Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.Ich weiß, dass Bill Joy einen Vortrag über die fantastischen Kohlenstoffnanoröhren gehalten hat.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.Je sais que Bill Joy vous a parlé des qualités exceptionnelles des nanotubes de carbone.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.빌 조이가 탄소 나노튜브의 신비함에 신비함에 대해 말했었죠.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.Saya tahu Bill Joy telah membicarakan tentang keajaiban carbon nanotubes.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.Sei que o Bill Joy esteve a falar sobre as maravilhas dos nanotubos de carbono.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.Se que Bill Joy les estuvo hablando acerca de las maravillas de los nanotubos de carbono.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.Şiu că Bill Joy vă vorbea despre minunile nanotuburilor de carbon.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.So che Bill Joy vi stava parlando delle meraviglie dei nanotubi di carbonio.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.Tôi biết Bill Joy vừa nói với các bạn về sự kì diệu của ống cacbon nano.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.Wiem, że Bill Joy opowiadał wam o cudownym świecie nanorurek węglowych.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.Ξέρω ότι ο Μπιλ Τζόυ σας μίλησε για τα θαύματα των νανοσωλήνων άνθρακα.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.Знам, че Бил Джой ви говори за чудесата на карбоновите нанотръби.
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.כיצד ייתכן שזה יוביל ליותר משני מיליון מקרי מוות בכל שנה ? אני יודעת שביל ג'וי דיבר איתכם
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.أعلم بأن "بيل جوي" تحدث اليكم بخصوص عجائب "نانو أنابيب" الكربون
Bill Joy'un size karbon nano-tüplerin mucizeleri hakkında bir konuşma yaptığını biliyorum.お話をされていましたね そこで私は炭化した 大きなチューブについて
Bir altıgene benziyor. Altıgenin köşelerinde karbon atomları var.Mas parece que um hexágono pequeno, onde os vértices o hexágono são átomos de carbono.
Bir altıgene benziyor. Altıgenin köşelerinde karbon atomları var.Tapi terlihat seperti segi enam kecil, di mana simpul dari segi enam adalah atom karbon.
Bir altıgene benziyor. Altıgenin köşelerinde karbon atomları var.Veamos.
Bir altıgene benziyor. Altıgenin köşelerinde karbon atomları var.Vypadá jako malý šestiúhelníkem, kde vrcholy toho šestiúhelníku jsou atomy uhlíku.
Bir altıgene benziyor. Altıgenin köşelerinde karbon atomları var.Wygląda jak mały sześciokąt, w którym w narożach znajdują się atomy węgla.
Bir altıgene benziyor. Altıgenin köşelerinde karbon atomları var.Изглежда като малък шестоъгълник, върховете на който са въглеродни атоми.
Bir bakalım, altıncı karbon tam burada.butyl기, butyl기가 있을 것입니다. 여섯 번째 탄소는 여기에 있습니다.
Bir bakalım, altıncı karbon tam burada.Takže se podívejme, tady je šestý uhlík.
Bir bakalım, altıncı karbon tam burada.Για να δούμε, ο έκτος άνθρακας είναι ακριβώς εδώ.
Bir bakalım, altıncı karbon tam burada.Итак, давайте посмотрим. Шестой атом углерода вот здесь.
Bir bakalım, altıncı karbon tam burada.لذلك دعونا نرى، الكربون السادس هنا.
Bir başka örnek, aşağı indikçe , karbon.Como ejemplo, los electrones del carbono están muy cerca del núcleo,
Bir başka örnek, aşağı indikçe , karbon. Elektronlar çekirdeğe çok yakın.Então por exemplo, à medida que voê desce, no carbono, estes elétrons estão muito próximos ao núcleo.
Bir başka örnek, aşağı indikçe , karbon. Elektronlar çekirdeğe çok yakın.Jadi misalnya, saat Anda turun, karbon, elektron-elektron sangat dekat dengan nukleus.
Bir başka örnek, aşağı indikçe , karbon. Elektronlar çekirdeğe çok yakın.So zum Beispiel, als Sie eingehen, Kohlenstoff, diese Elektronen sind sehr nah an den Zellkern.
