Artık makineye iyice alışmaya başladıkları zaman, kargaların geri dönüşüyle ilgilendik.Zodra ze er echt aan wennen gaan we ons bezighouden met de kraaien die terugkomen.
Artık makineye iyice alışmaya başladıkları zaman, kargaların geri dönüşüyle ilgilendik.Έτσι, όταν το συνηθίζουν πραγματικά, προχωράμε με τις κουρούνες που επιστρέφουν.
Artık makineye iyice alışmaya başladıkları zaman, kargaların geri dönüşüyle ilgilendik.И когато наистина свикнат с това, започват да се връщат.
Artık makineye iyice alışmaya başladıkları zaman, kargaların geri dönüşüyle ilgilendik.Когда же вороны привыкают к этому, мы переходим к следующему этапу обучения.
Artık makineye iyice alışmaya başladıkları zaman, kargaların geri dönüşüyle ilgilendik.Отже, коли вони дійсно звикають до цього, ми наближуємось до ворон, які повертаються.
Artık makineye iyice alışmaya başladıkları zaman, kargaların geri dönüşüyle ilgilendik.כשהם מתרגלים, אנחנו מתקדמים לעורבים שחוזרים.
Artık makineye iyice alışmaya başladıkları zaman, kargaların geri dönüşüyle ilgilendik.إذاً عندما تعتاد على ذلك بشدة، ننتقل الى عودة الغربان.
Artık makineye iyice alışmaya başladıkları zaman, kargaların geri dönüşüyle ilgilendik.彼らは機械の騒音にも慣れ 何度も戻ってきては
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.10年ほど前に
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.A varjaknak ez már régi trükk.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.De fapt, asta e poveste veche pentru ciori.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Det är faktiskt gammal skåpmat för kråkor.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.En fait, c'est un fait largement documenté chez les corbeaux.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Eso es historia antigua para los cuervos.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Faktisk, er det gammelt nyt for krager.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.In feite is dat oude koek voor de kraaien.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.In Wirklichkeit ist das ein alter Hut für Krähen.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.사실 까마귀들에게 이런 건 케케 묵은 기술이에요.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Pravzaprav je to zanje star trik.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Sebenarnya, ini sudah lama dilakukan gagak.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Se on itse asiassa vanha temppu variksille.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Tak naprawdę to stara sztuczka wron.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Thật ra là, trò đấy cũ rồi.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Ve skutečnosti je tohle pro vrány stará vesta.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.V skutočnosti, pre vrany to nie je nič nového.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Στην πραγματικότητα, αυτό είναι παλιό κόλπο για τις κουρούνες.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Взагалі-то, це для них старий трюк.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Всъщност това е стар трик за тях.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.Для них это, в сущности, старый трюк.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.למעשה, זה כבר חלק מהשיגרה של העורבים.
Aslında bu, kargalar için eski bir durum.في الواقع، هذه حيلة قديمة للغربان.
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.아비를 조롱하며 어미 순종하기를 싫어하는 자의 눈은 골짜기의 까마귀에게 쪼이고 독수리 새끼에게 먹히리라
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.Oko, ki zasmehuje očeta in zameta pokorščino materi – izkljujejo krokarji potočni in požro mladi orli.
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.Oko, kteréž se posmívá otci, a pohrdá poslušenstvím matky, vyklubí krkavci potoční, aneb snědí je orličata.
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.Oko, ktoré sa vysmieva otcovi a pohŕda poslušnosťou matky, vykľujú potoční havrani, a zožerú ho orlíčatá.
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.עין תלעג לאב ותבוז ליקהת אם יקרוה ערבי נחל ויאכלוה בני נשר׃
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.العين المستهزئة بابيها والمحتقرة اطاعة امها تقوّرها غربان الوادي وتأكلها فراخ النسر
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.戲 笑 父 親 、 藐 視 而 不 聽 從 母 親 的 、 他 的 眼 睛 、 必 為 谷 中 的 烏 鴉 啄 出 來 、 為 鷹 雛 所 喫
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.戲笑 父親 、 藐視而不聽從 母親 的 、 他 的 眼睛 、 必為 谷 中 的 烏鴉啄 出來 、 為鷹雛 所 喫
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.A říkal mi, že bychom se je měli pokusit vyhladit.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.A vravel mi, že by sme sa mali posnažiť a vyhubiť tieto veci.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Azt mondta, meg kéne próbálnunk kipusztítani ezeket az állatokat.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Dia memberi tahu saya bahwa kita harus benar-benar mencoba memberantasnya.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu."Dobbiamo provare a sterminarli", mi diceva.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Et il me disait que nous devrions vraiment tenter de les éradiquer
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Hän sanoi, että meidän pitäisi yrittää hävittää ne otukset.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Hij zei: we zouden echt moeten proberen deze dingen uit te roeien.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.이렇게 더러운 짐승들은
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Mówił mi, że powinniśmy spróbować się ich pozbyć.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Mου έλεγε ότι πρέπει να προσπαθήσουμε να εξαλείψουμε αυτά τα πλάσματα.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Och han sa till mig att vi borde faktiskt försöka utrota dem.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Og han fortalte mig at vi virkelig burde prøve at udrydde disse tingester.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Rekel je, da bi bilo treba ta problem rešiti.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Si imi spunea ca trebuie intr-adevar sa incercam sa eradicam chestiile astea.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Und er erklärte mir, dass wir diese Viecher eigentlich auslöschen sollten.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Và anh ấy nói với tôi rằng thật đấy, ta cần phải cố gắng trừ tiệt cái lũ này.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Y me decía que debíamos intentar erradicarlos.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Він казав мені, що ми зобов'язані припинити це.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.И ми разправяше как наистина трябвало да се опитаме да ги изтребим.
Bana sahiden kargaların kökünü kazımamız gerektiğini anlatıyordu.Он мне сказал, что этим следует заняться всерьёз и постараться истребить их.