chandra hem de karısı Lalitha Amerikan vatandaşları oldular.In 1953, both Chandra and his wife Lalitha became American citizens.
Herkesin kafası karışık.Everyone is confused.
Herkesin kafası karışıktı.Everyone was confused.
Enerji içecekleri ile karışık bir alkol tehlikeli bir kombinasyon olabilir.Alcohol mixed with energy drinks can be a dangerous combination.
Onun karısı asla öğrenmedi.His wife never found out.
Dan karısını öldürdü ve bunu bilinmeyen bir saldırganın işi olarak gösterdi.Dan killed his wife and made it appear as the work of an unknown assailant.
Dan'ın kafası karışmış olmalı.Dan must have been confused.
Dan karısı Linda'nın cinayeti için mahkemeye gitti.Dan went on trial for the murder of his wife, Linda.
Ailemdeki herkes genotipik ve fenotipik olarak karışık ırktır.Everybody in my family is genotypically and phenotypically mixed-race.
Çoğu Avrupalının problemi meditasyon yapmadıklarıdır. Onların akılları karışıktır.The problem with many Europeans is that they do not meditate. Their minds are messy.
Karım kasabadan birkaç günlüğüne ayrılıyor.My wife is leaving town for a few days.