Bir başka örnek, aşağı indikçe , karbon. Elektronlar çekirdeğe çok yakın.Takže napríklad keď pôjdeme dole, uhlík, tieto elektróny sú veľmi blízko k jadru.
Bir başka örnek, aşağı indikçe , karbon. Elektronlar çekirdeğe çok yakın.Takže například u uhlíku elektrony jsou velice blízko jádru.
Bir başka örnek, aşağı indikçe , karbon. Elektronlar çekirdeğe çok yakın.Weźmy węgiel - jego elektrony walencyjne są blisko jądra.
Bir başka örnek, aşağı indikçe , karbon. Elektronlar çekirdeğe çok yakın.Οπότε, για παράδειγμα, όπως προχωράμε, ο άνθρακας, αυτά τα ηλεκτρόνια είναι πολύ κοντά στον πυρήνα.
Bir başka örnek, aşağı indikçe , karbon.예를 들자면, 여러분이 아래로 가면, 탄소,
Bir başka örnek, aşağı indikçe , karbon.А ось, наприклад, вуглець.
Bir de burada bir grup var ve bu grup omurgaya bağlanan bir, iki karbondan ibaret.ثم أنها تحتوي علي مجموعة هنا وتتكون هذه المجموعة من الكربونات واحد، اثنين متصله بالعمود الفقري
Bir de şuradan bağlanmış iki metil grubumuz var, ve bir karbona bağlanmış, değil mi? .Na řetězec jsou navázané dvě methylové skupiny a obě se vážou na stejný uhlík.
Bir de şuradan bağlanmış iki metil grubumuz var, ve bir karbona bağlanmış, değil mi? .Получается, у нас есть две метильные группы, присоединенные к одному углероду вот тут, правильно?
Bir Homunculus olabilirsin, fakat normal bir bedenin varsa yapı malzemenin üçte biri karbondan demektir.Du är en Homunculus men din kropp är normal. Det betyder att en tredjedel- -består av kol.
Bir Homunculus olabilirsin, fakat normal bir bedenin varsa yapı malzemenin üçte biri karbondan demektir.Du er en homunculus med en normal krop. Så en tredjedel af den - - består af kul.
Bir Homunculus olabilirsin, fakat normal bir bedenin varsa yapı malzemenin üçte biri karbondan demektir.Jos Homunculuksella on normaali ruumis- -kolmasosa siitä on hiiltä.
Bir Homunculus olabilirsin, fakat normal bir bedenin varsa yapı malzemenin üçte biri karbondan demektir.Możesz być Homunkulusem, ale masz zwyczajne ciało, co znaczy, że w trzeciej części zbudowany jesteś z węgla.
Bir Homunculus olabilirsin, fakat normal bir bedenin varsa yapı malzemenin üçte biri karbondan demektir.Может, ты и гомункул, но твоё тело обыкновенное, а это значит, что оно на треть состоит из углерода.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.1, 2, 3, 4, 5, 6 koolstofatomen.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.1, 2, 3, 4, 5, 6 άνθρακες.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.Eins, zwei, drei, vier, fünf, sechs Kohlenstoffatomen.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.Jeden, dva, tři, čtyři, pět, šest uhlíků.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.하나, 둘, 셋, 넷, 다섯, 여섯 개의 탄소로요.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.Raz, dwa, trzy, cztery, pięć, sześć węgli.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.Satu, dua, tiga, empat, lima, enam karbon.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.Um, dois três, quatro, cinco, seis carbonos.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.Un, deux, trois, quatre, cinq, six atomes de carbone.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.Uno, dos, tres, cuatro, cinco, seis carbonos.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.Един, два, три, четири, пет, шест атома въглерод.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.Цими ланками є вуглець. Один, два, три, чотири, п'ять, шість.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.כמו שאתם רואים, כמו שציירנו אותה קודם
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonlar.واحد، اثنين، ثلاثة، أربعة، خمسة، ستة الكربونات.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonumuz var.Bem, temos um, dois, três, quatro, cinco, seis carbonos.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı karbonumuz var.Máme 1, 2, 3, 4, 5, 6 uhlíků.