Âşığım ve kafam karışık.I'm in love and I'm confused.
Sosu salatanın üzerine dökün ve hafifçe karıştırın.Pour the dressing over the salad and toss gently.
Salatayı karıştırabilir misin?Can you toss the salad?
İşler çok karıştı.Things got very complicated.
İşler inanılmaz derecede karıştı.Things got incredibly complicated.
Kek karıncalarla kaynıyordu.The cake was crawling with ants.
Kimin kafası karışmış?Who is confused?
Tom sersemlemiş ve kafası karışmıştı.Tom was dazed and confused.
Tom çok kafası karışmış görünüyor.Tom looks very confused.
O benim karımı tanır.He knows my wife.
O benim karımı bilir.She knows my wife.
Öğretmenim ve karımsın!You're my teacher and my wife!
Tom karısını öldürdüğünü itiraf etti.Tom confessed to killing his wife.
Benim, Marika, karın.It's me, Marika, your wife.
Kârı bölelim.Let's split the profits.
Sen, karınla konuştun mu?Have you spoken with your wife?
Tom'un karısı onu terk ettiğini söyledi.Tom's wife said she was leaving him.
Karım sıkı diyette.My wife keeps to a strict diet.
Tom az önce oraya oturdu ve masanın üstündeki karışıklığa baktı.Tom just sat there and stared at the mess on his desk.
Buna karıştığına inanamıyorum.I can't believe you're involved in this.
Karımın arkadaşının adı Linda.My wife's friend's name is Linda.
John'un karısı bir İngilizce öğretmenidir.John's wife is an English teacher.
Beni buna karıştırmamanı istedim.I asked you not to involve me in this.
Boyundan büyük işlere karışma.Don't bite off more than you can handle.
Eve dönmeni bunu karınla tartışmanı öneriyorum.I suggest you go back home and discuss this with your wife.
Tom, bugün olanlara karışmış mıydı?Was Tom involved in what happened today?
Tom, ne olduğu hakkında kafası karıştı.Tom is confused about what just happened.
Tom'un karısı aynı zamanda bir bilim kadınıdır.Tom's wife is also a scientist.
Tom'un karısı da bir bilim kadınıdır.Tom's wife is also a scientist.
Tom soru ile kafası karıştı.Tom was puzzled by the question.
Tom'un soruyla kafası karıştırıldı?Tom was confused by the question.
Ben Boston'da büyüdüm fakat karım Şikagoludur.I grew up in Boston, but my wife comes from Chicago.
Karına bazı çiçekler almalısın ve onu akşam akşam yemeğine götürmelisin.You should buy your wife some flowers and take her out to dinner.
Karına benden selam söyle.Give my best to your wife, Tom.
Karına iyi dileklerimi ilet, Tom.Give my best to your wife, Tom.
Karına selam söyle, Tom.Give my best to your wife, Tom.
Karına saygılarımı ilet, Tom.Give my best to your wife, Tom.
Tom eve gitmek ve karısıyla akşam yemeği yemek istediğini söyledi.Tom said he wanted to go home and eat dinner with his wife.
Karım çiftliğe gitti.My wife went to the farm.
Tom hamile karısının karnına elini koydu.Tom put his hand on his pregnant wife's belly.
Tom karısı onu terk ettikten sonra içmeye başladı.Tom started drinking after his wife left him.
Bir bez al ve bu karışıklığı temizlememe yardım et.Grab a rag and help me clean up this mess.
Mavi ve sarıyı karıştırırsan hangi rengi alırsın?What color do you get if you mix blue and yellow?
Bu senin için kafa karıştırıcı olmalı.This must be confusing to you.
Senin kariyerin hakkında konuşalım.Let's talk about your career.
Hiç karından söz etmiyorsun.You never talk about your wife.
Tom onun karizmatik göründüğünü düşündü.Tom thought it looked cool.
Sen bu işe karışma.You stay out of this.
Sen buna karışma, Tom.You stay out of this, Tom.
Sadece işime karışma.Just stay out of my business.
Sık sık erkek kardeşimle karıştırılırım.I'm often confused with my brother.
Karım çok mutlu olduğu için mutluyum.I'm happy because my wife is so happy.
Tom bana karısını terk ettiğini söyledi.Tom told me he'd left his wife.
Tom neden kendi karısına söylemedi?Why didn't Tom tell his own wife?
Tom çoğunlukla insanlara onun karısı olduğumu söyler.Tom often tells people I'm his wife.
Tom'un karısı bana evde olmadığını söyledi?Tom's wife told me he wasn't at home.
Tom bana karısının adının Mary olduğunu söyledi.Tom told me his wife's name was Mary.
Tom Mary'ye ilk karısından bahsetti mi?Has Tom told Mary about his first wife?
Karım ve ben birbirimize her şeyi söyleriz.My wife and I tell each other everything.
Sadece bana Tom'un bir trafik kazasına karıştığı söylendi.I was just told that Tom was involved in a traffic accident.